Yazlık bir yazı

Salı, 21 Haziran 2011 - 05:00

Burç değişiyor.

Yarın... “En uzun gün.”

Güya yaz faslı’nın başlangıcı.

Ne malûm?

Nereden anlayacağız yaz geldiğini?

Televizyon dizilerinin bitmesinden mi? Açık oturumların kalkmasından mı? En güzel programlara nokta konmasından mı? Yazarların çizerlerin tatile çıkmasından mı?

Bu memlekette yaz mevsiminde kimse gazete okumaz, televizyon seyretmez mi?

[[HAFTAYA]]

*** 

Futbol yok.

Basketbol bitti.

Siyaset tatilde. Meclis açılıp hemen kapanacak. Televizyonlar çok yorgun. Hürrem Sultan bile yarın gece bizden izin isteyecek.

Demek ki sahiden yaz geldi.

Birazdan orman yangınları başlar...

Hemen ardından da denizde boğulma mevsimi.

***

Ne var ki, siyasetin bir bölümü, yaz’a rağmen sessiz ve derinden yürüyor. Yürüyecek.

Nedir o?

Kurultay için delegelerden imza.

Peki, hedef nedir?

- Kılıçdaroğlu mu?

Hayır, çevresi.

Çalışma arkadaşları. Yardımcıları.

Hatta Parti Meclisi.

- Yahu bu istiskal değil mi?

Kılıçdaroğlu kendisine dokunmayan yılan’a “bin yaşa” der mi? Ve o koltukta oturur mu?

“Oturur” diyenler var.

İnanmıyorum.

Delegelerin imzası yeterli sayıya ulaştığı an, Kılıçdaroğlu gibi dürüst bir insan, Kurultay’ı beklemez, zaten istifa eder.

 ***

Burç değişiyor.

Devran dönüyor.

“En uzun gün.”

Güya yaz faslı’nın başlangıcı.

Ne yapayım?

Baharı görmeden gelen yaz, karpuzu yemeden kabuğuna basmaya benzer.