11 Eylül mağduru!

Hayatından memnun olarak Amerika'da yaşarken 11 Eylül olayları nedeniyle oradaki kariyerini sonlandırarak ülkeye döndü. Her şeye sıfırdan başladı. Şimdi hayallerini sindire sindire gerçekleştiriyor. Türkiye'nin Julia Roberts'ı Ayça Varlıer 'Fosforlu Cevriye' müzikali ve 'Mavi Gece' filmiyle adından söz ettiriyor

07 Kasım 2015, Cumartesi 05:00
A A

Röportaj: Elmas DERECİ

elmasdereci@gmail.com

Fotoğraflar: Muzaffer KANTARCIOĞLU

Yurdışı eğitiminizden sonra Türkiye'ye neden döndüğünüzü öğrenebilir miyiz?

16 yaşımda gittiğim Amerika’da çok iyi durumdaydım, birlikte çalıştığım bir ajansım, bir yıllık çalışma hakkım vardı. 11 Eylül olayları patladı. Göçmen bürosu kaos içindeydi. Çalışma vizemi vermediler, 26 yaşımda ülkeye dönmek zorunda kaldım. 

Burada umduğunuzu bulabildiniz mi?

Tekrar Amerika’ya dönmek üzere kısa süreliğine buraya geldiğimi düşünüyordum. ABD’deki çalışma hakkımı geri almak üzere dava açtım, kaybettim. Burada mesleğimle ilgili hiç bağlantım yoktu. Ne yapacağımı biliyor ama nereden başlayacağımı bilmiyordum. Müzikal tiyatrocuydum. Fahir Atakoğlu ile solist olarak çalışmaya başladım, yurt dışı konserleri yaptık. AKM’de ‘ Batı Yakası Hikayesi’ seçmelerine katıldım ve bu önemli müzikalde rol aldım. Müzikal, tiyatro, sinema, müzik, konserler aynı anda devam ediyordu. Çok çaba harcadım ve böyle olduğu için mutluyum.

Olmak istediğiniz yer neresi?

Fenerbahçe. Şaka şaka. Her geçen gün bir yere gidiyorum, gideceğim daha çok yer var. Evrimle birlikte gelişmek insanın doğasında... Bu yüzden hayatımda nokta değil, hep virgül olacak.

Hiç pişmanlıklarınız oldu mu?

Anlık hatalar yaptığım oldu ama yaptığım hatalardan ve pişmanlıklardan ders alıp nedeni üzerine düşündüm hep. Hatalarından ders alan bir insanım ve “İyi ki olmuş” dediğim çok oldu.

Köprü üstünde intihar sahnesi

‘Mavi Gece’ adlı filmdeki rolünüz nasıl?

Filmin ana fikri: Bir erkeğin ruhu ile bir kadının ruhu yer değiştirirse ne olur? Oynadığım en ters köşe rol. Türkiye ’de ilk kez böyle bir fantastik, ab sürt komedi çekildi. Filmde ben Emel’im. Çocuğu olmadığı için mutsuz, evli ve başarılı bir doktor... Taksi sine bindiği Zeki ile birlikte trafik kazası geçiriyor ve ruhları yer değiştiriyor.

Rol karakter ile kesişen bir noktanız var mı?

Her rolde kendimden bir şeyler olabiliyor ki özdeşleşiyorum. Ben de küçükken doktor olmak, hayat kurtarmak cazip gelirdi. Doktorluk ve tıp bilimine hayranım.

Gerçek hayatta Zeki çıksa karşınıza ve sürekli görüşmek durumunda olsanız nasıl davranırdınız?

İnsanları sever, herkesle iletişim kurabilirim. Eskiden o kişi bana nasıl davranıyorsa ben de aynı şekilde davranırdım. Ama bu filmde oynayınca empati yaparak davranacağımı sanıyorum.

Çekimlerde çok eğlenmiş olmalısınız.

Eski Galata Köprüsü üzerinde, denizden 30 metre yükseklikte çekim vardı. İntihar etmek için köprünün kıyısında oturuyordum. Geceydi. Yönetmene gayet rahat yapabileceğimi söyledim ama yüksekten kapkaranlık denize bakıyor, geçen gemilerin dalgasıyla sarsılıyorduk. Bayağı adrenalin yaşamıştım.

‘Unutulan onur, şeref kavramları bu müzikalde’

Türk edebiyatının en ünlü karakterlerinden ’Fosforlu Cevriye’yi canlandırıyorsunuz müzikalde. Ne hissediyorsunuz?

Hayallerimden birini gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. Daha önce Türkan Şoray, Neriman Köksal gibi önemli isimlerle sinemaya uyarlanmış bir karakter. Müzikalde Fosforlu’nun asıl hikayesini işliyoruz. Benim de birkaç bestem var. Altı kişilik bir ekibimiz var, herkes iki-üç karakteri oynuyor. Buruk bir aşk hikayesi olmasının yanı sıra her insanda olması gereken onur, şeref, haysiyet ve özellikle namus gibi kavramları çok güzel yansıtıyor. Unuttuğumuz insanlığı hatırlatacak bir proje ‘Fosforlu Cevriye’.

Bu projede aile desteğini aldınız. Ayça Varlıer nasıl bir ailenin kızı?

Sanatçı bir anne, ruhen sanatçı bir baba ve sanatçı bir abla ile birlikte sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Hayallerimi gerçekleştirebilmek için cesaretlendirip önümü açan, birlikte iş yapabildiğim, fikir geliştirip beraber üretebildiğim bir ailem var. Dekor ve kostümler ablam Aslı Varlıer Pelit ’e ait. Annem Duygu Varlıer sanat danışmanımız, eniştem Eylem Pelit projenin müzik direktörü.

' Fosforlu’ rolünün yanı sıra karakterin yaratıcısı olan edebiyatçı ‘Suat Derviş’i de oynuyorsunuz. Bunun, rolünüzü kolaylaştırdığını söyleyebilir miyiz?

Suat Derviş oyunun başında ve sonunda sadece anlatıcı olarak var. Bazı perdeleri seyirciye anlatarak oynuyoruz. İzleyici oyunu sahiplenmeye başladı, bu yüzden de çok mutluyuz.

“Bu müzikal Amerika’da yapılsaydı ... olurdu” diyor musunuz? Canlı orkestrayla olurdu (gülüşmeler).

Kelimeler & algılar

Diktatör: Hitler Özgürlük: Kuşlar Adalet: Daha fazla olmasını istiyorum.

Dostluk: Hayatımın en büyük parçası. Onlarsız yaşayamam herhalde.

Doğa: Daha çok içinde olmalıyım.

Aşk: Her zaman içindeyim, aşk yaşıyorum ve hep bana çok enerji veriyor.

Irkçılık: Son yıllarda maalesef çoğalan ve bizi çok geriye götüren bir durum. Resmen Ortaçağ’a doğru gidiyoruz.

Sanat: Damarlarımda akıyor.

Bencillik: Her insanın içinde olan. Dozajı yüksek olduğunda kötüye giden, yerinde olduğu zaman da olması gereken.

Öfke: Korkudan kaynaklanır.

Müzikalin programı

7 Kasım 20.30: Zorlu PSM Drama Sahnesi

8 Kasım 17.00: Zorlu PSM Drama Sahnesi

14 Kasım 20.30: Kadıköy Halk Eğitim Mer.

25 Kasım 20.30: Zorlu PSM Drama Sahnesi

3 Aralık 20.30: Zorlu PSM Drama Sahnesi

‘İki yıldır ilişkim var’

Bir ilişkiniz var mı?

İki yıldır güzel bir ilişki içindeyim. Sonu ne olur bilmem. Mesleki anlamda hayatım son yıllarda dolu dolu geçiyor. Her şeyin bir doğru zamanı var. Hayatıma, bu konuları planlayarak yön veremem. Su yolunu bir şekilde buluyor her zaman.

Aşk ilişkisini nasıl yaşamak istersiniz?

Aşk o kadar soyut bir kavram ki. Önemli olan ilişkiyi nasıl yaşadığım. Sevgi, saygı ve güven, ilişkimdeki paylaşımların en büyük tabanını oluşturuyor.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.