Öğretmenim

Salı, 24 Kasım 2009 - 05:00

O’nu çok özlüyorum.

İçimdeki saygıyla karışık o korku hiç eksilmemiş.

Bu sütunda yazdığım her yazıyı, önce O’na beğendirmem lâzım.

- Beni okuyor mu acaba?

İmla hatası yaparım diye ödüm patlıyor.

***

O’nu hiç unutmuyorum.

Siyasi tercihlerime karışmayacak kadar demokrat, inançlarımı küçümsemeyecek kadar laikti o.

- Acaba beni okuyor mu?

Kırmızı kalemle yine not veriyor mu acaba?

Kaç veriyor.

Bunları düşünmek beni çok heyecanlandırıyor.

***

Fakat söyler misiniz?

Öğretmenler Günü ne demek? 24 Kasım’dan 24 Kasım’a senede 1 gün öyle mi? Yoo, en büyük saygısızlıktır bu öğretmenime.

O bana ömrünü vermiş, gençliğini feda etmiş, gecesini gündüzünü bahşetmiş, belki ailesinden çok bana vakit ayırmış...

Peki ben? Senede 1 günü lütfedip 24 Kasım’dan 24 Kasım’a O’nu hatırlayacağım...

Ayıp bu.

***

Böyle özel bir güne ihtiyaç yok. Eğer O’nu 365 gün yüreğinizde hissetmiyorsanız, zaten ödeşemezsiniz.

Yok eğer, ille de senede 1 gün diyorsanız, muhakkak ki ulusal bir mahçubiyet’tendir...

Haklısınız.

Yüzüne bakacak halimiz yok.

Çünkü devletin 86 yıllık ayıbına rağmen o bir gün bile kırılmadı, küsmedi, gücenmedi.

Affet bizi öğretmenim.