Kırmızı çizgiyi güzelce boyadık

Pazar, 17 Aralık 2017 - 05:00

Amerika’nın, dünyanın, özellikle de Müslümanların başına musallat ettiği delinin, Kudüs’ü İsrail’in başşehri olarak tanıdığını ilan etmesi üzerine, beklerdiniz ki, toplam nüfusu 1,5 milyar olan 57 Müslüman ülke ayağa kalkacak. Ne gezer. Hepsi üç maymunu oynamaya başladılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan hariç. Onun da şansı, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanı olmasıydı. Hemen olağanüstü toplantı çağrısı yaptı. 56 üye ülke katıldı. Sadece 17 cumhurbaşkanı, iki devlet başkanı, iki emir ve bir kral lider olarak. Diğerleri biz de vardık ekibi. Durmadan Yemen’i bombalayarak Müslümanları öldüren ABD’nin müstemlekesi Suudi Arabistan ise lütfen temsil edildi.

Bütün ağırlık ev sahibi Erdoğan’daydı ve o da gücünü iyi kullandı. Zirveye, istediği tarihi kararı aldırtarak. Teşkilat, Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin başkenti ilan etti.

Ve binbir tantana ile gelen zevat çekip gitti. Bakalım önce halklarına anlatacaklar mı?

Yarı demokratik ülkeleri kastetmiyorum tabii. Araplardan ise hiçbir zaman bir birlik beraberlik beklenmeyeceği hepimizin malumu. Böyle geldi böyle gider. Biz ise bir kırmızı çizgimizi soldukça boyar dururuz. İktidarımızın olmazsa olmazı olarak.

Rengarenk eşleşme

Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kalarak Türkiye’yi gururlandıran Beşiktaş, bir dünya markası olan Bayern Münih’le eşleşti. Olabilecek 2-3 kötü ihtimalden biriyle...

Hemen yorumlar başladı. Ve şaşırtıcı bir sonuç çıktı ortaya. Meğerse Türkiye’de Bayern Münih’in ne çok taraftarı varmış. Çünkü yaratılan algı rengarenk. Bir sürü istatistik yayınlanıyor. Yahu yormayın kendinizi. Bırakın onları Almanlar yayınlasın.

Siz diyemez misiniz, “Her şeyin bir sonu, bir ilki vardır” diye. O ilki de neden Beşiktaş yazmasın. Görünen o ki, daha iki ay Bayern Münih konuşacaksınız. Yoksa Papa’nın tanımladığı şeytan siz misiniz?

ORTAOYUNUNDA SON PERDE

New York’daki mahkeme, Reza efendinin bir hafta süren tanıklığının bitmesiyle popülaritesini kaybetti. Davanın pişekarları da (Ortaoyununda başoyuncu olan Kavuklu’ya replik veren oyuncu) artık zaman dolduruyor. Tek sanık Hakan Atilla da tanık sandalyesine oturunca, kara hemen hemen göründü.

Hakimin sanık kararını etkilemesi zor. Ama o suçsuz olduğuna inanıyor ve çapraz sorgudan da çekinmiyor. Satılık polis eskisi ise, dolarlarla birlikte verilen kağıttaki cevapları iyi ezberlemiş. Neredeyse Zarrab kadar bilgiye sahip. Onun “hık” deyicisi gibi. Geçiniz.



Daha önce de, Mercedes, Siemens, 3M, Türkiye’de rüşvet dağıttık demişlerdi. Tınmadık bile. Onun için şerbetliyiz biz. Öyle Zarrab’ın milyonlarca euro, dolar rüşvet dağıttım demesi bizi bozmaz. Dedim ya şerbetliyiz. Bu şerbetten tek içemeyecek kurum ise Halkbank gibi gözüküyor.



Bu arada artık, ‘rüşvet’ kelimesini de kullanmayız herhalde. Zarrab, Halkbank genel müdürü Süleyman Aslan’a sorarmış: “Misafirler geldi mi?” diye. Rüşvet geldi mi demekmiş bu. Eh, mesele böyle anlatılabildiğine göre, rüşvet hayatımızdan çıkacak. Misafirler her şeyi anlatacak.

Bir de bakmışsınız TDK, rüşveti silip, misafiri koyuvermiş. Neden olmasın.

Savcı, “Zafer Çağlayan’a verilen kol saati rüşvet miydi?” diye soruyor Zarrab’a. Zarrab, “Evet” diyor. “Piyano da rüşvet miydi?” diye soruyor. Cevap yine “Evet.” Ve Çağlayan piyanonun başına geçip, misafirler için tıngırdatıyor.

HUZUR MU DEDİNİZ?

Ayasofya’da insanlar dolaşırken, bir grubun namaz kılması. Sabiha Gökçen Havalimanı’nda mescit olmasına rağmen, kadınları çarşaflı bir grubun Trabzon uçağına yürürken, apronda namaza durması. Ve pilotun, içindeki yolcularla birlikte namazın bitmesini beklemesi.

Kaşıma ve kaşınma hareketleri bunlar. Her sokağa bir cami yapılsa neye yarar? Amaç huzur bulma değil, huzursuzluk verme olduktan sonra.

Ölme eşeğim ölme

Hakimler ve Savcılar Kurulu, sürüncemede kalan OHAL Komisyonu için, duydum ki iki mahkeme kurmuş. Komisyona yaklaşık 100 bin başvuru var. Hadi diyelim yüzde 70’i baştan reddedildi. Kaldı 30 bin. Mahkeme başına 15 bin düşer. Yılda bin dosya karara bağlansa, şu andakilerin bitmesi 30 yıl sürer. (Yeni gelecekleri saymıyorum bile.) Uzun lafın kısası 2050’ye kalmadan biter dosyalar. Şunun şurasında ne kaldı ki?

350 MİLYARLIK HARAM

Diyanet, başkanı değişti ama yine adetini bozmadı. Milli Piyango’nun yılbaşı biletleri piyasaya çıktı, hemen fetvayı yapıştırdı: “Piyango haramdır.” Nerede yazıyorsa? O zaman devletin aldığı paydan Diyanet’e aktardığı paya ne diyeceğiz? Milli Piyango’nun geçen yıl İmam Hatip’lere yaptığı 4 milyonluk bağışa ne diyeceğiz? Bunlar için de aynı fetvayı versenize.

Ayrıca, yüz milyonlarca faiz geliriniz ne olacak? Deyin hadi, haramdır. MP, bu yıl 350 milyar dağıtıyor. 15 liradan, 61 milyar liraya kadar. Bunun anlamı şu: 2.950.269 kişi haram yiyecek. Afiyet olsun.