Yıpratma gündemi

a
a
Perşembe, 02 Eylül 2010 - 05:00

Gazetelerin birinci sayfaları nasıl belirlenir, bilir misiniz? Haber toplantısında ajanslardan, muhabirlerden, diğer haber kaynaklarından gelen haberler toplanır, gündemde hangi konu öne çıkıyorsa o seçilir ve manşet atılır. Bir kaç yıldır bazı gazetelerde bu böyle olmuyor. Haber toplantısında oturuluyor ve “Getirin bakalım yeni yollanan dosyaları, bugün TSK’ya nereden çakacakmışız, seçelim” deniyor! Bu bilgiler, dosyalar, CD’ler, nedense bunlara ‘helal süt emmiş, şerefli subaylar’ tarafından servis ediliyor! Bir servis, bir servis. Her gün bir tane çakıyorlar. Katrana bulayıp çıkarıyorlar. Ötekiler de darmaduman oldu, ne psikoloji kaldı, ne fiziki güç, dayanmaya çalışıyor. Çünkü dış düşmana karşı savaşmak üzere eğitilmiş, böyle bir hainlik ve kuşatmaya karşı değil!

Adalet yolunda ölüm çare mi?

Yargısız tutsaklık ve hukuk cinayeti bitene kadar orucumu açmayacağım”! Silivri Cezaevi’nin önünde bu satırları okurken gözyaşlarına boğulan genç kız, ‘ıslak imza’ kavramını hayatımıza kazandıran Albay Dursun Çiçek’in avukatı, aynı zamanda kızı! Silivri ve Hasdal tutuklularına uygulanan, hukuksuzluk, yargısız infaza dönüşen tutukluluk, hukuk yollarında mücadelenin tıkanması, tutuklu sanıkları isyana sevk ediyor. Tek silahları adalet olmaktan çıkıp kendi bedenleri oluyor. Albay Çiçek ölüm orucuna başladı! Kendilerini ‘demokrat’ olarak niteledikleri için asker düşmanlığı yapanlar seviniyordur herhalde! Ve mesela niye bu dönemde benim gibilerin onları savunduğunu anlamazdan gelip militarizmle suçlamaktan zevk alıyordur. Oysa ben kime haksızlık ediliyorsa, kimin hakkı yeniyorsa, ‘rengi siyah mı beyaz mı, dini, mezhebi, siyasi görüşü ne’ diye bakmadan bütün gerçek demokratların yapması gerektiği gibi her zaman haksızlığa, baskıya karşı çıktım. Gücün değil, güçsüzün yanında durdum hep. Ve şimdi aydın, solcu, liberal geçinenlerin, nasıl bir aymazlık içinde olduklarını gördükçe bırakın onları anlamayı, analiz bile edemiyorum!

Zorba, Yunanlılar yerine Bulgarlardan!

Devlet Opera ve Balesi, Bodrum’da bale festivali düzenlemeye kalktığında kendi içlerinde bile karşı çıkanı çok olmuş. Barları ve eğlencesiyle ünlü Bodrum’da ‘kim gider baleye’ korkusundan. Ne var ki 8. Bodrum Uluslararası Bale Festivali biterken bu tereddüt artık çok geride kalmış. Gösterilerin biletleri günler öncesinden bitiyor ve Bodrum’un merkezindeki antik tiyatroda, İstanbul ve Ankara’dan gelip buraya yerleşmiş ya da tatilini geçiren sanatseverler, heyecanla gösterileri bekliyor. Bu yıl kapanış temsilinde Sofya Ulusal Opera ve Balesi’nin sahnelediği Zorba’yı izleme olanağı bulduğum festivalde, İspanya’dan Flamenco Kanı, Kore’den, İtalya’dan gösteriler de büyük ilgi görmüş. Amma ille de Zorba rolünde İrek Mukhamedov! İrek Mukhamedov, Bolşoy’dan İngiltere Kraliyet Balesi’ne kadar büyük topluluklarda dans etmiş bir sanatçı, Bodrum’da herkesi mest etti! Klasik bir Yunan öyküsü olan, yabancıyla aşkın konu edildiği Kazancakis’in romanının müziğini ünlü besteci Theodorakis yapmıştı. Benim gönlümde Anthony Quinn’in oynadığı Zorba rolüyle sinemadan yer etmiş Zorba’yı, aslında Bodrum Festivali’nde Atina Opera ve Balesi sahneleyecekmiş ama kriz yüzünden kapandığı için iş Bulgarların üzerine kalmış! Zavallı Yunanlılar, operalarını bile kapamak zorunda kalacak kadar zordalar! İrek Mukhamedov, bir balet için ileri yaşına rağmen (50) sahnede keklik gibi sekti, kelebek gibi uçtu, topaç gibi döndü! Ama diğerlerinin de hakkını yememek lazım, Amerikalı John ile Marina rolündeki dansçıların dramatik güçleri, aşk ve ayrılık sahneleri en az Zorba kadar etkileyiciydi! Aşkı da en iyi beden dili anlatmaz mı zaten. Oralarda olursanız seneye 9. Bodrum Uluslararası Bale Festivali’ni kaçırmayın, e mi?