Üff! Ne çok terörist varmış

Pazar, 02 Temmuz 2017 - 05:00

Kadıköy’de sahilde oturmama rağmen gençlikte yaptığım takım sporunu bıraktıktan sonra, yürüyenleri koşanları hep balkondan seyredip hiç yürümeyen ben, bir kilometre yürüyüp, o çook ünlüler gibi fotoğraf çektirip, “Benden bu kadar” demeyi de kendime yakıştıramadığım için Adalet Yürüyüşü’ne katılamadım. Önce bu özeleştiriyi yapayım da, neme lazım.

Ama yürüyüş süresince kalbim yürüyen onbinlerle. Sosyal medyadan yapılan canlı yayınların hepsini seyrediyor, başta Kılıçdaroğlu olmak üzere, tüm hak, hukuk, adalet peşinde yürüyenleri alkışlıyorum. Hele ki, bastıran bu Afrika sıcaklarında... 50 dereceye yaklaşan hava ve asfaltın sıcaklığı arasında kavrularak. Ama her yaştan, her kesimden insanlar gülüyor. Bir ideal peşinde mutlu, mesut.



Geçen hafta da yazdım. İktidar tarafı çeşitli kulplar taktı bu yürüyüşe. Başaramadı. Sözlü, tezekli provokasyonlara ise gülüp geçildi. Hatta Ticaret Bakanı’nın sözlerine bile. Hatırlayın. Ne demişti Tüfenkçi: “Biz yollar yapıyoruz. Millet yürüsün diye. Teröristler yürüsün diye değil.” Ayıp. Gerçekten ayıp.

Hadi polis drone’unun tespit ettiği 15-20 bin sayısını doğru kabul edelim. Canlı yayınlarda görüyoruz. Bir kilometreyi bulan kortejdekiler PKK mı, FETÖ mü her neyse, yahu ne çok gizli terörist varmış ülkede. Tüfenkçi’den kaçar mı?

Aah ah! Dokunulmazlıklar kaldırılırken ‘kürsü’ diyerek yapıldı bir hata. Geçtik. Seçimde ve referandumda geçersiz oylar geçerli sayılırken neredeydin ey CHP! Bu adalet arayışını o zaman tam da demir tavındayken niye yapmadınız demek geçiyor içimden ama yutkunuyorum. Sonra da diyorum ki, zararın neresinden dönülse kârdır. Bana göre bu Adalet Yürüyüşü, ‘Hayır’ cenahının ‘Evet’çi katılımlarla Türkiye çapında silkinişidir. İnşallah ülkemizin geleceği için hak, hukuk, adalet için kocamaaan bir adım olacaktır. Bu zorlu şartlarda yürüyenlerin alın terinin eseri olarak.

Bu gülüşler solmasın

Milyonlarca kişi sosyal medyada “Nuriye ve Semih’e nefes ol”, “Nuriye ve Semih işlerine iade edilsin” diyor ama... Nefes alırken insanlıklarını kaybetmiş, vicdanlarını çöpe atmış, gözleri kör, kulakları sağır insanlar var oldukça, bu iki genç eğitimci de açlık grevinde 120’nci güne gelirken, fiziksel yetilerini kaybederek, mapus damlarında eriyip dururlar. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarından ders almayan, bir çok canın heder olmasına aldırış etmeyen bu canlılar, sanki dünyaya kazık kakacaklar gibi hâlâ ‘üç maymunu’ oynuyorlar.



Şimdi ne durumdalar bilmiyorum ama gözümüzde yer eden halleriyle, o gülüşleri solmasın. Çünkü yüreklerini yansıtıyor. Çünkü böylesine içten güzel gülüşlü bu iki kişi, kendileri gibi iyi insanlar yetiştirirler ancak.

Bakın neler oluyor

Nuriye ve Semih’ten söz etmişken, bakın onlar gibi işten atılanların başına neler geliyor. Onlar için hayat neye dönüşüyor.

Sağlık güvenceniz olmuyor. Bir kamu kuruluşunda çalışamıyorsunuz. Yurtdışında iş bulma ihtimaliniz de yok. Çünkü mevcut pasaportunuz geçersiz, yenisini de vermiyorlar. Dokuz ay boyunca işsizlik parası almanız engelleniyor. Yani açlığa mahkumsunuz. Karşı dava açmanın, savunma yapmanın ne sonuç vereceği henüz bilinmiyor. Ama görünen, boş iş olması. Çünkü demokrat olmak, muhalif olmak aleyhte nedenler. Kazara özel sektörde iş bulsanız sicilinizi soruyor. İhraç kaydı korku nedeni.

Sonuç, maalesef... Hadi gelin de iş bulun, para kazanın. Ailenizin karnını doyurun. Hadi gelin de yaşayın.

SELİM'E...

Allah yardım etti, doktorlar el verdi, Hülya Koçyiğit inşallah hastalığını atlattı. Ama gariptir birden ‘akil’ günlerini hatırlayıp konuşmaya başladı. Benim sözüm sevgili arkadaşım Selim’e. Selimcim ne olur artık sustur güzel eşini. Sustur ki, sevenleri onu o eski Hülya Koçyiğit olarak hatırlasın. Kemal Kılıçdaroğlu da Hülya’yı heyecanlandıramadığına yansın.



NAZIM VE GENCO

Arife günü Maçka Demokrasi Parkı’na Adalet Nöbeti’ne gittim. Yürüyüşe gidemiyorum bari adalet kokusunu burada teneffüs edeyim diye... Akşama Genco Erkal’ın sahne alacağını duyunca kaldım. O kalabalıkta yaşımdan dolayı bir de sandalye verdiler. Yılların sanatçısı Genco bu işi biliyor. Yine Nazım Hikmet’in boynuna sarıldı. Yine, “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” dedi. “Güzel günler gelecek çocuklar. Bu kavga bir hürriyet kavgasıdır” dedi. Akademisyenlere, yok yere içeride olan gazetecilere, Nuriye ve Semih’e adalet istedi. Nazım Hikmet’in şiirlerini onun sayesinde ezberleyen seyircinin de yer yer bu şiirleri sanatçıyla birlikte söylemesi çok hoştu. Bir de, Genco yıllardır olduğu gibi öylesine hareketliydi ki, izlerken ben yoruldum valla.

AYNEN

Türkçe, yabancılar için zor ama güzel lisan. Bir çok dilden alıp içselleştirdiğimiz kelimelerle, çok da zengin bir kelime haznesi var. Bu hazne sosyal medya lügatıyla ağzına kadar da doldu. Ancak iki kelimeye ifrit oluyorum: ‘Aynen’ ve ‘Sıkıntı yok’. Olumlu olumsuz cevap vermenin üşengeç dili. Samimiyetin itici hali. Bakalım daha neler duyacağız. Belki de bir paragrafı bir kelimeyle anlatacak gençler. Hayırlısı.