Farka dikkat...

27 Mart 2011, Pazar 05:00
AA

Aradan bu kadar gün geçti, dayakçı milletvekili hâlâ sakinleşmiş değil. Bir taraftan üzgünüm diyor, diğer taraftan da diyor ki:
- O polise değil ama Polis Devleti’ne
bir tokat atmak isterdim.
Hah şöyle.
Demek ki hanımefendi Polis Devleti’ne tokat attığını zannetmiş ama aslında Devlet Polisi’ne tokat atmış.
Farkı anladıysa mesele yok.

[[HAFTAYA]]

*

Gelelim sivil itaatsizliğe...
Mahalle mahalle, sokak sokak direniş hakkı ne zaman doğar? Çare kalmayınca.
Halbuki en büyük çare, seçimdir.
Ve de çok yakındır.
Hal böyleyken direnişe geçmek, kuşak sarkıtmaktan başka ne anlama geliyor?
Baraj bugün kalksa bile 12 Haziran’da uygulanamayacağına göre, bu sivil itaatsizlik neyi hedefliyor?
Söylemeye dilim varmaz.
Eğer dili varıyorsa, İsa Gök söylesin.

*

İtaatsizliğin zaten sivili askeri olmaz. Domino heveskârları çok iyi bilir ki, itaatsizlik bizim damarlarımızda var.
Trafikte var, maçta var, meyhanede var, cenazede bile var.
Terör’den beter bir anarşi bu...
Üniversitelerde hangi itaat mevcut? Kime itaat? Darbe denemeleri eğer doğruysa, Kışla’ya bile girmiş itaatsizlik.
Esasen bizim demokrasimiz, itaatsizlik üzerine kurulmuştur. Öncülerimiz de çok şükür itirazcı aydınlardır... Orada bir problem yok.
Ama sivil itaatsizliğin cahillere devri çok tehlikeli.
Zira...
Biat etmem başka şey, itaat etmem başka şey.
Biri kişiliksizlik, diğeri ise kuralsızlık ve kaos emrediyor.