Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Yok aslında aşkların birbirinden farkı

Pazar, 13 Haziran 2010 - 05:00

Biten aşkların ardından ağıt yakmak, “Neden bitti, neden terk edildim?” diye sorarak gözyaşı dökmek elbette hakkınız. Her zaman yazıyorum, bir acıyı bitirmenin yolu o acıyı dibine kadar yaşamaktan geçer. Acınızı yaşamaktan korkmayacaksınız. Cesurca üzerine gideceksiniz ve bir süre sonra göreceksiniz ki geçmiş ve bitmiş... Ne diyor şarkısında Sezen Aksu, “Hiçbir acı sonsuza dek sürmez...” Terk edilmeyi, aldatılmayı kendimize yakıştıramamamızın nedeni “Bu bana nasıl yapılır?” sorusudur. Hep şöyle söylenir, “Ama biz başkaydık, diğerlerinden farklıydık. Birbirimize karşı hep dürüsttük. Çok seviyorduk...” Birbirinizi çok sevmenize kimsenin itirazı yok. Ancak bilmelisiniz ki siz başka değildiniz. Bir aşk nasıl yaşanırsa öyle yaşadınız. Mutlu oldunuz, üzüldünüz, özlediniz, seviştiniz, ağladınız, güldünüz, vs. vs... Aşkınızın bitişi de farklı olmadı. Sadece bunu siz kabullenemiyorsunuz, hepsi o kadar.

*** 

Bursa’dan yazan ’Şükran’ rumuzlu okurum içinde bulunduğu durumu şöyle anlatıyor: “2.5 yıllık bir beraberlikten sonra bir gün ’Ben artık seni sevmiyorum’ dedi ve gitti. Her şey bu kadar kolay mıydı? Onun için yaptıklarımı nasıl unutur? Ailemi, arkadaşlarımı, tüm çevremi karşıma aldım. O istiyor diye üniversiteye bile gitmedim. Kimseyle görüşmez oldum. Söylediği her şeyi yaptım. Mehmet Bey, söyleyin lütfen, ben nerede hata yaptım?” Şükran aslında sevdiği için herkesin yaptığı gibi fedakarlıklarda bulunmuş. Bir aşkta yapılması en olağan şeydir fedakarlık. Aşk için çok şeyden vazgeçebilir insan. Ancak bilmelisiniz ki bu o an için geçerlidir. Taraflardan biri terk ederken “Benim için zamanında çok fedakarlık yaptı” deyip terk etmekten vazgeçmez. Çünkü giden, gitmeyi kafasına koymuşsa, onu bu fikrinden hiçbir şey vazgeçiremez. Yalnız fedakarlık derken insanın kişiliğinden vazgeçmemesi ilkesini unutmamalısınız.

***

Aydın’dan yazan ’Yarınsız’ rumuzlu okuyucum da “Birbirimize çok yakışıyorduk. Herkes bizim aşkımızı kıskanırdı, parmakla gösterirdi. Ailelerimiz de çok uyumluydu. Çevremizdekiler ’Bugün yarın evlenecekler’ gözüyle bakıyordu bize. Bir gün onu, iş çıkışı başka bir kızın yanında gördüğümde önce hiçbir anlam veremedim. Yanlarına gittiğimde, 3 yıllık sevgilim beni tanımamazlıktan geldi. Buna inanamadım. Daha sonra konuştuğumuzda da o kızdan çok hoşlandığını, bana olan aşkının azaldığını söyledi. Böyle bir şey olabilir mi?” diye soruyor. Olmuş işte... Bir aşk bitmiş, yenisi başlamış.

***

Sonuç olarak birbirine en uyumlu çiftler de bile aşkın bittiği noktada böyle şeyler yaşanabiliyor. Yalnız, bu tür olaylar sizi aşktan soğutmasın. Unutmayın ki beş parmağın beşi bir değil. 2.5 yıllık sevgiliniz sizi terk edebilir ama siz istedikçe aşk yüreğinizde kalır. Terk edilmek, aldatılmak dünyanın sonu değildir. En güzel zamanlar aşkla yaşanır. Uzun süre aşka küstükten sonra yeniden sevgili bulan bir arkadaşım şunu demişti; “Yalnız yapılmayacak ne çok şey varmış...” Öyle elbette; çift olmanın öyle güzel yanları var ki...