2019 yılında Türkiye'de en heyecan verici 10 Arkeolojik keşif

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre ülkemizde yerli ve yabancı 227 arkeolojik kazı çalışması yürütülüyor. 2019 yılında Türkiye’de buluntu özelliği ve sonuçları itibarıyla en heyecan verici 10 arkeolojik keşfi derledik.

19 Aralık 2019, Perşembe 11:29 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
1. Gökçeada’da Göbeklitepe’yi anımsatan 'T' biçimli bir dikili taş bulundu

1. Gökçeada’da Göbeklitepe’yi anımsatan 'T' biçimli bir dikili taş bulundu

Çanakkale'nin Gökçeada ilçesinde, Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü'ndeki arkeolojik kazılarda 8 bin yıl öncesinden kalma anıtsal yapı kompleksi bulundu. Arkeologlar Türkiye’nin en batısında bulunan bu yapının bilinmeyen bir döneme ışık tuttuğunu ifade ediyor. Yapılan kazılar Adadaki insan varlığının 8 bin 800 yıl öncesine tarihlendiği tespit edildi. Hem Ege adaları hem de Batı Anadolu için önemli bir keşif olarak nitelendirilen kazılarda milattan önce 6 bin yıllarına tarihlendirilen anıtsal bir yapı ortaya çıkarıldı. Göbeklitepe dikili taşlarını anımsatan iki parça halinde yapılmış ve iç içe geçmiş 7 metre uzunluğunda duvarlarla birbirine yerleştirilmiş 'T' biçimli bir dikili taş bulundu. Daha önce tapınak oldukları düşünülen anıtsal yapıların benzerlerinin batıya gittikçe kaybolduğu düşünülmekteydi. Bulunan bu anıtsal yapı, insanların bir araya geldiği, birtakım etkinlik ve ritüellerin yapıldığı bir alanın parçası gibi duruyor.

Yakılmış kireç, kum ve taş katkılı harçla oluşturulan terrazzo tabanın hem Doğu Anadolu hem de İç Anadolu'daki örneklere benziyor. Arkeologlar bu yüzden üzerlerinde çizgisel şekiller bulunan bu dikili taşların varlığının Uğurlu'da birden fazla anıtsal yapının varlığının bir kanıtı olabileceği üzerinde duruyor. 

2. Batı Antalya Batığı en eski ticaret gemisi batığı olarak kabul ediliyor

2. Batı Antalya Batığı en eski ticaret gemisi batığı olarak kabul ediliyor

Antalya'da içinde bakır külçeler olan, milattan önce 1600'lü yıllara tarihlenen 14 metrelik gemi batığı tespit edildi. Kemer ilçesindeki Akdeniz Üniversitesi Sualtı Araştırmaları Merkezinin çalışmaları sonucunda kentin batısında gemi batığı bulundu. Kentin batısında bulunan bu batığa "Batı Antalya Batığı" adı verildi.

Bundan önceki en eski batık, yine Antalya'da 'Uluburun Batığı' olarak adlandırılan ve milattan önce 1400 yılına ait olduğu varsayılıyor. Buradan çıkarılan eserler Bodrum'daki Sualtı Eserleri Müzesi'nde sergileniyor. Nisan ayında keşfedilen bu batık 'Uluburun Batığı'ndan 200 yıl daha geriye gidiyor. Batı Arkeologlar, Antalya batığı dünyanın en eski ticaret gemisi olduğunu düşünüyor. Batığın bilimsel olarak tespitini gerçekleştirildi. Batı Antalya Batığı’nın ana yükünün bakır külçeler olduğu külçelerin tipolojisinden, bunun milattan önce 16. yüzyıla ait bir ticaret gemisi olduğu ortaya çıkıyor. Arkeologlar bunun ayrıca dünyanın en erken endüstriyel ürünlerini taşıyan bir gemi olabileceğini de düşünüyor.

Geminin Kıbrıs yönünden batıya doğru seyir halindeyken fırtınaya yakalanıp kıyıya çarparak battığı düşünülüyor. Bu batığın bulunuşuna kadar "dünyanın en eski batığı" tanımlaması Kaş’ta bulunan Uluburun Batığı için yapılıyordu. Yürütülen çalışmalarda batığın yaklaşık 50 metre derinlikte olduğu ve en az 1500 kiloluk külçe bakır yükü bulunduğu kanıtlandı.

3. Adıyaman’da 'üç katlı mağara' bulundu

3. Adıyaman’da 'üç katlı mağara' bulundu

Adıyaman’ın Kahta ilçesinde, Kommagene Krallığı döneminde "kült alanı" olarak kullanıldığı değerlendirilen "üç katlı mağara" bulundu. Kahta-Diyarbakır kara yolunun 20 kilometresindeki Teğmenli köyünde yaşayan vatandaşların haber vermesiyle bölgeye giden ekipler, bir dağın yamacında "üç katlı mağara" bulunduğunu tespit etti. Adıyaman Müze Müdürlüğü mağaranın alt katının zeminden 40 metre yüksekliğe sahip olduğunu, ikinci ve üçüncü katının ise oyma merdivenlerle birbirine bağlandığını buldu.

Arkeologlar, mağaranın kraliyet kültü (tapınma alanı) olabileceğini tahmin ediyor. Üç katlı ve içten merdivenle birbirine bağlı bu kaya yerleşiminde iki farklı yerde iki yazıt tespit edildi. Bu yazıtlardan birincisi 'Bakhios'un mağaraları' şeklinde tercüme ediliyor. Bakhios diye bahsedilen kişinin, tanrı Dionysos ya da Bakhios adında bir kişi ismi olabileceği düşünülüyor. İkinci yazıt ise 'Büyük Kral Mithradates'in oğlu ve torunu' şeklinde tercüme edildi. Buranın Kommagene krallarından Kral Mithradates'in kült alanı olarak düşünülüyor. 

4- Denizli Laodikya Antik Kenti 3 metrelik imparator Trajan heykeli

4- Denizli Laodikya Antik Kenti 3 metrelik imparator Trajan heykeli

Denizli Leodikia antik kentindeki arkeolojik kazılarda, MS 113 yılında yapılan Roma İmparatoru Traian heykeli bulundu. 3 metre boyundaki heykel, anıtsal çeşmenin havuzunda tespit edildi. Depremle yıkılan çeşme kalıntılarının altında 356 parçaya bölünmüş halde bulunan heykel önünde bir de yazıt bulunuyor. 30 satır ve 14 maddeden oluşan su yasasında, “Her kim kente ait suyu kendi adına böler ve zarar verirse ceza öder” diyor. İmparator 60 yaşındayken yapılmış olduğu tahmin edilen heykelin önce başı bulundu. Heykelin vücut uzuvlarının birbiriyle orantısına bakıldığında ‘üst düzey sanat stili’ olduğu belirtiliyor. 356 parça halinde gün yüzüne çıkarılıp birleştirilen heykelin yanında bir de elleri arkadan bağlı Dacialı düşman askeri tasviri yer alıyor. Heykelin üzerinde zırh ve düşmanlara karşı acımasız ancak dostlara karşı koruyucu, dostluk ve bereketi anlatan, sanatı koruyan ve güçlü bir imparator olduğunu anlatan simgeler bulunuyor. İmparatorun üzerinde kısa kiton ve sol kolundan aşağı düşen imparator giysisi yer alıyor. Zırhın üstten bağlama bölümünde Jüpiter’in yani gök tanrısının şimşeği yer alıyor. Göğsünün tam orta bölümünde Medusa yer alıyor, bu da imparatorun korkutucu yönünü gösteriyor. İki tane karşılıklı griffon var, griffon tanrı Apollon’un sembolü. Apollon’u güzel sanatları koruyan tanrı olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar İmparator Hadrian heykelleri başka bölgelerde bulunmuş olsa da, bu düzeyde nitelikli ve bu büyüklükte bulunamadığı belirtiliyor. Söz konusu heykel aslında geçtiğimiz sene bulunmuş olsa da, yüzlerce parçanın birleştirme işlemi bu sene tamamlandı.

5. Boncuklu Tarla, Göbeklitepe'den bin yıl daha eski olabilir

5. Boncuklu Tarla, Göbeklitepe'den bin yıl daha eski olabilir

Mardin’in Dargeçit içesinde Neolitik döneme ait, temeli moloz taşlarla örülü duvarlar ve sertleştirilmiş kil tabanları olan yapının açığa çıkarıldığı alanda Göbeklitepe ile aynı döneme ait bir de tapınak tespit edildi. Dört dikilitaşı olan ve Neolitik döneme ait tapınağın 11.300 yıllık olduğu tahmin ediliyor.

Ev tabanlarının altına, dizleri karınlarına çekik ana rahmindeki biçimde yeniden doğuş inancı ile erkek, kadın ve çocuk bireylerin gömüldüğü 69 mezarda 118 bireye ait iskelete ulaşılan kazılarda, 4 steli bulunan ve Neolitik döneme ait 11 bin 300 yıllık olduğu tahmin edilen tapınak gün yüzüne çıkarıldı.

İskeletlerin yer aldığı mezarda Neolitik dönemde yaşayan toplulukların geleneklerini betimleyen serpantin, kireçtaşı, klorit, kumtaşı, kemik, obsidyen, fosfat, bakır, malakit ve değişik çay taşları kullanılarak yapılan boğa, geyik, leopar, yılan, akrep ve yaban keçisi gibi çeşitli şekillerde yaklaşık 20 bin boncuk ile kemer ve tokaları, kemik kakmalı süs eşyası, düğme, küpe ve değişik süs eşyaları bulundu.

Buluntular, Boncuklu Tarla'nın Mardin yöresi Çanak-Çömleksiz Neolitik dönem açısından günümüze kadar tespit edilen ilk yerleşim yeri olduğunu, hem Yukarı Dicle bölgesi hem de Kuzey Mezopotamya Neolitikleşme süreci üzerine önemli bilgilere ulaşılmasını sağladı.

6. İzmir Metropolis Antik Kenti kişiye özel hamam yapısı ortaya çıkarıldı

6. İzmir Metropolis Antik Kenti kişiye özel hamam yapısı ortaya çıkarıldı

İzmir’in Torbalı ilçesinde 1990 yılından beri süren Metropolis Antik Kenti kazı çalışmaları kapsamında, bu yıl yeni yapılar ortaya çıkarıldı.

M.S. 400-500 yıllarına ait olduğu düşünülen bu yapının mermer avlusunun bir kısmında 3-4 kişilik bir havuz bulunuyor. Yapının içinde, küvet şeklinde bölmeler bulunan ve terleme odası olduğu tahmin edilen farklı odaların en dikkat çekeni ise, 1500 yıl önce odaların yerden ve duvardan ısıtıldığını gösteren, 'Tubuli' adı verilen bir sistemin bulunması. İhtişamlı hamam yapısının yanı sıra, Helenistik döneme ait Metropolis Tiyatrosu’nda ortaya çıkarılan sahne binasının içinde, o dönemde kulis olarak kullanılan 5 oda gün yüzüne çıkarıldı. Bu odaların her birinin doğrudan sahneye çıkan kapılarının bulunması, sanatçıların performansları öncesinde buralarda hazırlandıklarını gösteriyor.

Antik kentte yaşamış olan varlıklı birine ait olduğu tahmin edilen 'Balneum' adı verilen kişiye özel hamam yapısı ve Metropolis Tiyatrosu'nun sahne binası kısmındaki 5 kulis odası, Roma’nın ileri mühendislik uygulamalarına da ışık tutuyor.

7. 1500 yıllık mozaik gün yüzüne çıkarılıyor

7. 1500 yıllık mozaik gün yüzüne çıkarılıyor

Çanakkale'nin Lapseki ilçesinde mayıs ayında kaçak kazı sırasında bulunan ve bin 500 yıllık olduğu değerlendirilen devasa mozaiğin gün yüzüne çıkarılması için çalışmalar sürüyor.

Güreci köyü Üstünlü mevkisinde koruma altına alınan yaklaşık 120 metrekarelik mozaiğin, geç Roma ve erken Doğu Roma (Bizans) yerleşiminde bulunduğu belirlendi. Müze uzmanları denetiminde yaklaşık 20 kişilik ekip, mozaik ile diğer mimari kalıntıların restorasyon ve konservasyonuna devam ediyor.

Mozaiğin varlığının geçen mayıs ayında kaçak kazı sırasında anlaşıldığını belirten Koçyiğit, bunun üzerine kurtarma kazısına başlandığını dile getirdi. Bölgede mozaiğin yanı sıra büyük bir yapılaşmanın olduğunun tespit edildiğini anlatan Koçyiğit, şöyle devam etti:

"Troas bölgesinin açığa çıkarılmış en büyük ve en sağlam mozaiği. Üzerinde çeşitli figüratif, dekoratif unsurlar var, yazıtlar mevcut. Bu mozaik gerek bölge tarihi gerekse arkeolojisi için önemli. Bu mozaikle çevresindeki yapılaşma bizim için çok değerli, çünkü bulunduğumuz yer antik Lapseki kentine yaklaşık 15 kilometre mesafede. Yine Parion Antik Kenti hemen yanı başımızda. İki önemli kentin ortasında önemli bir kırsal yerleşim niteliğinde."

Lapseki'nin Antik Çağ'da bir kırsal üretim merkezi olduğunu, o dönemden bu yana bölgede asma yetiştirildiği tespit edildi. 

8. Haydarpaşa Garı'ndaki arkeolojik kazılar

8. Haydarpaşa Garı'ndaki arkeolojik kazılar

Hızlı tren projesi kapsamında, tarihi Haydarpaşa Garı ve çevresinde sürdürülen arkeolojik kazılarda Khalkedon (Kadıköy) antik kentine ışık tutacak çok önemli mimari kalıntılar, mezarlar ve 6 bine yakın sikke bulundu. T planlı, 4 adet nişi bulunan bir başka yapının ise anıtmezar olduğu düşünülüyor. İstanbul kadar güzel bir yer varken şehri karşı kıyıya kurdukları için ‘Körler Ülkesi’ olarak adlandırılan Khalkedon’a ait mimari yapılar daha önce hiç ortaya çıkarılamamıştı.


9. Diyarbakır'da kaya mezarında Süryanice kitabe bulundu

9. Diyarbakır'da kaya mezarında Süryanice kitabe bulundu

Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde kültür varlıklarının tespiti amacıyla yapılan yüzey araştırmalarında, Bahçeköy'deki kaya mezarının içerisinde Süryanice iki kitabe bulundu.

Dicle Üniversitesi (DÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yıldız bulunan kitabeler hakkında şunları söyledi:

"Bölgede şimdiye kadar yapılan çalışmalarda ilk kez içerisinde Süryanice kitabelerin bulunduğu bir kaya mezarı tespit edilmiş oldu. Bu literatür açısından bir ilk. Süryaniler Türkiye'de yoğunluklu olarak bu bölgede yaşıyor. Türkiye'de de şu ana kadar üzerinde Süryanice kitabe olan herhangi bir kaya mezarının tespit edildiği bilgisine ulaşamadık. Dolayısıyla bu Süryanice kitabeli kaya mezarı Türkiye'de ilk olabilir."

10. Antik Çağ'da 'hayran kulübü' geleneği

10. Antik Çağ'da 'hayran kulübü' geleneği

Antik Çağ'da İzmir'de yapılan ve 1500 yıl önce üzeri toprakla kapanan Smyrna Tiyatrosu kazılarında dönemin sanatçılarına hayranlığı gösteren "pişirilmiş topraktan yapılan heykelcikler" bulundu.

İzmir'de yapılan ve 1500 yıl önce üzeri toprakla kapanan Smyrna Tiyatrosu kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarken, dönemin sosyal, kültürel ve siyasal yaşamına da ışık tutuyor.

"Figürin" adı verilen heykelciklerin, Antik Çağ'da tiyatroda oyunlar sergileyen dönemin sevilen sanatçılarına benzetildiği, hayranlığın bir ifadesi olarak ve Smyrna Tiyatrosu'nda saklandığı belirlendi.

Tiyatronun yapısal özelliklerinin ortaya çıkmasıyla dönemin sosyal, kültürel ve politik yaşamının da aydınlandığını anlatan Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanı DEÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Akın Ersoy, "Burası bir tiyatro, burada oyunlar oynanıyor. Arkeolojik kazılarda çok sayıda figürin parçası bulduk. Oyunlardaki aktörlerle ilişkili heykelcikler. Belli ki aktörlerin figürinleri yapılmış ve hayranları tarafından saklanıyor. Günümüzde insanların futbolcuların, sanatçıların resimlerini saklaması gibi. Tiyatrolarda bu tür figürünlere rastlanabilir. O dönemde fotoğrafın, görselin olmadığını düşünürsek insanlar sevdiklerine ait anıları saklamak istemişler. Örneğin, Smyrna Agorası'nın duvarları üzerinde gladyatörlerin resimlerinin yanı sıra isimleri de yer alıyor. Belli ki onları seven, tutan gruplar var. Bir hayran kulübü var diyebiliriz." dedi.

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Güç onlarla! Star Wars hayranları sinema salonu önünde kamp kurdu