Çifte standart

Cumartesi, 09 Ağustos 2014 - 05:00

Geçen hafta yurt dışından geldik ailece. Havaalanında giriş yaparken, pasaport kontrolde gördüğüm bir olayı paylaşmak istedim sizlerle. Biz sıramızı beklerken yan tarafta bir adam, eşi ve beş çocuğu ile bekliyordu. Diyeceksiniz ki 'bunda ne gariplik var?'. Garip olan şuydu: Hanım sadece gözleri açıkta kalacak şekilde siyah çarşaf giymişti. Sıra bize geldi. Kızımla beraber standart uygulama olan kamera karşısına sırayla geçtik. Resimlerimiz çekildi, pasaport kontrolleri yapıldı... Bir yandan da yan taraftaki aileyi kontrol ediyordum, acaba hanımın resmi nasıl çekilecek diye. Çekilmedi. Polisin karşısına bile çıkmadı hatun. Ailenin reisi toplam yedi pasaportu polise verdi, açıklamayı yaptı ve çekip gittiler. Ben kimsenin dini görüşünü yargılamam, böyle bir şeye yeltenmem bile. Herkes kendi inancından sorumludur. Ama ben, uygulanan çifte standardı yargılarım. Eğer bir kural varsa, bu herkes için uygulanmalıdır. Haksız mıyım?

Enfeksiyona su tedavisi

Biz insanlar ne kadar zamandır en ufak bir ağrı için ilaca hücum etmeye başladık acaba? Baş ağrısını, diş ağrısını, gazı bile hep ilaçla tedavi ettik. Mide, ayak, bacak, herşeye ağrı kesici, ateş düşürücü, sakinleştirici, antibiyotik aldık. Rusya seyahatimde, orada yaşayan Rus arkadaşım bir olay anlattı. Kısa süre önce ağır bir göğüs enfeksiyonu geçirmiş ve doktora gitmiş. Doktor antibiyotik vermiş, ancak kendisi ilaç almak istemediğini söyleyince '1 hafta sadece su ile yaşamaya dayanabilir mi' diye sormuş. Arkadaşım "Tamam" deyince 1 haftalık su kürüne başlamışlar. Bir hafta sonunda hiç bir şeyi kalmamış. Kıssadan hisse. Biz nasıl besleniyorsak bütün hücreler, mikroplar ve bakteriler de öyle besleniyo. Biz vücuda giren besini kesince onlar da besinsiz kalıp ölüyorlar. Hatta bir zamanlar kanser için bile sadece bitki çayı kürü önerildiğini biliyorum. Bu demek değildir ki hiç bir şey yemeyelim ve sadece su içelim. Ancak her mikrop farklı besinlerle besleniyor. Örneğin kanserli hücreler proteinle gelişiyor. Etle, sütle... Belki protein kesilirse kanser hücreleri de ölecek.

Güç bendeeee!

Anlatmaya çalıştığım şu: Aslında vücudumuz hastalıklar karşısında o kadar güçlü ki dışarıdan verilecek hiçbir şeye ihtiyaç duymuyor. İhtimaldir ki bu tezime doktor arkadaşlar tepki verecektir. Sorun değil. Ben sadece düşüncemi dile getiriyorum. Bundan sonra ben de en doğal yöntemi deneyecek ve herhangi bir ağrıda besini kesip su içeceğim. Ölmez de sağ kalırsam neticeyi yazarım.

 

3