Zaten kafasının yarısı yok!

21 Kasım 2015, Cumartesi 19:00
AA


‘Dünya Çocuk Hakları Günü’nde Ali gözaltına alındı.

Öyle bir dönem yaşıyoruz ki bazı olaylar kabus gibi, uyansam da bitse diyorsunuz. Bitmiyor; üstünüze geliyor! Gezi olaylarında hayatını, gözünü kaybedenlerin yanında kafatasının yarısını kaybeden bir delikanlı vardı simge olmuş: M.A.T. Kafasına gaz kapsülü isabet etmiş, ağır yaralanmış, aylarca ölümle yaşam arasında gidip gelmiş, sonunda kafasının sol tarafı olmadan hayata tutunmuştu.

Bu yıkımın sorumluları bulunup cezalandırılmadı ama delikanlı cezalandırılmaya devam ediyor: Önceki gece İzmir’de DHKP-C’ye destek oldu diye 10 kişi ile birlikte gözaltına alınmış! Güya Dünya Çocuk Hakları Günü’nde yüzleri maskeli olarak havaya ateş açarken videoları varmış. Oğlunu hayata döndürme çabasında yanında görmeye alıştığımız babası perişan: “Her olayda olağan şüpheli diye oğlumu alıyorlar. Daha onu bu hale getirenler bulunamamış. Sağlığı yerinde olmayan, evde oturan bir çocuk Ali. İlaçlarını almalı. Yüzü maskeliyse o olduğunu nereden bildiler?” diyor. Yarısı olmayan kafatasıyla, hayatı kaymış bir çocuk bunu hak ediyor mu?

Onlar kendi kanatlarıyla uçtular


Kagider, Garanti Bankası ve Ekonomist Dergisi’nin 9 yıldır yaptığı Türkiye’nin Kadın Girişimci Yarışması”nın tiryakisiyim. Bu yarışmaya yurdumun değişik yerlerinden öyle değişik kadınlar katılıyor ki onları tanımakla umutlanıyor, yarınlara güven duyuyorum! Yarışmaya katılan kadınların sayısı 113’le başlayıp yıllar içinde artmış ve toplamda 31 bini bulmuş!


Karslı kaz üreticisi Nuran Özyılmaz’a ödülünü KAGİDER Başkanı Sanem Oktar verdi.

Kaç kişiler ki?

Türkiye’de hepi topu 100 bin kadın girişimci olduğunu bilirsek iyi bir rakam. Bu yılın ipi göğüsleyen girişimci kadınları arasında ‘Türkiye’nin, yöresinde Fark Yaratan yarışmacısı,’Kars’ta Kaz Evi Restoranı’nı açan Nuran Özyılmaz. Yöresel yemekler yapmanın yanı sıra 40 kadınla birlikte kaz yetiştiriyor ve kargoyla kaz eti satışı yapıyor. Karslı girişimci Nuran Hanım eski usul bağladığı başörtüsü, siyah şık elbisesiyle büyük alkış aldı! Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi Zehra Sema Demir’in ise 2007 yılında açtığı Yaşayan Müze’sini şimdiye kadar 10 bin kişi ziyaret etmiş. Türkiye’nin ilk hamam müzesini de açan Zehra Hanım’ın projeleri bitmek bilmiyor. Gelecek Vaat eden Kadın Girişimci Melis Tasacı da engellilerin tekerlekli araçlarını binalara sokmak için portatif rampa üreterek bunu tescil ettirmiş ve yurt dışına satmaya başlamış! Engelli yaşam çözümlerinde pazar lideri olmuş!

‘Bir’den ‘kırk’a...

Kadın Girişimci ödülünü kazanan Mevlüde Uygun yarattığı çocuk giyim markasıyla bu yeri hak ediyor. Ayda 100 binin üzerinde üretim yapan İdil Bebe’nin her yıl yakaladığı yüzde 40 büyüme, 16 mağaza da ve onlarca corner’da satılıyor. Akşam Kız Sanat Okulu mezunu Mevlüde Hanım’ın bu başarıyı 50 m2’lik dükkanda 3 makineyle başlattığı düşünüldüğünde kat ettiği yolun uzunluğu anlaşılıyor! Kendi işini yaratan, başkalarına da istihdam sağlayan, büyüyen, büyüten bu girişimci kadınlara kocaman bir alkış! İş dünyasında asıl başarı bir yere girip çalışmak değil, kendi işini yaratmaktan geçiyor!

Hepimiz mi silahlanalım?


Dr. Aynur Dağdemir hem kadın hem doktor olarak öldürüldü.

O hem kadındı, hem doktor. Kadına şiddetin sağlık çalışanına şiddet kapsamından duble hedef oldu ve hayatını kaybetti. Samsun’daki bir özel hastanede çalışan Dr. Aynur Dağdemir’in suçu, yanında sekreter olarak çalışan Şeyda A.’yı öldürmeye çalışan eski eşi Yusuf’u durdurmaya yeltenmek! Bu kaçıncı? Eski koca dehşeti ne menem bir şeydir ki eski karısına kızdığı için önüne çıkan doktoru öldürüyor, sonra da canına kıyıyor! Keşke intihar etmeseydi. Ceket kravat mahkemeye çıkar, boynunu büker, hakimden iyi hal indirimi alırdı! Peki biz sağlık çalışanlarını bu manyakların saldırılarından; kadınları eski kocalardan ve sevgililerinden nasıl koruyacağız? Koruyamazsak saldırganların suçunu hafifletmekten ne zaman vazgeçeceğiz? Kendi güvenliğimiz ve adalet duygumuzu tatmin için hepimiz mi silahlanalım!??