Puslu havada yön bulmak gibi

Cumartesi, 14 Mart 2015 - 05:31

Aşırı oynak ve dalgalı ortamda ekonomik faaliyette bulunmak, sisli havada sıfır görüşte otomobil kullanmak gibidir. Hızını düşürmek, hatta durmak zorunda kalırsın! Yatırımcı; istikrar/güven ister, önünü görmek ister. Türkiye bu alanlarda güçlü sinyal vermesi gereken bir dönemde...

[[HAFTAYA]]

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan yıllardır AK Parti hükümetlerinde güven ve istikrarın sembol isimlerinden biri olarak görüldü. Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve son olarak Ahmet Davutoğlu kabinelerinde hep kilit görevlerde bulundu. Sürpriz bir gelişme olmazsa Ali Babacan’ı Haziran seçimlerinden sonra kurulabilecek AK Parti kabinesinde göremeyeceğiz. 3. dönem kuralına takılan isimlerden olan Babacan, devam etmek istemediğini zaten çeşitli defalar dillendirmişti. Babacan’ın dünkü zirvede verdiği mesajlar bir anlamda geçmiş-gelecek muhasebesi ve evrensel doğruların vurgulanması açısından çok önemliydi. Ekonomiyle ilgili tespitlerinin ötesinde, konuşmada güçlü bir demokrasi ve hukuk vurgusu gördüm. Yüzyılların birikimiyle oluşmuş Batılı ve liberal evrensel değerlerin önemine işaret etti. Bir anlamda Türkiye’nin istikrarının ve geleceğinin bu dünya ile beraber yürümekten geçtiğinin altını çizdi. “Türkiye acaba başka bir eksene mi yöneliyor, Avrupa perspektifi zayıflıyor mu?” sorularının yükseldiği bir dönemde kabinenin önemli bir ismi olarak güvence verdi. Şunu çok net görüyoruz zaten; Türkiye’nin kaderi ve geleceği Avrupa’da yaşananlarla doğrudan ilintili. AB’nin tam üyesi olmasak da bu sisteme bütünüyle entegreyiz. “Babacan’ın görüşlerini destekleyen güçlü bir siyasi irade var mı ki?” diye sorabilirsiniz. Buna belli oranda “evet” diyebilirim. Başbakan Davutoğlu geçenlerde topladığı ekonomi zirvesinin ardından ekonomi yönetimine tam destek açıklamıştı. Ayrıca içeride ve dışarıdaki pek çok oyuncu da Babacan’ın dillendirdiği çizgiyi tutarlı buluyor, güven duyuyor. Burada Ali Babacan’ın konumunu biraz güçleştiren iki şey var: Birincisi devletin zirvesinin onun görüşlerinin tamamını paylaşmaması, diğeri de ekonominin çok uzun süre patronu olmasına karşın hâlâ yapısal reformların tamamlanmaması.

? ? ?

Babacan’ın konuşmasındaki “Sıfırdan yazılmış, kolay anlaşılır ve gri tarafı olmayan yeni bir anayasa” tarifini çok beğendim. Burada Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi normlarını tekrarlayarak bir kez daha modern hukuk devletleri vurgusunu yaptı. Zira Türkiye’nin son 10 yılda yakaladığı ekonomik başarının sürdürülebilir olması yeni hikâyelerin yazılmasına bağlı. AB tam üyelik adaylığı, yakın tarihimizdeki en güçlü perspektif olmuştu. Şimdi çözüm süreci, ekonomi piyasalarında buna benzer bir olumlu etki yapıyor. Türkiye, bu yolda istikrarlı şekilde yol alır ve tüm vatandaşları için özgürlük alanını genişletebilirse dışarıdan görünümünü de olumlu yönde değiştirebilir.