Adele çaldı da biz ne yaptık?

MEHMET COŞKUNDENİZ YAZDI... https://twitter.com/askdoktoruInstagram: askdoktoruu

12 Aralık 2015, Cumartesi 19:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

MEHMET COŞKUNDENİZ YAZDI... https://twitter.com/askdoktoru Instagram: askdoktoruu İngiliz şarkıcı Adele'in 'Millions Years Ago' (Milyonlarca Yıl önce) adlı şarkısının Ahmet Kaya'nın 1985 tarihli 'Acılara Tutunmak' şarkısıyla aynı olduğunu POSTA ortaya çıkardı. Türkiye'de gündem olduğu gibi, dünyada da epey ses getirdi bu haber. öyle ya, albümleri milyonlar satan Adele nasıl olur da böyle bir çalıntı şarkıya imza atardı? Hadi İngiltere'nin, Avrupa ülkelerinin, Amerika'nın falan buna şaşırmasını anlıyorum da bizimkilerin şaşırmasını anlamıyorum.

Türk Pop Müziğinin tarihi çalıntı şarkılarla dolu. Gerçi besteciler buna 'esinlenme' diyor ama öyle şarkılar var ki girişi, nakaratı, hatta nakarat sözleri bile neredeyse aynı. Mesela Atiye'nin seslendirdiği ve İskender Paydaş-Murat çekem ikilisinin bestelediği 'Salla' şarkısı, Mısırlı Mohamed Hamaki'nin seslendirdiği 'Ahla Haga Feeki' şarkısıyla aynı. Atiye 'Salla' diyor, Hamaki 'Ahla' diyor. Atiye 2009'da, Hamaki 2007'de söylemiş bu şarkıyı. örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki, bu konuda internetteki sözlüklerde 'çalıntı şarkılar listesi' diye başlıklar bile var. Bu arada, klipleri de birebir kopyalayıp yayınladığımızı unutmayalım. Peki niye yapıyoruz bunu? Biz üretemiyor muyuz artık? Aslında 'pop' dediğimiz müzik türü, adı üstünde, '

Hani bir yaz, ne bileyim, 3-4 ay söylendikten sonra bir daha kimse ağzına bile almıyor. E bu kadar fazla üretim de kaliteyi düşürüyor. Besteciler, 'Nasıl olsa kimse duymaz' deyip özellikle Arap dünyasının şarkılarını alıyor, nakaratını bile değiştirmeye gerek görmeden şarkıcılara satıyor. Sonuçta da ortalık 'çalıntı' şarkıdan geçilmiyor. Bir ara Hakan Gündüz radyo programlarında çalıntı şarkılara ilişkin bölüm yapardı. Tekrar yapsa da eğlenmeye devam etsek...

DENİZ SEKİ VE REYTİNG Deniz Seki'nin hapis yatarken 'Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz' dizisinde oynaması büyük olay oldu. 'Oynamalıydı', 'Oynamamalıydı', 'Reyting için yapıldı' tartışmaları hala sürüyor. Evet, Deniz'in oynadığı bölümler çok yüksek reyting almış. Yapımcının zekasının hakkını vermek gerek. “İktidara yakın bir kanalın dizisi olmasaydı, Adalet Bakanlığı yine aynı izni verir miydi?” diye soruluyor. Böyle bir başvuru yapıldı mı, yapılmadı mı bilmiyorum.

Ama Adalet Bakanlığı, bugüne kadar 50'ye yakın programa hapishanelerde çekim yapılması için izin verildiğini açıkladı. Deniz Seki bir mafya dizisinde oynadı. Hapishane kurgusu bu tür diziler için çok uygun. Yani denk gelmiş. Biz dönelim işin reyting kısmına. Deniz Seki'nin hapiste olması ve sanırım halkın büyük kısmının da 'mağdur' olduğuna inanması, reytingi yükseltti. İyi de işin başına dönelim: Deniz Seki uyuşturucu kullandığı için hapis yatmıyor. Başkalarının uyuşturucu kullanmasına aracılık ettiği için ceza aldı.

O zamanki iddianamade, Deniz Seki'nin başkalarının uyuşturucu teminine aracılık edip kendisine de pay aldığı yazıyordu. Evet, işleri iyi değildi, para bulamıyordu ve uyuşturucuyu 'komisyon' yöntemiyle tedarik ediyordu. O dönemde büyük sıkıntılar çeken ve belki biraz da bu nedenle uyuşturucu kullanmaya itilen Deniz Seki'ye keşke yapımcılar hapse girmeden önce iş olanağı tanısaydı. Keşke o zaman bir dizide oynatsalardı da Deniz Seki bu tür girişimlerde bulunmasaydı. Şimdi hapiste değil, aramızda olur, o güzel şarkılarından bizi mahrum bırakmazdı. Televizyon, sahne dünyası çok acımasız. Bugün için reyting unsuru olarak görülen Deniz Seki, o zaman öyle görülmediği için hiç teklif alamıyordu. Hapisten çıktıktan sonra da reyting unsuru olacak. Umarım o süreci iyi yönetir.

EFSANE DERGİ; KLİPS Türkiye'de halen aylık magazin dergileri çıkıyor. Ama bu dergiler özel haberden çok 'cemiyet' diye tabir edilen insanların katıldığı davetlerden, açılışlardan haberler veriyor. Ya da o tür insanların portrelerini falan yayınlıyor. Oysa bir zamanlar Türkiye'de 'Klips' adlı bir magazin dergisi vardı. 1992-1994 yılları arasında yayınlandı. Her sayısı olay, her kapağı sansasyon yaratırdı. O yıllarda derginin satış adedi 75 bindi. İnanılmaz! Bugün 5 bin satan dergi başarılı bulunuyor, düşünün. Klips'i düşünen, tasarlayan, çıkaran kişi şimdi POSTA'nın yayın yönetmeni olan Rıfat Ababay'dı. Zaman zaman o günleri konuşuruz. Der ki; “Bugün böyle bir dergi yapsam sadece 1 sayı çıkar. çünkü dergini

Günümüz Türkiye'sinde hoşgörünün 'h'si bile kalmadığı için o haberleri yapabilmek artık imkansız. Ben derginin Ekim 1993 sayısında ilginç bir şeye rastladım: Ababay ve ekibi, o dönemin tanınan çiftlerinin kadın ve erkeklerine yer değiştirtmiş. Fotoşopla erkeğin yüzünü kadın, kadının yüzünü erkek yapmışlar. O tarihte cumhurbaşkanı olan merhum Süleyman Demirel ve eşi merhume Nazmiye Demirel'e bile uygulamışlar bu yöntemi. Bugün yapmaya kalksanız, cumhurbaşkanına hakaretten tutuklanır, direkt hapse atılırsınız. İnsan 'Nereden nereye' demekten kendini alamıyor.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder