Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Gül doğru söyledi, Başbakan doğru adım attı, asker doğru yaptı

Cumartesi, 03 Ekim 2009 - 00:05

Türkiye’de bir şeyler değişiyor galiba... Zaten hep böyle olmamış mıdır? Kendi kendimizi köşeye sıkıştırır, kriz ve gerilimi derinleştirir, sonunda yumurta kapıya dayanınca, olmadık çözümler buluruz.

Geçen haftayı, DTP milletvekillerinin polis zoruyla mahkemeye götürülme kararının gerilimi ile geçirmiştik. Dokunulmazlıklarına rağmen, yargının kendine özgü bir yorumla, DTP milletvekillerini mahkemeye gitmeye zorlaması, açılım krizinin boyutlarını birden bire arttırmıştı.

Ancak bakıyorum, önceki gün Ankara adeta uyanıverdi. Bu gidişin ülkeyi nasıl sarsacağı ve tüm açılım çabalarını yok edeceği görüldü.

TBMM’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün konuşması son derece yerinde uyarılar ve önerilerle doluydu.

Kürt sorununu bizler çözemezsek, dışarıdan başkalarının gelip çözeceğini söyledi.

Nedenini anlayamıyorum, MHP hatta CHP bu sözlere tepki gösterdi. Bundan daha doğru bir saptama olabilir mi? Tarih bu örneklerle dolu değil mi?

Siz içinizdeki kavgayı önleyemezseniz, dış güçlere müdahale edebilecekleri bir zemin açmış olursunuz. “Türkiye’ye istikrar getirelim” adı altında, burunlarını sokacaklar ve bir daha da bırakmayacaklardır.

Cumhurbaşkanı haklı ve doğru bir uyarı yaptı.

Aynı gün Başbakan, bu köşede de üstünde durduğumuz yaklaşımı gösterdi ve hiç değilse şimdilik, DTP’lilere sahip çıktı. Anayasa ve yasa değişikliğine gidilebileceğini açıkladı. Bundan önce olduğu gibi, seyirci kalmayacağını gösterdi.

Başbakan Tayyip Erdoğan, doğru bir tutum aldı.

Nihayet, TBMM açılışına TSK tam kadro katıldı. Daha önce, DTP’lilerle el sıkışmamak, aynı çatı altında bulunmamak için TBMM açılışına gelmeyen Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları -ne anlama çekilirse çekilsin- bu tutumlarıyla gerilimin düşmesine katkıda bulunmuş oldular. Belki farklı nedenlerle TBMM’ye gelmişlerdi, ancak kamuoyu algısı farklı oldu. Onların da açılıma katkıda bulundukları anlamı çıktı.

Asker doğru bir adım attı.

Bu haftayı, ilk defa gerilim düşüşü ile kapatmış olduk. Merak etmeyin haftaya yeni gerginlikler ve kriz ortamı yaratırız, ancak yine de göreceli bir rahatlama sürecine girmiş olduk.

HAYIR SUSMAYACAĞIZ

Diyarbakır Lice’de beş gün önce, 12 yaşındaki Ceylan Önkol, bir havan mermisiyle paramparça olmuştu. Güvenlik güçlerine ait olduğu öne sürülen havan mermisinin neden atıldığı belli değil.

Genelkurmay sözcüsü o saatte o yerde havan atışı yapılmadığını açıkladı. Şimdi çok titiz bir soruşturmayla o havan mermisini kimin attığı bulunmalı. Önemli olan, “teröre destek veren bölge” olarak nitelendirilen Lice’deki bu olayın beklenen ve gereken ilgiyi bulamamasıydı.

Eğer DTP Milletvekili Aysel Tuğluk gitmese, konuyu kamuoyuna taşımasa, TARAF Gazetesi ve başyazarı Ahmet Altan “Susacak mıyız?” diye haykırmasa, bu cinayet belki de görmezden gelinecekti. Ben, kendi açımdan susmayacağım. Medya da susmayacak.

ASLAN BAŞKAN

Ak Partili Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, Osmancık Belediye Başkan Vekili Erkan Kanıtemiz’i makamında ziyaret etmiş. Ne yapsın, kapalı alanda olmasına, yanında gazeteciler bulunmasına rağmen, yakmış bir cigara ve başlamış tellendirmeye. Gazetecilerin resim çektiklerini görünce, verdiği gerekçe de bir alem. “Ne yapalım, halkın arasında içemiyoruz ki!” Bravo Başkan’a, biraz düşünse kırdığı potun farkına varırdı. Başbakan bu resmi gördüyse, hapı yuttu demektir.

MAHMUT DİKERDEM'İ BUGÜN ANIYORUZ...

Mahmut Dikerdem’i kaybedişimizin bugün 16’ncı yıldönümü. Bazı insanlarımız vardır, değerlerini öldükten sonra anlarız. Yaşadığı dönemlerde, özellikle resmi ideolojiye başkaldırdıklarından dolayı itilip kakılırlar.

Ancak, gerçek değerlerinden hiçbir şey kaybetmezler. Mahmut Dikerdem, kendine özgü ve bence efsane bir isimdir. Dışişleri’nin en pırıltılı elemanı olmuş, 42 yaşında büyükelçiliğe tırmanıp, en genç büyükelçi olan kişi unvanını kazanmıştı. 1970-80’lerin o kara dönemlerinde solculuğun vatan hainliği olarak görüldüğü günlerde başkaldıran bir büyükelçiydi.

Tüm baskılara direndi. Büyükelçiliğinin keyfini sürüp, zengin bir hayat yaşamak varken, görüşlerini ön plana çıkarıp, Barış Derneği’ni kurup 12 Eylül’de hapishanelere girmesini bilmiş bir inanç adamıydı. Mahmut Dikerdem’i bu toplum unutmamalı...

Bu arada Mahmut Dikerdem ile ilgili geniş bilgi almak isteyenler, Amsterdam Institute for Social History’nin Türkiye bölümüne girip, oğlu M. Ali Dikerdem’in adını tıkladıkları taktirde, baba-oğul arasında 1965’ten ölümüne kadarki yazışmaları, 1982-87 arasındaki Dikerdem kampanyasının tüm belgelerini de bulabilirler.

TÜRKİYE KÜÇÜK MİLLET MECLİSİ GELİYOR...

Hikaye 2008 yılında başlıyor. 5 farklı ilde “Ortak Çalışma Grupları” adlı bir oluşum kuruluyor. Bir yıl içinde il sayısı 30’a yükseliyor. Bu oluşum il il gezerek çeşitli seminerler ve forumlar düzenliyor. Bu toplantılara illerin sivil toplum kuruluşları ve her yaştan insan katılıyor. İşte bu çalışma, bu yıl adını Türkiye Küçük Millet Meclisi olarak değiştiriyor. Yani TKMM oluyor.

Bu oluşuma şu ana kadar destek veren pek çok ünlü isim var. Şanar Yurdatapan’dan Lale Mansur’a, Rüstem Batum’dan Prof. Baskın Oran’a, Etyen Mahçupyan’dan Atilla Dorsay’a, Ferai Tınç’tan Fikret Başkaya’ya kadar pek çok farklı meslek ve görüşten insanlar bu çalışmaya destek veriyor. TKMM, yapılacak tüm çalışmaları her ayın sonunda “Ortak Payda Raporu” adı altında kamuoyuna duyuracak.

TBMM’deki tartışmalara katılamıyorsunuz. Yaşananları sadece televizyon ekranlarından ya da gazete haberlerinden takip ediyorsunuz. Size tavsiyem TKMM’ye katılın. Gidin söz alın.

Türkiye’de demokrasi böyle “küçük” oluşumlarla büyüyüp olgunlaşacak.

Daha fazla bilgi için: www.tbmmocg.net, Tel: 0216 492 05 04

Bu yazı, Posta Gazetesi’nde ve aynı gün Hürriyet Gazetesi’nin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr), Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr), Kanal D internet sitesinde (www.kanald.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır.