'Aşk için yaptığım çılgınlıkların haddi hesabı yok'

'Aşk için yaptığım çılgınlıkların haddi hesabı yok'

Rebetiko ve Yunan halk müziği dalında seslendirdiği şarkılarla dünya çapında tanınan Haris Alexiou, Avea 5. Sıradışı Müzik Konserleri kapsamında İstanbullularla buluştu. Haris Alexiou, Türkiye'de yaklaşık 15 yıldır albümleri en çok satan yabancı sanatçılar arasında yer alıyor. Konser öncesi Yunan müziğinin divası Haris Alexiou ile müziği, hayatı ve aşkı konuştuk...

15 Kasım 2014, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: Elçin CAN elcin.can@posta.com.tr

* Yeni albümünüz “Ta Oneira Ginonte Pali” piyasaya çıktı. Yeni albümde farklı müzik türleri var mı?

Bu albümde çok sık kullandığım halk ezgilerini, modern soundlarla çok sesli yorumladık. Hatta bazı şarkılarımda caz tınılarını bile yakalayabilirsiniz. Asıl çizgim tabii ki Rum ve Akdeniz müziğinin dışına çıkmıyor. Ama bu öyle bir evrensel yolculuk ki; bazen farklı duraklarda farklı müziklerle es vermek heyecan verici oluyor.

* Ülkenizde gençlerin ilgisini yakaladığınızı düşünüyor musunuz?

Benim müziğimle yapmak istediğim genç nesillerle, geçmiş nesilleri buluşturmak. Yani gençler, kültürünü, geçmişini keşfetsin, sevsin istiyorum. Son yaptığım şarkıları hep bu kaygıyla yaptım. Konserlerimde gençleri gördüğümde çok mutlu oluyorum. Asla nostaljik olmak gibi bir amacım yok.

* Peki, gençlerin nabzını nasıl yokluyorsunuz?

32 yaşında bir oğlum var, gençlerle iletişim kurmak için ondan yardım alıyorum. Çünkü genç olduğunuzda kanatlarınızı hayal ettiğiniz yerlere doğru çırpma, dilediğiniz her şeyi yapma heyecanı taşıyorsunuz. Ben de 16 yaşındayken Beatles ve Rolling Stones dinliyordum. Fakat daha sonra kendi müziğimize döndüm.

'GENÇLERE YUNAN MÜZİĞİNİ TANITSINLAR'

* Yunan müziğinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Yunan müziğinin geleceği, Yunan sanatçıların mesajlarıyla gençleri yakalayıp yakalamamasına bağlı. Beni sevenlerden tek bir ricam var; gençlere Yunan müziğini tanıtsınlar. Müzik olmazsa dil de yok olur. Dil yok olursa tarih ve kültürden söz edemeyiz.

* Ülkenizde yaşanan ekonomik kriz sanatı ne kadar etkiledi?

Ekonomik krizler yeni şeyler denemeye, içimize dönmeye sebep olur. Kriz zamanları insanın savaş verdiği, sınandığı bir süreçtir. En iyi müzik en zor, en sancılı günlerden sonra doğar. Ama sanatçılar her zaman toplumsal olaylardan beslenir. Yarın ne getirecek gerçekten bilmiyorum. Değişim böylesine hızlı yaşanırken sanatçılar olarak müzik piyasasında olup bitenlere karşı yeni yorumlar getirmeliyiz. Sanatçı karanlıklar arasında ışığı bulmak zorunda böyle zorlu zamanlarda. Işığı görene kadar sabırla beklemeliyiz. Biz vazgeçersek halk daha kolay vazgeçer. Geleceğimiz için umudu yitirmeden müziğimize devam etmeliyiz.

* Türkiye ve Yunanistan arasındaki politik gelişmeleri nasıl değerlendirirsiniz?

Tabii ki barışın hüküm sürdüğü komşuluk ilişkileri mümkün. Tarihi, kültürü, alışkanlıkları ortak iki halktan bahsediyoruz. Yüzyıllarca iç içe yaşamış Yunanlılar ve Türkler. 20. Yüzyılın başında tüm dünyanın etkilendiği ulus devlet hareketlerinin bir sonucu olarak aramıza ayrılık girdi. Ama yaşananlardan dersler çıkarmamız gerekiyor, tarihin tekrarlanmaması için. Bana göre iki ülke arasındaki mesafeyi yaratan politikacılar. Çünkü politikacıların nezdinde çıkar meseleleri önde geliyor. Kimin karşı taraftan neyi, ne kadar koparacağına bağlı her şey. Yapay mesafeler mevcut. Bu yalancı mesafe, onların eseriydi. Ama bana kalırsa ekonomik krizle beraber biraz daha yakınlaştık birbirimize.

*Yunanistan’da yaşanan krizde Türkiye üstünüzden elini eksik etmedi...

Bize yanımızda olduğunu hissettiren ilk ülkelerden biriydi Türkiye. Turizmdeki ziyaretler fazlasıyla arttı son yıllarda. Halklar politikacılara eskisi gibi kulak asmıyor bir de. Çünkü turistik seyahatler sayesinde gördük, tanıdık birbirimizi. Geçmişte yaşananlara dair anlatılanların bir nevi konjonktürel hikayeler olduğunu anladık. Ne kadar iyi anlaşabileceğimizi gördük. Sevdik birbirimizi.

* Sizi Yunanistan’ın en büyük ‘diva’larından biri yapan nedir?

En iyi olduğuma inanmıyorum. Bu yüzden de nedenleri konusunda hiç düşünmedim.

“İSTANBUL DÜNYANIN EN GÜZEL ŞEHRİ”

* Hep romantik şarkılarla tanıdık sizi. Şarkı sözleri yazarken nelerden besleniyorsunuz?

Ben duygularımın müziğini yapıyorum. Bu, kimi zaman başkasında gördüğüm bir duygunun bende hissettirdikleri oluyor. Aşk şarkıları da duygularımıza en çok hitap eden şarkılardır. Aşk insanları birleştirir, yeniden doğurur ve yükseltir, onları daha iyi, daha güçlü, daha cömert insan yapar. Hayatları için mücadele etmelerini sağlar. Ben sadece şarkı değil, yaşadığımız ve özlediğimiz aşkı söylüyorum. Her şarkımı yaşıyorum, her hikayenin içindeki role bürünüyorum, başka türlü yapamam.

* Bana aşkı tanımlar mısınız?

Aşk, aşık olan insanı ihya eder. Aşk bir fotoğraf değildir. Size bahşettiği duygulardır aşkın güzelliği. Aşkı bir hastalık gibi görenler var. Şiddetle karşı çıkıyorum bu türden tanımlamalara. Aşk öylesine güçlü bir duygudur ki; aciz ve zayıf insan taşıyamaz bu duyguyu ve aşkı suçlu ilan eder. Halbuki aşk tüm duyguların başlangıcı, kaynağıdır.

* Peki, siz şu an aşk yaşıyor musunuz?

Müziğe ve oğluma aşığım.

* “Aşkın yaşı yoktur” diyenlerden misiniz?

Aşkın yaşı tabii ki yoktur. Bu her yerde inandığım ve hissettiğim bir söz. Bütün konserlerimde şarkılarımı aşk için söylüyorum.

* Aşkınız için hiç çılgınlık yaptınız mı?

Aşk için yaptığım çılgınlıkların haddi hesabı yok. Ve aşk için yaptıklarımı hiçbir şarkı sözü ifade etmeye yetmiyor. Bu öyle bir delilik durumu ki; her zaman eyleme dökmek zor. Sevmiş, sevilmiş, aşık olmuş bir kadının coşkusunu yüreğimde hep canlı tutuyorum. Bu da şarkılarıma yansıyor.

*Türkiye’de en çok nereyi seviyorsunuz?

Türkiye’ye dair en çok sevdiğim, İstanbul. Yıllardır Türkiye’ye geliyorum. Her gelişimde İstanbul’un daha da büyüdüğünü görüyorum. Ama arkadaşlarım hep aynı kalıyor, ben hep onlarla birlikteyim. Eskiden sadece Avrupa tarafında kalıyordum, artık Asya tarafına da geçmeye başladım. O yakayı da keşfediyorum. Ama benim için bir İstanbul resmi var. Ben hep o resmin içinde kalmak istiyorum.

* Nasıl bir resim bu?

Dünyanın en büyük şehirlerinden biri ve çok kültürlü bir merkez. Bu İstanbul’u çok ilginç kılıyor ve ben sadece onun bu kültürel tarafıyla ilgileniyorum. İlkin onun egzotik dış görünümünü fark ettim. Daha sonra tanıdığım insanlar ve gezdiğim yerler sayesinde kozmopolit yönünü, teknolojik gelişmesini ve genel anlamda çağdaş yüzünü keşfettim.

Bana göre İstanbul dünyanın en güzel şehri. Burası güzellik, tarih, kültürler ve kültürel faaliyetlerin karışımı ve geçidi, genç neslin canlılığı, Boğazın hareketliliği, pek çok aydın insanın varlığı. İstanbul’a her geldiğimde müzisyen arkadaşlarımla buluşurum. Sezen ve çevresiyle bir araya geliriz.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yaz bitti cildinizi, saçınızı ve vücudunuzu sonbahara nasıl hazırlanırsınız?