Anadolu Partisi Genel Başkanı Emine Ülker Tarhan: 'Ben kunduracı babamın kızıyım'

Anadolu Partisi Genel Başkanı Emine Ülker Tarhan: 'Ben kunduracı babamın kızıyım'

Adalet ve özgürlük aşkıyla hukuk okudu. Üniversiteye girdiği ilk gün Umur Tarhan ile tanıştı. Aşık olup kısa süre sonra evlendi. O; yargıç, eş, iki çocuk annesi, parti lideri, müthiş bir amazon kadın. Çok da iyi bir aşçı. CHP'den ayrılarak Anadolu Partisi'ni kuran Emine Ülker Tarhan ile Ankara'da, TBMM'nde buluştuk. Sıcacık, içi dışı bir, mütevazı bu hanımefendiyi tanımaktan onur duydum

20 Aralık 2014, Cumartesi 15:46 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: Neslihan Yavuzcan

neslihan.yavuzcan@posta.com.tr

Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Tarsus’ta büyüdüm. Musevi, Ermeni, Rum, ovalı, dağlı; her kültürden koku ve tad vardır orada. Kandillerde un helvası, paskalyada çörek, aşure ayında aşure dağıtılırdı. Sonra her şey değişti, Türkiye değişti. Herkesin sevdiği kunduracı Ali Usta’nın kızıyım. Çocukken çıraklıkla başlamış emekçi hayatı vardı babamın. Kıt kanaat geçinirdik ama dört çocuğunu okutarak mucize gerçekleştirdi.

Çocukluğunuza dair hatırladığınız ilk anı ne?

Yaz günlerinde babamız bizi şehir parkına götürüp salıncakta uçururdu. Hâlâ rüyalarıma girer. Yazlık sinemalar, dondurma yeme keyifleri... Mütevazı işte, parası nereye yetiyorsa oraya götürürdü. Babamın stresini almaya çalışırdık. Ayakkabı yapıştırmaktan zamk yüzünden yara olan ellerini sıcak suda bekletir, vazelin sürerdim. En çok uyumasını, dinlenmesini isterdim. Annem de çok zeki ve hikayeleri olan bir kadındı. Bizi şahmeran, yediuyurlar, cinler, albastı hikâyeleri ile büyüttü. Sardunya, portakal, yasemin çiçeği kokularıyla geçti yıllarımız. O kokuları çok özlüyorum.

‘Hayatın götürdüğü yere gittim’

Ailenizde, rol model aldığınız biri var mı?

Annemi çok seviyor ve özlüyorum. Ama ben kunduracı babamın kızıyım. Dürüst, boyun eğmez bir hali vardır babamın. Sevgi doludur, ailesine düşkündür. ‘Aç gezin ama beylerle gezin’ der. Dik durur, eğilmez. Bazen kaba sabadır ama babadır. Hayat yorgunu ama dağ gibi adamdır.

Gençliğinizde bugününüzü kurgulamış mıydınız?

Hayır. Ama idealim adalet olduğu için hukuk dışında bir şey okumayı düşünmemiştim. Hayat beni nereye götürdüyse oraya gittim. Genç yaşta aşık oldum, düşünmeden evlendim. Para pul umurumda olmadı. Dünyayı bulduğumdan daha iyi bir yer haline getirmek için yaşamak... Bunu çok önemsiyorum. Anadolu toprakları ve insanları, bizi biz yapan değerler çok önemli. Eşim ve çocuklarımla çok gezdik Anadolu’yu. Köylerdeki, dağlardaki keşiflerde bana su verenlerle kardeş olduk. Hepsi benim zenginliğim. Yol kenarı çeşmeleri, tozlu köy yolları... Merada doğan bir oğlağı kucağınıza almak... Hayatımda bunların olmasından çok mutluyum.

‘Bizimkisi ilk görüşte aşk’’

Eşinizle nerede, nasıl tanıştınız?

Üniversitede. Gelenektir; eskiler, yenilere kitaplarını verirdi. Umur da bana bir poşet dolusu Roma hukuku başlangıç kitapları vermişti. Hepsini saklıyorum.

İlk görüşte aşk mıydı sizinkisi?

Evet. Kesinlikle.

Aşk nedir sizin için?

Coşku, umut, heyecan, güzel bir şey. Yaşanması lazım. Hepimizin umuda ihtiyacı var. Özellikle bu dönemde.

Aşık olup erkenden evlenmişsiniz. Çocukları büyütürken zorlandınız mı?

Çok erken ve hızlı karar verdik. Evlendiğimde okulun 3. yılındaydım. Ben son sınıftayken bebeğimiz Tuğçe doğdu. Öğrenci anneydim, kızımla kardeş olduk. Öğrenci anne olmak, sonra yargıçlık zor iştir. Geceleri far ışığında keşif yaparsınız dağlarda. Bir keresinde duruşmam var ve bebeğimi bırakacak kimse yok. Kızımı duruşma salonuna götürdüm, kimse görmesin diye bir köşede bıraktım.

'Tamirat, yemek, dikiş, nakış bilirim'    

Evde nasıldır Emine Ülker Tarhan?

Evde neysem burada da oyum. Maske takmayı sevmem. Politik olmayı, yalan söylemeyi de beceremem. Sıcakkanlı olduğum söylenir.

Yemek yapar mısınız?

Her yemeği pişiririm. Şimdi “Mantı aç” deseniz gayet rahat yaparım. Evdekileri asla yemeksiz bırakmam, hazır yemekten hoşlanmam. Yaz tatillerinde annem kurs verir gibi elektrik, tamir işleri, yemek, dikiş, nakış, dantel, örgü öğretirdi bize.

Mutlu evliliğinizin sırrını paylaşır mısınız?

İnsanları olduğu gibi kabul edip değiştirmeye çalışmamak... Ona, her şeyi ile saygı duymak... Çocukları birlikte büyüttük ama mesela Umur ev konusunda çok acemidir. Gece 01:00’de dönerdim keşiften, kucağında bebekle kapıyı açar, “Hoşgeldin, ne yiyeceğiz bu gece?” diye sorardı. Bunu o kadar masum yapardı ki kızamazdınız. Makarna bile haşlayamıyor, ne yapacaksınız. Ama marangozluk, musluk tamiri; çok güzel yapar. Hayat müşterek. Sanıyorum anahtar bu.

'Ezilenlere duyarlıyım'                  

Seçime katılma hakkını kazandınız mı? Ya finans sorunu?

Kazandık. Para meselesini imece usulü ile aramızda hallediyoruz. Baraj sorunumuz yok.

Sonuçta koalisyon olursa?..

Karşımızda muazzam bir parti devleti var. Her tür özgürlüğü yok etmeye, sorgulayan gençleri tek tip yetiştirmeye odaklanmış bu yapıya karşı her türlü mücadeleye destek oluruz. Cumhuriyete sadakat ortak amaç olmalı. Özgürlük, adalet, eşitlik... Birlikte hareket edelim ki zincirlerimizi fark edelim.

Erkek dünyasında amazon olmak zor mu?

Amazon olmayı düşünmedim. Haksız davranışlarla karşılaştığımda o damarım kabarıyor olabilir. Toplumun ezilen kesimlerine özel bir duyarlılığım var. Kadınlar, yaşlılar, kimsesiz çocuklar... Onların haklarının ve özgürlüklerinin savunmasında kendimi amazon gibi hissettiğim olabiliyor.

‘Cam tavanı kıracağız’

Tansu Çiller hazır bir partinin başına gelmişti. Siz kadın olarak tek başınıza parti kurdunuz. Çok yürek isteyen bir karar değil mi?

İfade ve temsil özgürlüğüne inanıyorsanız, bir şeyler yapmalısınız. Bu da cesaret değil bence.

İlkokulda din dersi ve Osmanlıca zorunlu...

Kimse öğrenmeye karşı değil, dayatmaya karşı. Bunun seçimlere doğru özellikle kaşınacağını, toplumu kutuplaştırmada nefret söyleminin araç yapılacağını, kutsal değerlerin siyasete alet edileceğini düşünerek endişeleniyorum. Bu oyuna gelinmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Ya kadına şiddet meselesi?

AKP döneminde yoksullar ve yaşlılar kadar kadınlar da görünmez oldu. Onları görünmez hale getiren anlayış, şiddeti de çağırıyor. Bu, zihniyet sorunu. Kadınların yükselmesine engel olan görünmez bir cam tavan var. O tavanı biz kıracağız.

“Muhalefet Gezi’den ders almadı’

 Neden siyasete girdiniz?

Siyaset; hayat demek Neslihan Hanım. Hayatı güzelleştirmek istiyorum. Çocuklar mutlu, gençler özgür olsun, emekler sömürülmesin, kadınlar ikinci sınıf görülmesin, yaşlılar çalıştırılmasın. Gezi’de toplumsal muhalefetin gücünü gördük. Siyasal muhalefetin bundan ders alması lazımdı, alınamadı. Bence bu kara lekedir. Gezi, önderi olmadan yapılan toplumsal muhalefetin en büyük göstergesidir. Bunu o çocuklar yaptı, biz mi yapmayalım? Konuşan çoktu da bunu birinin eyleme dökmesi gerekiyordu. Çok sevdiğim bir laf vardır: Hareket etmeyenler, zincirlerini fark edemezmiş. Halkın temsil hakkı ve yaratıcı gücü zincirlenmiş.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder