9 kiloyu sağlığım için aldım

Son yılların gözde oyuncularından Ceyda Ateş 25 yaşında olmasına karşılık 20 yıllık bir kariyere sahip. Beş yaşında çocuk güzeli seçilip oyunculuğa adım atmış, setlerde büyümüş bir bakıma

05 Ağustos 2012, Pazar 05:00
A A
9 kiloyu sağlığım için aldım

RÖPORTAJ: Figen Onur ERTAN

 ‘Çılgın Dersane Kampta’ filmi ve ‘Kavak Yelleri’ dizisiyle gittikçe şöhreti artan Ceyda Ateş, ‘Adını Feriha Koydum’ dizisinde canlandırdığı kötü kalpli Hande ile yıldızı yükselen oyuncular arasında yer aldı. Bu kötü karakter ona o kadar çok yapıştı ki, bazen sokaktaki insanlardan “Bu kadar kötü olma Hande” diye tepki bile aldı. Dizi sezon finaline girer girmez yeni dizisi için kolları sıvayan Ceyda Ateş, bambaşka bir karakter ve tiple çıkıyor karşımıza. Röportaj yapmak için buluştuğumuzda onu ilk gördüğümde şaşırdım. Çünkü sürekli çok kilo aldığı söylenen genç oyuncuyu biraz şişmanca görmeyi bekliyordum. Ama çıtı pıtı gayet fit bir genç kız çıktı karşıma. Gözler aynı ama ona fettan hava veren sarı saçları gitmiş, kumral saçlarıyla son derece masum bir görünüme bürünmüş. Ceyda Ateş ile biraz kendinden, biraz oyunculuktan konuştuk.

 

Beş yaşından beri oyunculuk yapıyorsunuz asıl patlama Feriha’da oldu galiba?

Aslında çıkış Feriha’da olmadı. Her projede bir çıkış vardı. Asıl çıkış ‘Gurbet Kadını’ dizisinde oldu. Adını Feriha Koydum projesi çok iyi projeydi o yüzden daha çok göze battım. Şu an Feriha’nın etkisi var.

Feriha’da ‘Kötü kalpli Hande’yi oynadınız. Cesaret isteyen bir şey.

Normalde diğer projelerimde de farklı karakterlere büründüm. Deliyi oynadım, evin masum kızını oynadım. Kötü kızı da oynadım. Hep farklı karakterleri oynadım. Feriha’da Hande kötü bir karakterde sonradan iyiye dönüyordu. Aslında kötüyü oynarken bile Hande’nin acısını görebiliyordunuz, aslında kötü olmadığını ne sebeplerden dolayı bunları yaptığını görebiliyordunuz. Ama insanların kafasında kötü bir karakter çizildi. 

Yeni projede sizi ekranda nasıl göreceğiz?

Dizi, Orhan Kemal’ın ‘Evlerden Biri’ adlı romanından uyarlanıyor. Burada tamamiyle masum bir kız karakterine bürünüyorum. Annesi çok frapan ve aşırıya kaçan, gözü yüksekte olan oynak bir kadın. Nursen yani benim karakterim de annesi gibi olmak istemiyor, tek amacı üniversiteyi kazanıp avukat olmak. Hayata karşı hep dik durabilmek, hiçbir şekilde ödün vermemek, okulunu iyi bitirip iyi bir aile kurmak hedefi. Yani annesinin tam zıttı.

Çoğu kişi sizi İzmirli sanıyor?

Aslında Orduluyum. Ama ‘Kavak Yelleri’ dizisinde oynarken bir yıl İzmir’de yaşamıştım. Belki o nedenle insanların kafasında öyle bir imaj oluştu. Belki de İzmirli kızlara benziyorum o yüzdendir. Karadenizliyim aslında.

Herkes neden kilolarınıza taktı?

Hatta yeni dizi için kilo aldı bile diyor. Normalde çok zayıftım. Aslında almam gereken kiloyu aldım. İnsanlar çok abarttı. Benim için “Şişti” dediler. Abartılı haberler çıktı. Çıplak gözle bakıldığında tam olmam gereken kilodayım. Ama televizyonda biraz daha kilolu görülüyor. Resim çekilirken de yanlış bir duruş kilolu gösteriyor. Dizi için de almadım. Sağlığım için 9 kilo aldım.

Saçınızı dizi için boyattınız ama. Koyu renk sizi daha küçük göstermiş.

Evet canlandırdığım karakter gereği saçımı koyuya boyattım. Asıl saç rengim sarı ama daha önce de Kavak Yelleri için koyu renk yapmıştım. Zaten sarı saç biraz olgun gösterir. Böyle daha masum, daha çıtı pıtı duruyorum. Ben alıştım ama çevremdekiler zorlandı bir süre.

Peki Ceyda ne yapar normalde?

Ben aslında hep yoğun çalışan biriyim. Zamanımın büyük bölümü setlerde geçiyor. Çok geç saatlere kadar sette kalıyorum. Bazen çekimlerin sabah başlayıp gece 4’e kadar sürdüğü oluyor. Ters saatlerde olduğu için hiçbir şey yapamıyorum. Boş zamanlarım olursa yüzmeye vakit ayırıyorum. Aileme ve erkek arkadaşım Can’a vakit ayırıyorum. Eğitimle ilgili diksiyon dersleri alıyorum. Tiyatro provalarım oluyor. Çok vaktim olmadığı için ufacık şeylere bir sürü şey sığdırmaya çalışıyorum.

Ne zaman evleneceksiniz?

Bizim ilişkimiz çok yazıldı çizildi ama biz bu ilişkiye ciddi olarak başladık. Herkes Can’ın arkamda olduğunu gördü. İlişkimiz gayet güzel gidiyor. Biz zaten evlilik kararı aldık ama henüz tarihi belli değil. Allah nasip ederse olacak. 

Kendine çok fazla zaman ayıramıyorsun yani.

Evet. Televizyon izleyemiyorum. Set aralarında kitap okuyorum bazen. Ara sıra sinemaya gidiyorum. Özellikle son dönemlerde uyumaya bile vaktim yok. Sonuçta yaşım çok genç. Yapabildiğim kadar yapmaya çalışıyorum. Başarıyı yakalamışken niye saçma sapan şeylerle bozayım ki diyorum. Uzun tatil de yapamıyorum. İki gün bana yetiyor. Bir haftadan fazla tatilde bile sıkılıyorum. Çalışmayı çok sevdiğim için en uzun tatilim de bir haftadır.

Erkek arkadaşın “Yeter ama çok çalışıyorsun” demiyor mu?

O da çok çalışıyor. Restoran işinde ama tabii bana göre daha rahat, düzeni kurulu ama o da kısa tatilleri seviyor. İkimiz de birbirimize anlayışlı bir şekilde ayak uyduruyoruz.

Ev hayvanın var mı?

Köpeğim var. Adı Dünyam. Pincher cinsi, o evin küçük adamı. Eve gittiğimde stresimi alıyor. Karşılıksız seviyor, karşılık istemiyor. Onun enerjisi zaten beni çok mutlu ediyor. Sıkıntılı ve yorgun eve girdiğimde kucağıma çıkması bütün her şeyi siliyor. Bence herkes evinde bir hayvan beslemeli. Çünkü hayvan sevmeyen birisi doğayı da sevemez, insanları da.

Sosyal medyayı artık kullanmıyorsunuz.

Benim adıma Twitter ve Facebook’da çok sayıda hesap açıldı. Benim ağzımdan bir sürü şey yazıyorlar. Ama benim hiçbir şekilde Twitter ve Facebook hesabım yok. Sosyal medyayı kullanmıyorum, hesaplarımı kapattım.

Erkek arkadaşınızın etkisi olmadı yani?

Alakası yok. Ben zaten sosyal medyayı çok kullanmıyordum. Bir yerlerde programa çıkacağım zaman tweet atıyordum. Oradayım, şuradayım diye her yaptığımı bildirmek bana saçma geliyor. Bazen ilkokul çocukları gibi sosyal medya üzerinden kavga ediyorlar, bana komik geliyor.

İlerisi için hedefleriniz var mı?

Bunu şimdiden kestirmek güç. Hayat şartları belki istediğim hayalleri gerçekleştirmeme engel olabilir. Oyunculuğumu belli bir noktaya getirdiğimde, bütün eğitimlerimi tamamladığım zaman kendime küçük bir oyunculuk okulu açmak isterim. Kurslara gidemeyen, durumu olmayanlara insanlara tiyatro ve oyunculuk eğitimi vermek için.

Sizin eğitim süreciniz?

Ben sürekli eğitim alıyorum. Almaya da devam edeceğim. Benim en büyük şansım küçüklüğümden beri hep usta sanatçılarla çalışmış olmam. İki sene Barış Manço Kültür Merkezi’nde tiyatro eğitimi aldım. Şu anda da hem diksiyon hem tiyatro dersleri almaya devam ediyorum. Sürekli bir eğitim aşamasındayım.

Genç bir oyuncu olarak gençlere ne tavsiye edersiniz?

Oyuncu olmak gerçekten çok zor. Mesela sete gidiyorsunuz, o gün hayatınızda çok kötü bir olay yaşamış olabilirsiniz, hasta olabilirsiniz. Ama bütün bunları bir kenara bırakıp, gerçek kimliğinizden ve sorunlarınızdan sıyrılıp rolünüzü canlandırmak zorundasınız. Herkes oyuncu olabilir ama sürekli olmaz. Yeteneğin eğitimle birleşmesi gerekiyor.

( 29.07.2012 tarihli Pazar Postası 'ndan alınmıştır )

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...