Yunanistan ile silahlanma yarışı sona erecek mi?

Cuma, 02 Nisan 2010 - 05:00

Avrupa’nın en yoksul iki ülkesinden Yunanistan yılda 7 milyar euro, Türkiye ise 11.5 milyar euroluk silah satın alıyor. Başka bir hesapla her iki ülke de milli gelirinin yüzde 2’sini silahlanmaya harcıyor.

Üstelik bu silahların büyük bölümümü birbirimize karşı kullanmak üzere alıyoruz. Varımızı yoğumuzu tanka, füzeye, denizaltıya harcıyoruz. İçine düştüğü ağır ekonomik krize rağmen Almanya ve Fransa ile milyarlar dolarlık silah alım anlaşmaları imzalayan Yunanistan şu günlerde Rusya’dan da füze sistemleri temin etmek istiyor. Yunan Savunma Bakanı Evangelos Venizelos füzeleri incelemek üzere önceki gün Moskova’ya gitti.

Gelelim bu yarışın ekonomiye etkilerine; Yunanistan borçlarını ödeyemediği için iflas noktasına geldi. Türkiye işsizliğin en yüksek olduğu ülkelerden biri. Büyük bir kitle yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Eğitim, sağlık, ulaştırma gibi alanlarda milyarlarca dolarlık kaynağa ihtiyacımız var. Oysa pek çok yaramızı sarabileceğimiz kaynaklarla silah üreticilerini zengin ediyoruz.

Aslında öncelikle şu sorunun yanıtını vermek lazım: Türkiye ile Yunanistan’ın savaşması için bir neden mi var? Ege’deki sorunları da Kıbrıs meselesini de masada yani diplomasi yoluyla, konuşarak gerekirse tartışarak çözebiliriz. Zaten her ülke açısından da bunu yapmaktan başka akılcı bir çıkış yolu yok.

Bağış’ın teklifi çok önemli

Devlet Bakanı ve Avrupa Birliği Baş Müzakerecisi Egemen Bağış’ın Türkiye ve Yunanistan’a silahlanmaya yarışını sona erdirmeye yönelik çağrısını bu anlamda çok önemsiyorum. Bağış’ın bu çıkışı Amerika’nın en saygın gazetelerinden The New York Times’ta yayınlanmış ve Avrupa başkentlerinde ses getirmişti.

Daha önce Başbakan Tayyip Erdoğan da benzer yönde bir çağrı yapmıştı. Hatta silah üreticisi Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel’in bile insafa gelip iki ülkeye daha az silah alma önerisinde bulunması bence artık kaçırılmaması gereken bir fırsat sunuyor.

Bütün bu açıklamalar ve olumlu yaklaşımlar iki ülke arasında barış umutlarını güçlendiren özel bir hava oluştuğunu gösteriyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan eski Başbakanı Kostas Karamanlis ile büyük bir dostluğu vardı. Nitekim Karamanlis, Ankara’yı 57 yıl aradan sonra ziyaret eden ilk Yunan Başbakanı olmuştu. Karamanlis ve Erdoğan arasında etkileri bugün de süren önemli adımlar atıldı. Yunanistan’ın şimdiki Başbakanı Yorgo Papandreu da, çözüme gerçekten inanan ve destekleyen bir politikacı. Türkiye’yi çok iyi tanıyor, merhum Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile pek çok tabuyu yıkmıştı.

Bu yolda yürümeye devam edip eğer Ege’de ve Kıbrıs’ta gerçek ve kalıcı bir barışı sağlayabilirlerse hem Papandreu hem de Erdoğan tarihe geçer. Her iki liderin de şartları sonuna kadar zorlayıp Kıbrıs’ta çözümü sağlamaları gerekiyor. Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat bu çözümü destekleyebilecek iki lider olarak öne çıkıyor.

Kıbrıs meselesi çözülebilirse Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğinin önündeki en büyük engellerden biri de kalkmış olacak. Ege ve Akdeniz’de oluşacak barış ve işbirliği havasının Yunanistan’ın da refahına çok büyük katkı sağlayacağına şüphem yok. Kafkaslar ve Balkanlar’da dişe dokunur hiçbir başarı elde edemeyen Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in, Kıbrıs’ta oluşan bu fırsatı iyi değerlendireceğini umalım.