Evliliği aşk mı yoksa mantık mı bitirir?

05 Mart 2011, Cumartesi 05:00
AA

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nce yapılan “Boşanmanın Nedenleri” konulu araştırmanın sonuçlarını geçen hafta içinde hem bizim gazetede hem de diğer yayın organlarında okumuşsunuzdur mutlaka. Araştırmanın en ilginç sonucu şu: Boşananların büyük bölümü tanıştırılarak veya flört ederek evlenmiş. Yani evlenmelerinde birinci neden aşk. Ama aşk evliliğin yürümesi için yeterli olamamış ne yazık ki... Evliliğin en temel nedeni aşk olmalı. Bu konuda hiçbir şüphem yok. Ama evlilik aşktan öte bazı şeyler ister. Çünkü çok uzun solukludur. Bu yüzden başta duyulan heyecanlar zamanla yerini başka şeylere bırakır. Mesela alışkanlığa... Bunu olgunca kabul edenler için sorun yok. Onlar, aşktan sevgiye yumuşak bir geçiş yaparak evliliklerinin bu çerçevede daha uzun yıllar sürdürebilirler. Ama ya kabul edemeyenler...

***


Eşlerden biri ya da her ikisi bu olgunluğa erişememişse, kendini eğitememişse ve evliliğin yanı sıra başka hiçbir uğraşı yoksa o zaman aşktan sevgiye geçişi bir türlü kabullenemeyecektir.
[[HAFTAYA]]
Evlilik derinden sarsılacaktır. Zaten bu araştırma boşanmaların neredeyse yarısının aşkların parlayıp söndüğü bu ilk 5 yıl içinde olduğunu da ortaya koydu. Aşk, bir boyutuyla aşık olan insanın temel ruhsal ve duygusal gereksinimlerini sevgilisinde doyurması demektir.
Evlilik süresince, çoğu zaman farkında bile olunmadan, bu duygusal gereksinimler değişir. İşte eşlerden birinin bu değişimi anlamaması duyarsız ve tepkisiz kalması, bir boşluk duygusunun doğmasına yol açacaktır. Ruhsal gereksinimleri artık karşılanmayan eş, kendisinin bir yerde eşinin ise başka bir yerde olduğunu düşünür.
Bazı çiftler, bir gün şaşılacak bir biçimde aralarında konuşacak hiçbir şey kalmadığını farkederler. Diğer dostlarıyla konuşmaktan zevk aldıkları konuları eşlerine açmak, onlarla tartışmak gelmez içlerinden. Bu, başlangıçtaki heyecanın sağlam bir arkadaşlıkla desteklenmemiş olduğunun göstergesidir.

***


Çocuğun evlilikler için kurtarıcı olma fikri bana göre yanlış. Araştırmaya göre, boşanan çiftlerin yüzde 63’ü çocuk sahibi. Ayrıca boşanma sebepleri arasında çocuğun bakımı konusundaki anlaşmazlıklar da önemli yer tutuyor. Tüm bunlara rağmen, boşanmayı engelleyen en önemli faktör de yine çocuk. Çocuk, mutluluk verebileceği gibi evlilik içindeki sorunları artırabilir de...
Çocuk doğana kadar serbest, kaygısız bir yaşam sürmüş olan çiftler, birdenbire ağır bir sorumluluğu yüklenince derin sıkıntı duyabilir, hatta ruhsal çöküntü içine girebilirler. Kendilerini hapsedilmiş, sınırlanmış hissedebilir, bu ağır sorumluluktan kurtulmak için evden uzaklaşmak isteyebilirler. Çocukla birlikte gelen bir başka sorun da özellikle kadında yaşanan cinsel isteksizliktir. Kadının kendini çocuğuna adaması, eşini ihmal etmesi, evde aradığı ilgiyi bulamayan erkeğin gözünü dışarı dikmesi anlamına gelir. Bu da kaçınılmaz bir sonuç doğurur: Aldatmak...

***


Bencillik ve hoşgörüsüzlük de boşanmanın en büyük nedenlerindendir. Eşlerden birinin diğerini ihmal ederek kendi başına ya da arkadaşlarıyla eğlenmesi, en çok şikayet konusu olan noktalardan biridir. Bu, daha çok kadınların yakındıkları bir sorundur. Burada önemli nokta, kişinin karısını ya da kocasını sadece bir eş olarak değil, aynı zamanda bir sosyal varlık olarak da görebilmesidir.
Bir eşi sadece “evin ekmeğini kazanan adam”ya da “ev kadını ve çocukların annesi” olarak görmek, sonunda evliliği bir çıkmaza sokar. Tabii cinsel uyum da önemli. Çünkü bedensel uyumsuzluk en önemli boşanma sebeplerinden biri. Cinsel uyumsuzluk, çoğu zaman bir başka anlaşmazlığın sonucudur.
Kadın ya da erkek cinsel birleşmeyi reddederek eşinden öç alıyordur. Sonuçta aşkla başlayan evliliği akıl çerçevesine oturtmakta fayda var. Sevmediğiniz biriyle evlenemezsiniz. Ya da sırf aşıksınız diye sizinle yaşam tarzı hiç uymayan biriyle aynı evi paylaşamazsınız...