Q7 girince

a
a
Cuma, 17 Eylül 2010 - 05:00

Quaresma girene kadar Beşiktaş orta şekerli kahve gibi bile değildi. İçmeye kalksan mideni yakar, fincanı tutmaya kalksan elin yanar. Zannetmeyin ki ateş gibi oynadı. Hani idare etmekten başka çaresi olmayan bir maça çıksaydı, ancak bu kadar oynardı. Bu oyun sitili CSKA'nın işine gelen görüntü arz ediyordu. Ama Bulgar takımı da peynir ekmekle sabah kahvaltısında yenilebilecek bir takım. İstanbul'da böyle bir seyirci önünde pozisyon buluyorsun, eline geçen 2-3 fırsatı da atamıyorsun, cezanı çekeceksin o halde.

[[HAFTAYA]]

İlk yarıda CSKA kalesinin önünde kendi kramponlarını döven Beşiktaş, Holosko-Quaresma değişikliğine kadar iyi bir izleyiciydi. Schuster'in bu dakikada oyuna müdahale edişi, Q7'nin girmesi sarsılmış CSKA defansını tam manasıyla 7 şiddetinde depreme tabi tutu. Portekizli'nin topu her ayağına alışında, Beşiktaş'ın gol hamleleri de başlamıştı. Bobo'nun da oyuna iştiraki Nobre ile birlikte ofans gücünü birden bire yüzde 85'lere taşıdı.

Bir şey eksik kalmıştı o da gol... İyi bir gününde olmayan Hilbert, Tabata, gol ortasını yapan Guti, Ekrem Dağ ve Holosko'ya rağmen Beşiktaş kazandı. Kazanan daima haklıdır. Ama yine savunmada CSKA'nın hiçbir işe yaramayan forvetlerine de bariz pozisyon verilmesi sanıyorum Schuster'in keyfini iyice kaçırmıştır. Ancak gecenin yazılması gereken bir adamı da Fabian Ernst'tir.

Alman'ın enerjisi, top çalışı, presi ve yardımlaşma adına doruğa çıkıp Beşiktaş'ı 3 puanla taçlandırması alkışın da ötesinde ödüllendirilecek bir konudur. Geldiği günden beri belki bir-iki maçın dışında isimsiz kahraman olan bu panzer Siyah-Beyazlı takımdan ayrıldıktan sonra da efsaneleşecektir .