AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Barış Pınarı Harekatı beraberindeki diplomatik gelişmeler hakkında açıklamalarda bulunuyor. AK Parti Sözcüsü Çelik, "Bu operasyon başladığında işgal gücü olduğumuzdan bahseden, kara propagandaya imza atanlar bir kere daha mahcup olmuşlardır." ifadelerinde bulundu. Çelik ayrıca, "Türkiye'nin imza attığı başarı söz konusu olduğunda dünyadaki başka yerlerden önce sabotaj faaliyeti CHP Genel Başkanlığı'nca ortaya konuluyor" dedi

24 Ekim 2019, Perşembe 13:57 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Çelik'in açıklamalarından satır başları şu şekilde:

''Suriye topraklarında milli güvenliğimize yönelik tehdit organizasyonunun boşa çıkarılması ile tamamlanmıştır.

Pozisyonumuz hem ABD hem Rusya tarafından teyit edilmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yürütülen Bu müzakere süreci tüm dünya tarafından başarı olarak kabul edilmiştir.

30 km derinlikte terör örgütü unsurları olmayacaktır. Mültecilerin güvenli, ve gönüllü bir şekilde dönüşü için ortak çalışmaların yapılacak olmasıdır. Terör örgütü üzerine kurulan planlar boşa çıkarılmıştır. Türkiye amaçlarına ulaşmıştır.

Bunun açık bir başarı olduğu dünyadaki yayın organlarının manşetlerinde görülüyordu.

Bunun açık kaybedeni terör örgütüdür. Kaybetmeye devam edecektir. Türkiye’ye karşı sözler edenler bir kere daha mahcup olmuşlardır.

Mazlum halkları koruma mücadelesi olduğu net bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Sonuçta Türkiye geçmişte yapılmış hataların tekrarlanmasını önleyerek, sahada DEAŞ’la en güçlü veren Türkiye aynı mücadeleyi PYD terör örgütüne karşı vermiştir.

En üzücü tarafı şudur. Dünyadaki bir takım aşırı sağcı gruplar, Türkiye düşmanları eleştirirken Türkiye birlik bütünlük içinde duruşunu gerçekleştirmiştir.

Terör örgütüne yakın siyasi odakları kayda değer bulmuyoruz. CHP’nin ortaya koyduğu tavır trajik bir tavırdır. Türkiye bir başarıya imza atarken Salı günü Soçi’de CHP genel Başkanı bir siyasi sabotaj gerçekleştirmeye çalışıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na karşı yabancı bir devlet başkanının diplomatik sınırları aşan bir mektubu CHP Genel Başkanı kendi grubundan okuyor. Daha önce bu genel başkan FETÖ’nün tapelerini okumuştu.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Makamı devletimizin ve milletimizin birliğini temsil eder. Dünyanın neresinden gelirse gelsin saygı sınırlarını aşan her mesaj yok hükmündedir. Bu mektubu unutmadık Gereken zamanda gereken şekilde karşılığı verilecektir demiştir Cumhurbaşkanımız.

Kılıçdaroğlu'nun bu mektubu dillendirmesi trajedinin aynı şekilde sürdüğünü göstermektedir.

Dünyanın her yerinden mesaj gönderildiğinde Türkiye’nin bu mesajı kabul edip etmediği önemlidir. Türkiye’nin buna nasıl karşılık verdiği meselesinde karşı tarafın yanında yer alıyor CHP

Burada açık bir seviye sorunu olduğunu ifade etmek isterim.

Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefinin nasıl korunduğunu aziz milletimiz net bir şekilde görerek tespit etmektedir.

Gerekirse askeri harekat, diplomasi en zirve noktasında gerçekleştirerek net bir şekilde ortaya konulmaktadır.

Buradaki hastalıklı psikoloji şudur. Dinleyenlerin bir kısmının da bu konuşmayı alkışlamasıdır. Eğer onur ve itibara sahip çıkma konusunda gerçekten samimilerse Kılıçdaroğlu’nun iç siyasetteki siyasi müttefikinin Türkiye cumhuriyetine, TSK’ya dönük iftiralarına ne diyeceğini duymak isteriz.

Terör örgütünün tezlerini dillendirenler Türk askerinin orada işgalci olduğunu söylüyordu. ABD ve Rusya Türk askerinin orada olmasının meşru olduğunu kabul etmiştir.

Şunu beklerdik mesela… Cumhurbaşkanımız Soçi’de bu zorlu mücadeleyi yürütürken CHP Genel Başkanı deseydi ki hükümetin yürüttüğü politikalar nedeniyle eleştirim var ama Soçi’de mücadele yürütüyor o sebeple bugün eleştirilerimi bir kenara bırakıyorum, terör örgütlerine karşı yanlarında duruyorum deseydi bu soylu bir tavır olur derdik. Bu hayal düzeyinde kalmıştır.

Mektubun sızdırılması, yok hükmündeki mektup diplomatik başarı süreçlerini sabote etmek için kullanıldı. Ama Türkiye bunu yok hükmünde sayarak müzakereleri güçlü şekilde yürüttü.

Seçimlerden önce belediyelerden hiçbir işçi atılmayacak diye namus sözü vermişti. Bu sözü kendisine bir kez daha hatırlatıyoruz.

Siyasi namusun en temel ilkesi teröre karşı olmaktır

Kılıçdaroğlu geçmişte YPG terör örgütü değil demişti. YPG’nin nasıl bir örgüt olduğunu tekrar hatırlatmak istiyoruz. Bu örgüt harekattan beri sınırlarımıza bin kadar havan, top, roket saldırısı olmuştur. 20 şehit verdik, 187 yaralı vatandaşımız var.

7 kahraman askerimiz şehit oldu, 90 askerimiz yaralandı. SMO’da 96 şehit verdik, 369 kardeşimiz yaralanmıştır.

Utanç verici bu konuşma CHP mensupları tarafından da reddedilmelidir.

Terör örgütlerini meşrulaştıran sözler söyleyenler önce kendi sözleri ile ilgili özeleştiri yapmalı.

Bu operasyonlarımız neticesinde AB’den Arap Birliği’nden gelen eleştirilerin de ne kadar yanlış olduğu görülmüştür.

Eğer Türkiye bu göç meselesinde bu kadar yük alan bir davranış ortaya koymasaydı AB demokrasileri yerle bir olacaktı. Sınırlarına dayanan küçük sayıdaki mülteciler aşırı sağcılar bir çok ülkede meclislerine girdiler.

Türkiye’nin bu kadar mülteciyi misafir etmesi Avrupa demokrasisini koruyan bir şeydir.

Arap birliği her açıklamada Arap toprağının işgalinden bahsediyor.

En güçlü desteği vermesi gereken Arap Birliği’nden niye bu sesleri duymuyoruz.

Arap toprağının bir takım terör örgütleri tarafından işgal edilmesi karşısında fiziki mücadeleyi vermesi gereken kendileri değil mi? Ama mücadeleyi veren Türkiye’dir.

Biz DEAŞ’dan bahsederken Araplar demiyorsak PYD/YPG için Kürtler dememek gerekir. Bizler bu bölgeye baktığımızda kardeşlerimizi görüyoruz.

Ama birileri oraya baktığında robot terörist haline getirecek bir grup olarak görüyor

PYD/YPG’den bahsederken kasten Kürtler diye bahjsedenler Kürtlerin kendi projelerinin lejyoneri olması için bir hareket içindedir. Kürtler kadim bir halktır.

Ömer Çelik soruları yanıtladı

Rusya’nın terör örgütü lideri Kobani ile telekonferans yapmasını nasıl değerlendirirsiniz?

Bu kişinin böyle meşrulaştırılması demokratik değerler açısından kırılma noktasıdır. Söz konusu kişinin örgütte kullandığı kod isim ileri demokrasinin liderleri tarafından kullanılarak bu şahsa hitap edilmektedir. Geçmişte Afganistan’da yapılan hataların aynen tekrarlandığını gösteriyor. Çok kötü bir örnek teşkil edecek. Biz kafamıza göre kimin terör örgütü mensubu olduğuna kendimiz karar veririz diyor. Bu tutumların yanlış olduğunu değerlendiriyoruz. Bu kişinin görmesi gereken hareketler bir teröristin görmesi gereken muameledir. Bunlar terörle mücadeleyi aksatacak yaklaşımlardır.

Suriye’de yakalanan DEAŞ’lı teröristler…

DEAŞ unsurlarının her ülkenin vatandaşını kendisinin alması gerekir. AB ülkeleri bu konulardaki sorumluluklarından kaçıyorlar. Kendi ülkelerinden gitmiş olup Suriye’deki dEAŞ unsurlarını vatandaşlıklarından çıkarıyor. Bu bir yöntem değildir. 32 km’lik derinliğe geldik. Buradan bu terör örgütü unsurlarının çıkarılması ABD’nin sorumluluğunda. Çıkardık diye bize yazılı olarak bildirdiler. TSK buradan çekilmeyecek. İstikrar temin edilene kadar çekilme olmayacaktır. TSK burada bulunmaya devam edecektir. Yazılı teyidi kabule diyoruz ABD’nin fakat unsurlarımız bir terör örgütü burada gördüğümüz zaman anında ona karşı gerekeni yapacaktır.''

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER 7 aylık hamile kadın stres ve üzüntüden bebeğini kaybetti