Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Zarlar Diyarbakır'da atıldı!

Perşembe, 02 Haziran 2011 - 05:00

CHP ve AKP’nin Diyarbakır’da üst üste miting yapacak olması, bütün siyasi gözlemcileri heyecanlandırdı. BDP’nin kalesi olan ve “Kürdistan’ın başkenti” gözüyle bakılan kentte seçmenin tavrı “ithal partiler”e nasıl olacaktı? Her yere yetişmek mümkün değil, Diyarbakır’a gidemedim. Ama ekrandan gördüğümüz, gidenden dinlediğimiz kadarıyla “Eh işte!” bile değil. İstanbul-Maltepe’de bunun beş misli kalabalık vardı! Bunu şöyle yorumlamak doğru olur: Seçmen Erdoğan’ı yalanladı! Neden mi?

[[HAFTAYA]]

Başbakan Erdoğan, CHP’nin Hakkari mitinginden sonra BDP’yle CHP’yi işbirliği yapmakla suçlamıştı! Çünkü Hakkari mitingi AKP’nin mitinginden kalabalıktı. Hem de kepenkler kapanmamış, BDP, Başbakan’a yaptığı protestoyu Kılıçdaroğlu’na yapmamıştı. CHP’nin Diyarbakır mitingi bu yüzden çok büyük merakla bekleniyordu. Eğer büyük bir kalabalık olsaydı, Başbakan suçlamalarını sürdürecekti. Ama meydanda, merak ettiği için gelmiş BDP seçmeni değil, görüntülerden de belli olduğu üzere sadece CHP seçmeni vardı! Yani bir BDP-CHP işbirliği söz konusu değildi. Başbakan’a ikinci yalanlama da CHP’den geldi. CHP’yi Ankara’nın ötesine geçememekle itham eden Başbakan, CHP’nin Doğu ve Güneydoğu’daki bütün illere gitmesi üzerine ne diyecek acaba?

Kürtler ‘Eh işte’! dedi

Mitinge gitmediler ama Kılıçdaroğlu’nun ne söyleyeceğini de merak ettiler ve kulak kabarttılar. Ne düşündükleri sorulunca da “Eh işte!” dediler. “Temkinli” dediler. Kılıçdaroğlu, Kürt konusunda başından beri temkinli. Nasıl olmasın ki? Buradan alınacak her oy, Ege’den oy kaybı demektir. Üstelik burayı memnun edecek bir şey söyleseniz bile oya dönüşeceği garantisi yoktur ama Ege’yi kızdıracak bir şey söylerseniz oyun geri gideceği garantisi vardır. Ayrıca, yüzde on barajının düşmesi, belediyelere mali özerklik, ana dilde eğitim, kimliğe saygı gibi konuları seçim bildirgesine yazan CHP daha ne vaat edebilir? AKP’nin işi ise daha da zor. Çünkü AKP yapabileceği her şeyi yaptı, daha fazlasını yapamaz.

Açıkçası bu konuda düşünen biri olarak en anlamadığım şey; her kesimden yükselen barış ve silahların susması isteği! Evet, çünkü varolan durumla komik bir biçimde tezat oluşturuyor. Silahların susmasını isteyen taraf silah bırakır. Her operasyondan sonra bölgede kızgınlık artıyor. Sanırsınız ki operasyon ve ölümler, meskun mahalde gerçekleşmiş: Hani asker, kahvede tavla oynayıp nargile içenleri taramış. Oysa operasyonlar açık arazide çatışma biçiminde gerçekleşiyor. Yani militanlar elde silah, bazuka, roketatar, istihbarat sonucu kırsalda görülüyor, çatışma çıkıyor... Sonra da nutuklar atılıyor: Operasyonlar dursun, silahlar sussun, kan dökülmesin... Emrin olur da... Önce sen bıraksan şu silahı.

Seçimler kimin umurunda?

Pazar günü İstanbul’da tur attım. Bulutlu ama güzel bir gündü. Siyasi partilerin seçim çalışmaları tam gaz gidiyor, seçim arabaları vızır vızır dolaşıyordu. Halkın ise pek taktığı yoktu! Salacak, Harem, Üsküdar arasını dolaştım. Kimisi ailece, kimisi arkadaşlarıyla çekirdek çitleterek volta atıyordu. Küçük bir sandalda horon tepen gençleri gördüm. Açıkçası herkes kendi havasındaydı. Seçim meydanlarında heyecanlı kalabalıklar olmuyor değil ama miting biter bitmez hayat normal akışına dönüyor. İyi ki de dönüyor!

Yoksa liderlerin tutturduğu üslupla kavga, seçmen arasında da devam etse kan gövdeyi götürür. Nitekim sertleşme dozunun artması seçmene de bulaştı, konvoylara saldırılar, yaralılar olmaya başladı. Muhtemelen anketlerden hoşnutsuz olan Başbakan esip gürlüyor! Başta liderler tansiyonu düşürmeli. Kalan son iki haftanın nasıl geçeceğini düşünmek bile istemiyorum. Kazasız belasız inşallah!