LUCCA

Pazar, 14 Şubat 2010 - 05:00

Bebek’te ana cadde üzeri cafe-restaurant-bar tarzı Lucca gerçekten yıkılıyor. Eğitimli, kariyerli erkek kadın, 25-35 yaş grubu gençlerin öğlen akşam doldurdukları Cem Mirap’ın New York’u aratmayan bu gözde mekanı sadece müşterileri, barı ve eğlenceli atmosferi ile mi ünlü? İyi bir mimarın tasarladığı hemen belli olan ortamda, “Bakalım, yemekleri nasıl?” dedik.
Sonucu hemen açıklıyorum: Hiç fena değil. Önce başlangıçlar, burada ‘atıştırmalık’ diyorlar. İspanyol tarzı ‘tapas’lardan gidelim: Tapas mönüsü, sevimli ve eğitimli mutfak yöneticisi genç Pelin Çakar hanımın deyişiyle, ‘müdavimlere bıkkınlık vermemek’ için her gün değişiyor. Bu akşam, kızarmış ekmek dilimleri üzerinde, füme uskumru parçaları var, örneğin. Altında domates, sarımsak, ekmek içi, zeytinyağı ile hazırlanmış yoğun sosuyla, pek güzel. Kalamar tava ise kırmızı acı toz ‘chili’ biberi ile yapılmış. Nefis bir lezzet.
İstanbul’da artık iyice bıkkınlık veren cevizli, yumurtalı sözde tarator yerine, kalamar parçacıklarını misket limonu (lime) ve ‘chili’ karışımı sosa banıp, keyifle yiyoruz. Dileyen, tatlı şarap soslu kaz ciğeri tavadan gider. Meraklısına, pastırmalı parmesan peynirli sigara böreği de var.

Servis aksamıyor

Ana yemeklerden, limonlu levrek filesi yanında naneli ‘risotto’. Levrek güzel de, risotto ikmale kaldı. Sırada süt dana pirzola var: Kocaman, iki kişiyi doyurur. Pişirimi tam istediğimiz gibi. Yanında kalın parmak patates tava, balzamik soslu kırmızı biber turşusu ve rokalı garnitürü ile hem göze hem mideye sesleniyor. Mönüde ayrıca bonfile de bulunuyor, ‘chili’ soslu tavuk da.
Tatlı olarak ortaya karışık ‘cheese cake’, ‘tiramisu’, fıstıklı çikolata terin ve dilimlenmiş taze çilek tabağı geliyor. Hafif bir düş kırıklığı... Ama Roze İtalyan Pinot Grigio şarabından bir kadeh, keyfimizi hemen yerine getiriyor. İşletme müdürlüğünü Turgay Yıldız’ın yaptığı Lucca’da servis, onca kalabalığa karşın, aksamıyor.
Yemek fiyatlarına gelince tapasların porsiyonu 10-16; balıklar 30; dana pirzola 40, tavuklar 24-26; tatlılar 12-14 TL arası. İçki faslına gelince: Şaraplar, şişesi 70-85; kokteyller 26; kadehte şaraplar 15-17; viski, votka bardağı 25-26 TL. Kısacası hesap yediğinize, içtiğinize göre değişir. (Cevdet Paşa Cad. No:51/B, Bebek-İstanbul Tel: 0212 257 12 55)

Selam Mandıra’nın Erzincan Tulum Peyniri
Erzincan-Erzurum yaylalarının ünlü Şavak tulum peyniri bir başkadır. Göçerlerin keçi derisinden büyük tulumlarda ürettikleri bu eşsiz lezzette tam yağlı peynirler giderek daha az bulunuyor büyük kentlerde. Yerlerini kapaklı büyük plastik bidonlara basılan tulum peynirleri alıyor. Bidon belki daha pratik, daha sağlıklı ama aynı tadı vermesi zor.
Derken, 1 kiloluk kapaklı plastik kavanozlarda satılan tulum peynirleri de piyasaya çıktı. Erzincan’a bir gittiğimde almış ve çok beğenmiştim. Bu kez de Erzurum’daki ünlü Kars Bakkaliyesi’nde satılan Selam Mandıra’nın tulum peynirini (kilosu 13 TL) deneyeyim dedim. Süleyman Burul’un Erzurum Aşkale Ortabahçe köyündeki mandırasında ürettiği bu Cinisli tulum peyniri gerçekten harika çıktı. Buzdolabında birkaç ay bekleyince hafiften de yeşil bir küf yapan bu tam yağlı peyniri, kavanozundan bir kaşıkla alıp ufalayarak her yerde kullanabilirsiniz:
Yeşil salatanın, sahanda pişen yumurtaların, erişte veya makarnanın üzerine serperek, dürüm içi yaparak ya da bir kadeh şarap eşliğinde, size kalmış. Eline, emeğine sağlık Süleyman Burul! Bu şirin peyniri bulup satan Kars Bakkaliyesi’ne de bravo! (Kars Bakkaliyesi: Gürcü Kapı Pelit Meydanı Caddesi No:12, Erzurum Tel: 0442 235 35 34)