Farkında mısınız?

a
a
Pazartesi, 20 Eylül 2010 - 05:00

Bir an için Hakan’ın hatalı gol yediğini kabul edelim ve de buraya bir parantez açalım. Sanki Schuster Rüştü’yü silmiş, Beşiktaş iki kaleciye kalmış. Siz olsaydınız Fenerbahçe maçına kimle başlardınız? Bence taraftarın 11’inde Cenk Gönen vardır. Ama Hakan Arıkan tercihinden dolayı da Beşiktaş Teknik Direktörü’nü de fazla suçlayamayız. Beşiktaş kalecisi kendi şanına ve kariyerine yakışmayan bir gol yedi. Saracoğlu’nda böyle bir gol yiyorsanız telafisi mümkün değildir. Hele o golden sonra 3’lük ve 4’lük bir farktan kaçıyorsanız bence bugün Beşiktaş’taki Yahya Efendi Türbesi’ne gidip dua ediniz. Futbolda saygı her zaman rakibe değildir.

[[HAFTAYA]]

Yahya Efendi’deki duanın öncesinde Guti’nin Halim Çorbalı için yapılan saygı duruşunda çıkardığı haç, bence Beşiktaş’ın farktan kurtulmasına vesile olan bir başka duadır. Ama ne oldu biliyor musunuz? Kartal gibi maça başlayan Beşiktaş bir anda Kanarya’nın civcivi olup çıkıverdi. O zaman 0-4 olsa sonuç ne diyecektik? Papaz her zaman pilav yemez mi? Siz ilk yarıda 20 dakikalık Beşiktaş baskısı içerisinde Nihat Kahveci’yi gördünüz mü? Maçı izlemeyip Polis Radyosu dinleyenler Nihat’ın bir anda kaçırıldığını zannettiler.

Beşiktaş Nihat’ı bulamadı, ama oyun 1-1 bitti. Ben Schuster’e kabahat bulmuyorum. Ama Nihat bu rotasyonda kendisine forma veren hocasına “Allah senden razı olsun” diyecek midir? Çünkü arkasındaki meslektaşlarının ekmeğini de engelliyor. Bu takımda maç başına para alan çok futbolcu var. Gelelim ikinci devreye: Oyunu karşı kaleye yıkıp 70’te Bobo’yu Nobre’nin yanına alan Schuster maçı çok istedi. Quaresma da maçı çok arzu etti fakat biraz fantezi onu maçın önüne çok çıkarmadı. Guti’nin servisleri takım arkadaşları ile buluşamadı. Fakat her şeye rağmen iki İbrahim ve Zapotocny buna ilaveten İsmail Köybaşı rakibe pozisyon vermelerine rağmen ayakta kaldılar.

Beşiktaş karşı yakada ilk defa rakibine boyun eğmeyerek galip gelmenin araştırmacı takımıydı. Yukarıda dedik ya 4-0 da olsa Fenerbahçe az ama öz ataklarının armağanını alacaktı. Futbolda bazen çok iyi oynayıp çok gol kaçırıp başınızı duvarlara vurabilirsiniz. Bu cümleyi 90 dakika aralarında Fenerbahçe için kullanabiliriz. Ama Beşiktaş için kullanabileceğimiz cümle kendi oyun felsefesinden taviz vermeyen Schuster’in her şeye rağmen galibiyet sloganıydı. Beşiktaş farktan mı kurtuldu, beraberliğe şükrediyor mu? Bu yılın derbisinin altında kalan soru bence budur.