Aşı randevusu sürüyor! Tek doz aşı yeterli mi? Alman aşısı Pfizer/BioNTech için tek doz açıklaması

Aşı randevusu, e-Devlet - e-Nabız- MHRS üzerinden devam ederken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ülkemize gelecek Alman BioNTech aşısıyla ilgili müjdeyi duyurmuştu. Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu toplantısında, haziranda gelecek BioNTech aşılarının 2. doz uygulamalarının 12 hafta sonra yapılması görüşüldü. Tek doz aşı yeterli mi? Tek doz aşı bağışıklık kazandırıyor mu? soruları merak ediliyor. Pfizer/BioNTech aşısının koronavirüse karşı başarı kaynağı ne? Aşı sonrası alerjik reaksiyondan korkmalı mıyız? İşte Tek doz Pfizer/BioNTech aşısı yeterli mi? sorusunun yanıtı...

25 Mayıs 2021, Salı 09:19 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve BioNTech CEO'su Uğur Şahin'in görüşmesinde, İngiltere'deki bilimsel araştırmalar masaya yatırıldı. 12 hafta sonra yapılan BioNTech 2. doz aşılarının 3-4 ve 6-8 hafta sonra yapılan aşılamadan daha güçlü bağışıklık sağladığı vurgulandı

6-8 İLE BAŞLANANLAR ÖYLE DEVAM EDECEK

Bu kapsamda haziranda gelecek BioNTech aşıları için 2. doz randevuların 12 hafta sonrasına verileceği belirtildi. Daha önce BioNTech 2. doz aşı randevularını 6-8 hafta sonrasına alanların randevularının aynen geçerli olacağı da öğrenildi.


Sabah'a konuşan Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Deniz Çalışkan Odabaş "BioNTech aşılaması 12 hafta arayla gerçekleştiğinde Türkiye'de çok daha hızlı aşılama yapılmış olur ve tek doz aşısını yaptıranlar haziranda 50 milyona yaklaşır. Toplumsal bağışıklık yüzde 80'e ulaşır. Kısa sürede 20 yaş üstü herkes aşılanır ve eylüle mutlu şekilde gireriz" dedi.

Bakan Koca, 74. Dünya Sağlık Asamblesi'nde yaptığı konuşmada da Türkiye'nin aşılamadaki başarısına dikkat çekerek, "1 milyondan fazla sağlık çalışanımızı 45 günde aşılamayı başardık" ifadesini kullandı.

Çoğu kişi BioNTech aşısında kullanılan mRNA teknolojisinin yeni olduğunu, bu kadar kısa sürede geliştirilen bir aşının uzun vadede ne gibi sorunlara yol açacağının henüz bilinmediğini ileri sürerek başlangıçta BioNTech aşısına karşı mesafeli durdu. Osman Müftüoğlu, merak edilenleri Hürriyet'teki köşesine taşıdı. İşte o yazı...

İtiraf edeyim aynı “mesafeli duruş” 2020 Eylül’ünde BioNTech ile ilgili ilk çalışmaları izlerken bende de vardı. Başlangıçta Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’da da aynı kanaatin olduğunu tahmin ediyorum, daha doğrusu o da bu yönde bir açıklama yapmıştı. Ama itiraf edelim ki daha sonra sahadan gelen bilgiler ve yayımlanan bilimsel çalışmalar hepimizi rahatlattı.

ALERJİK BİRİYSENİZ DOKTORUNUZA HATIRLATIN

ALERJİK BİRİYSENİZ DOKTORUNUZA HATIRLATIN

Eğer aşağıdaki durumlardan herhangi biri söz konusuysa lütfen aşılanmadan önce doktorunuzu ve/veya aşı merkezini bilgilendiriniz:

- Alerjik biriyseniz

- Geçmişte herhangi bir aşılama sonrasında alerjik bir reaksiyon gösterdiyseniz

- Herhangi bir anti alerjik tedavi görüyorsanız

- Kan pıhtılaşması sorununuz varsa

- Pıhtılaşmayı önleyici herhangi bir ilaç kullanıyorsanız

- Hamile iseniz, özellikle de ilk 3 ay içindeyseniz..


MRNA AŞILARI YENİ Mİ?

MRNA AŞILARI YENİ Mİ?

Tek dozu yeterli mi? Bağışıklık nasıl oluşuyor? İşte Pfizer/BioNTech aşısına dair merak edilenler

BioNTech aşısının üretiminde kullanılan mRNA teknolojisi aslında zannedildiği kadar yeni değil. BioNTech onay alan ilk mRNA aşısı olsa da bilim insanları -özellikle onkoloji/kanser alanında araştırma yapanlar- yıllardır mRNA aşıları üzerinde zaten yoğun olarak çalışıyorlar. BioNTech’in keşfi ile başarılan ise “mRNA ile bağışıklık geliştirme” mantığını “yeni koronavirüsten koruyucu bir aşı geliştirme”de de kullanmaktan ibaret. Ama zaten marifet de burada, bu ayrıntıda, herkesin düşünmediğini düşünmek ve onu hayata geçirmekte değil mi?


BİONTECH AŞISI BAŞARININ KAYNAĞI NE?

BİONTECH AŞISI BAŞARININ KAYNAĞI NE?

BioNTech tarafından geliştirilen “sentetik haberci RNA (mRNA)”, içerisinde COVID-19 hastalığının etkeni yeni koronavirüsün yüzeyindeki dikensi çıkıntıların (Spike proteininin) bedenimizdeki hücreler tarafından üretilmesini sağlayan genetik talimatları taşıyan “akıllı bir füze” gibi. Sentetik mRNA’nın aşılamadan sonra hücrelerimize kolayca girmesini sağlamak ve bozulmasını önlemek için de yağımsı bir nanopartikül kılıf kullanılmış ki bu da mükemmel bir teknik olarak kayda geçiyor.


BAĞIŞIKLIK NASIL DEVREYE GİRİYOR?

BAĞIŞIKLIK NASIL DEVREYE GİRİYOR?

BioNTech aşısı üst kol kasının içine enjekte edildikten hemen sonra enjeksiyon bölgesinin yakınındaki “özel hücrelerimiz/makrofajlarımız” tarafından anında alınıyor. mRNA bu hücrelere/makrofajlara “Dikensi/Spike (S) proteini üret!” emrini veriyor. Makrofajlarda üretilen bu “yeni ve yabancı” protein makrofajların yüzeyine çıkarak bizi enfeksiyonlardan koruyan bağışıklık sistemimizi uyarıyor. Neticede de güçlü bir “bağışıklık tepkisi”ne neden oluyor. Bir taraftan B lenfositlerimiz bol miktarda “antikor” üretirken diğer taraftan T lenfositlerimiz de o bilgiyi hafızalarına kaydederek “hücresel bağışıklığı” devreye sokuyor.


SENTETİK MRNA BEDENİMİZDE KALIR MI?

SENTETİK MRNA BEDENİMİZDE KALIR MI?

Aşılama esnasından bedenimize giren ve bizi koruyacak bağışıklık tepkilerini devreye sokan “yapay/sentetik mRNA”ya gelince... Merak etmeyin. O bize herhangi bir zarar veremiyor. Çok değil en geç 2-3 gün içerisinde vücudumuzdaki enzimlerle parçalanıp yok ediliyor.

TEK DOZ BİONTECH YETERLİ OLUR MU?

Başlangıçtaki “klinik çalışmalar” ve daha sonraki “kitlesel aşı uygulamaları” gösterdi ki BioNTech aşısının ilk dozundan sonra elde edilen etkinlik, beklenenden çok daha yüksekti. Üstelik bu aşı çoğu kişide ilk dozdan sadece iki hafta sonra bile bir miktar koruma sağlayabiliyordu. Doğal olarak ilk dozdan sonra ulaşılan güçlü etkinlik “2 dozluk bir takvimi” uygulamak yerine “1 dozla yetinmek” ve bu sayede “2 kat daha fazla insana aşıyı ulaştırmak” düşüncesini gündeme getirdi. BioNTech’in ilk dozundan sonra genelde “işe yarayacak düzeyde bir bağışıklık” elde edilse de bilelim ki aşıdaki “yüzde 95 etkinlik” noktasına ulaşmak için 2. dozun mutlaka uygulanması lazım. Mevcut veriler de bu bilgiyi destekliyor. 2. dozu uygulamak elde edilen bağışıklığı daha güçlü, daha uzun süreli ve dayanıklı hale getiriyor. Sonuç olarak 2 dozdan asla vazgeçmemek gerekiyor.




‘BEKLE BİZİ SONBAHAR’ DİYEBİLİR MİYİZ?

‘BEKLE BİZİ SONBAHAR’ DİYEBİLİR MİYİZ?

Bulaşıcı hastalıklar ve halk sağlığı uzmanları BioNTech aşısının “COVID-19 ihtimalini plasebo aşılara kıyasla yaklaşık yüzde 95 oranında düşürdüğünü” görünce doğal olarak müthiş umutlandılar. Çünkü eldeki kanıtlar çok güçlüydü. Çünkü BioNTech sadece SARS-COV-2’ye bağlı herhangi bir hastalığı değil aynı zamanda ve çok daha önemlisi “ŞİDDETLİ COVID-19”u da ciddi oranda önleyebiliyordu. Kısacası şiddetli ve ağır seyirli hatta ölümcül düzeyde seyreden hastalık halinin önlenmesi COVID-19’u küresel bir tehdit olmaktan çıkarıp “grip veya soğuk algınlığı” gibi daha makul bir baş belasına da dönüştürebilirdi. Bu kanaat bende de var. Eğer aşılamayı Sağlık Bakanımızın belirttiği hızda ve yoğunlukta sürdürebilirsek rahatlıkla bizde “Bekle bizi sonbahar” diyebiliriz.


ALERJİK REAKSİYON

ALERJİK REAKSİYON

Çok sık gündeme getirilen bir konu da “BioNtech aşısında görülebilecek alerjik reaksiyonların sıklığı ve şiddeti” meselesidir. Net ve açık olarak belirtelim ki bu aşıdaki alerjik reaksiyonlar söylenenlerden daha nadirdir. Mevcut rakamlar alerjik reaksiyonların en ağırı sayılan “anaflaksi”nin aşılanan milyonda yaklaşık 2 ila 5 kişide meydana gelebileceği yönündedir. Bu rakamlar diğer aşılara göre daha yüksek görünse de örneğin “10.000’de 1” olduğu tahmin edilen “penisilin anaflaksisi” tehdidine oranla çok daha düşüktür. Tabii ki tedbirli olalım ama alerji meselesini gereğinden fazla da abartmayalım.


AŞININ UZUN VADELİ YAN ETKİLERİ

AŞININ UZUN VADELİ YAN ETKİLERİ

Tek dozu yeterli mi? Bağışıklık nasıl oluşuyor? İşte Pfizer/BioNTech aşısına dair merak edilenlerCOVID-19 aşılarının tamamının tüm zamanlarda geliştirilen aşılardan çok daha çabuk, hatta olağanüstü hızla geliştirildikleri ve uygulamaya geçirildikleri doğrudur. BioNTech ile ilgili ilk çalışmalar 1 yıl evvel, geçtiğimiz yaz aylarında başladı. Uygulamaya da yaklaşık 6 ay önce süratle geçildi. Bilelim ki prensip olarak aşılama süreçlerinde esas sorunlar uygulamadan sonraki ilk günler, ilk haftalar içinde ortaya çıkıyor. Aşılarla oluşabilecek uzun vadeli yan etkiler ise genelde oldukça nadir, sağlanan fayda dikkate alındığında da yok denecek kadar düşük oranda sayılıyor.


TEK SEÇENEK: AŞILANMAK!

TEK SEÇENEK: AŞILANMAK!

Salgını bir an önce önlemek, pandeminin üzerine kalınca bir çarpı koyup yeniden eski, keyifli, mutlu, huzurlu günlerimize dönmek istiyorsak ve “kaybolan yıllar” şarkısını tekrar tekrar söylemek istemiyorsak önümüzde tek bir seçenek var: AŞILANMAK!



İsrail’de yapılan geniş bir gözlemsel çalışmada aşılanmış olanların belirtisiz COVID-19 geçirme riskinde aşılanmayanlara kıyasla yüzde 90 oranında azalma saptanmış. Ayrıca net ve açık olarak biliyoruz ki aşılanma sonrası enfeksiyona yakalanan kişilerin taşıdıkları “viral yük” aşısızken enfekte olan kişilere oranla çok daha az. Bu bilgiler aşılı kişilerin düşük viral yük nedeniyle hastalığı daha az bulaştırabilecekleri anlamına da geliyor. Ama yine bilelim ki mevcut aşıların hiçbiri “virüsü kapmamızı ve/veya onu başkalarına bulaştırmamızı asla yüzde 100 oranında garanti etmiyor”, edemiyor. İşte bu nedenle mümkün olduğu kadar çok insanımızı süratle aşılamaya, aşılama tamamlanana ve “pandemi bitti düdüğü çalınana” kadar korunmaya ve korumaya dikkat etmeye, “halka açık yerlerde maskelerimizi takmak, 2 metrelik sosyal mesafelerimizi korumak ve kalabalık iç mekân ortamlarından uzak durmak” şeklinde özetleyebileceğimiz stratejimizi ısrarla sürdürmeye ihtiyacımız var.

Not: Bu yazı dizisinin hazırlanmasında Dr. Mustafa Özdoğru ve ekibinin notlarından da faydalanılmıştır. Teşekkürü borç bilirim

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Kripto para çıkışları gündem olan Elon Musk'tan yeni açıklama: İnsanlık yok olacak