Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Yeni Türkiye'ye doğru tam gaz!

Pazar, 01 Şubat 2015 - 05:00

Bir yere gittiğiniz zaman, yediğin içtiğin senin olsun, gezdiğini gördüğünü anlat denir ya. Ben bir yiyecek fuarına, yıldızlı şeflerin buluşmasına gittiysem ne anlatacağım? Tabii ki yiyecek, içecek! Üstelik de burada olmadığım üç gün içinde olana bitene baktım, içim kaldırmadı! CumBaşkan, gazetecilerini karşısına dizip anlatmış. İlk 100’e giremeyen diziyi bir hafta bile tutmuyorlar ama bizimkinin kanalları var, gösterirler.

Meydanlara da çıkmış, miting bağımlısı, yapmadan duramıyor. Başkan olacak ya, oy istiyor. Şu anda yaptığı anayasaya aykırı, olsun, polis onun, yargı onun, herkes onun. BaşVekil, takke takıp tarikat cenazesinde namaz kılmış. Okul müdürü camide erkek velilerle toplantı yapmış. Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı makamı yaptığı Çankaya’dan forsunu sökmüşler. Bakarsın eskiciye satmışlardır? Anıtkabir’i yıkıp cami yapacaklar deseler şaşmayacağım artık, kankası Kral Abdullah da Kabe’nin etrafına rezidans yaptırmamış mıydı? Komik şeyler de var: Mecliste, yolsuzluk tapelerini not defteri yapmışlar! Yüreğim şişti. Memleket paylaşılıyor, biz, birbirimizi yiyoruz. Cumhuriyet Gazetesi’nde olanlara bir bakın! Evet en iyisi tavuklardan bahsedeyim!

[[HAFTAYA]]

Köy tavuğu nasıl yetişir

Sayın bakalım bildiğiniz yerel lezzetleri? Ezine peyniri, Finike portakalı, Kars kazı, Trabzon tereyağı, Ayvalık zeytinyağı, Aydın inciri, Giresun fındığı, Taşköprü sarımsağı, Silivri yoğurdu... Bu yerel lezzetlerin tescil edilmiş olanlarından 49’u Metro raflarında yer alıyor. Metro, bu konuda çalışan Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’ndan danışmanlık alıyor, yerel üreticilere eğitim vererek sertifikalı üretici yapıyor.

Bunların ürünleri Metro’nun diğer ülkelerdeki marketlerinde de coğrafi işaretli ürün olarak daha yüksek fiyata satılıyor. Neden? Ezine peynirini özel yapan, oradaki ineğin oradaki otu yemesi, sütünün lezetine o coğrafyanın özelliklerinin karışması. Tüketici artık böyle ürün istiyor. Lyon yakınlarındaki Bresse’de yetişen köy tavukları da dünyaca ünlü. Çünkü bütün üretim, özel bir komite tarafından takip ediliyor. Mavi ayaklı, beyaz parlak tüylü tavuklar, Bresse’de yetişen buğday ve süt tozu karışımı özel bir gıdayla tavuk başına 10 m2 düşen kümeslerde besleniyor. Açık havaya çıkarılıp ot ve solucan yemesine izin veriliyor, hepsinin süresi, günü ayı belli! Bu kadar özenle çocuk yetişmiyor! 4-5 ve 8 ay sonunda üç ayrı tip olarak sağlıklı koşullarda acısız kesim yapılıyor. Sonra da yemeden yanında yatılıyor!

Şefler hem paralı, hem havalı


Bu yeme içme meselesi neden önemli? Bir gelişmişlik ve kültür değil sadece, istihdam, iş kolu ve endüstri aynı zamanda! Michelin yıldızlı şeflerin lokantalarında yemek yiyebilmek için aylar önceden kuyruğa giriyorsunuz. O yemekler hiç de ucuz değil ama yemeğin lezzeti, sunumu, sağlıklı olması, değiyor dedirtiyor. Mutfağımızla çok övünürüz ama bizim henüz Michelin yıldızı almış şefimiz yok. Türk mutfağı, bölgesel çeşitlilik göstermekle birlikte aslında et, ekmek, domates, biber, soğan ve patlıcana dayalı sade bir mutfak. Metro Türkiye Genel Müdürü Kubilay Özerkan’la birlikte Lyon’da denediğimiz yıldızlı şeflerin mutfaklarındaki tavada kaz ciğeri, fırında istiridye, dana yanağı gibi lezzetler, sosları ve resim gibi sunuşlarının karşısına biz ne koyarız? Kuru fasulye, pilav, döner, lahmacun, köfte? Lezzetli ama yetmiyor!