'Ateşböcekleri'ni dargınlık bitirdi, Ercan'la 33 yıldır görüşmüyoruz...'

Gazinoların altın çağına damgasını vurmuş bir komedi ikilisiydi 'Ateşböcekleri'. Sloganları, 'Aktüel ve politik esprilerin sempatik temsilcileri' idi...

A A
'Ateşböcekleri'ni dargınlık bitirdi, Ercan'la 33 yıldır görüşmüyoruz...'

1954’ten 1980’e kadar 26 yıl izleyenleri gülmekten kırıp geçirdiler. Bu ikilinin biri Yalçın (Otağ), diğeri Ercan (Bostancıoğlu) idi. Yalçın Otağ ile, eşi sanatçı Lale Belkıs’la yazlarını geçirdikleri Datça’da buluştuk. 77 yıllık hayatını anlattı.

RÖPORTAJ: SERAL CUMALI

seral.cumali@posta.com.tr

Fındıklı ile Tophane arasındaki Enli Yokuş’un sol başında eski, ahşap, 4 katlı bir İstanbul evi vardı. Ağabeyim de, ben de bu evin birinci katında doğduk. Ağabeyim Merih Otağ da sanatçıydı; 2003’te kaybettik.

Babam postacı Cemal Efendi. Aynı zamanda müzisyen ve besteciydi. Anneme, hüviyetinde Emine Nazlı Otağ yazmasına rağmen nedenini anlayamadığım biçimde Ruhsar Hanım derlerdi.

Çok alımlıydı annem, ‘Ruhsar’ adını babam koymuş olmalı. 6 yaşında gizlice arkadaşlarımla denize gitmiştik. Issız bir yerde üstümüzü çıkarıp denize atladık. Çıktığımızda elbiselerimiz yoktu; çırılçıplak ağlaya ağlaya evlerimize geldik.

Annem camdan gülerek bizi izliyordu. Döverek değil, böyle ders verirdi. O yıllarda Amerikan komedi ikilisi Lorel-Hardi’nin filmlerini izlerdim. Lorel’in papyonunu aşağı yukarı oynatmasına bayılırdım.

Ayna karşısında günlerce prova yapıp papyon oynatmayı başadım. Bu sonra ‘Ateşböcekleri’ olarak yıllarca sahnede yaptığım ünlü hareketim oldu.

“6 yaşında işportada ‘İkizlere takke’ diye bağırmak ilk komedimdi”

Ticari hayatım ortaokulda seyyar satıcılık yaparak başladı. Ağabeyimle tezgah açar, yaka balinası, çakmak taşı falan satardık. Küçük ve sevimli olduğum için insanlar benden fazla fazla alırdı.

Karaköy’de meşhur Abdülvahit Turan’ın Yeni Hayat şekerlerinden de alıp sattım. Canım çekince 1-2’sini yalayıp tekrar kağıda sarar satardım. Zarar etmeyeyim diye; çocukluk işte!

Sonra Mahmutpaşa’ya transfer oldum. Tezgahta mendil, havlu, çorap, sütyen satmaya başladım. Laf aramızda sütyen satmak çok hoşuma giderdi. ‘İkizlere takke’ diye bağırınca teyzeler benden alırdı. Komedyenlik farkında olmadan orada başlamıştı.

Avare Yalçın’dan Ateşböcekleri’ne

Celal Şahin ‘Ses ve Çizgiler’, Orhan Boran ‘Yuki’ ile güldürürdü. Bir de ‘Balarıları’ vardı; Ahmet, Engin ve Özdemir. Ben Avare filminin gösterildiği yıllarda Raj Kapoor’un söylediği ‘Avare mu’ şarkısını bağlamayla çalıp program yapıyordum.

Zonguldak’ta, Cengiz adlı arkadaşıyla ilk defa turneye çıkan Ercan Bostancıoğlu, kuliste beni tebrik etti. Oradaki gazeteciler Ercan’la ikili olmamızı önerdi. İşte ‘Ateşböcekleri’ 1954’te böyle doğdu. 1980’e kadar 26 sene sürdü.

En uzun çalışan komedi ikilisi rekoru bu! Televizyon olmayan yıllarda büyük üne sahiptik, eğer olsaydı maddimanevi bambaşka olurduk.

“Demirel, taklidini yapmamıza bayılırdı”

Gerçek hayatta komedyen olmadım. Hep ciddiyim. Türkiye’nin sorunlarına ciddi ilgi duydum. Bu sorunlara sahnede mizahi olarak dikkat çektik. Sloganımız, ‘Aktüel ve politik esprilerin sempatik temsilcileri’ idi.

Sadece komiklik yapmadık, düşündürücüydü metinlerimiz. Çok mühim yazarlarla çalıştık, Aziz Nesin, Süavi Sualp, Kayhan Taşkıran, Ahmet Üstel, Kandemir Konduk, karikatüristken Cem Yılmaz. Radyoda Akif çamaşır suyunun, ‘Annem Akif kullanıyor’ diye reklamı vardı.

Aziz Nesin, ‘Siz bu annem Akif kullanıyor’ sözününün arkasından, ‘Annemi Akif kullanıyor deyin’ diye ayaküstü espriler bulurdu, onun ince esprileri salonda kahkaha patlatırdı.

Liderlerin taklitlerini çok yaptık. En toleranslı Demirel’di. Taklidinin yapılmasına bayılır; “Siz çalışın ki biz yaşayalım” derdi. Bu vesileyle Demirel’le yakınlaştık. Ben ona ‘Dayı’, o bana ‘Yeğenim’ derdi. Şimdiki duruma bakın, o günkü duruma bakın.

“Askere gitmeden paşamız oldu: Zeki Müren”

Maksim’de Zeki Müren’in kadrosunda ‘Balarıları’ vardı. Dostumuz Hüsnü Tatari, Zeki Müren’in de çok sevip saydığı Hüsnoş’uydu. Bizden Zeki Müren’e ve Maksim’in patronu Fahrettin Aslan’a bahsetmiş.

‘Balarıları’ ile bardağı taşıran bir olay son damla olunca, ‘Ateşböcekleri’ni kap getir bir deneyelim’ demişler. Maksim’de Zeki Müren’e de ‘Paşa’ demeyi öğrendik. Askere gitmeden bir paşamız olmuştu!

Gazino ilanında önce ‘Ve Ateşböcekleri’, sonra ‘İlle de Ateşböcekleri’ en son ‘Maalesef Ateşböcekleri’ diye anons edildik. ‘Maalesef Ateşböcekleri’ Zeki Müren’in esprisiydi. Osman Kavran’ın da gazinosunda çalıştık.

Sinema sanatçıları sahneye çıkıyordu, Osman Bey kesenin ağzını açmasına rağmen Ediz Hun’a kabul ettiremedi. Bu yüzden Ediz Hun’u düşman ilan etti. Cereyan kesilmişti.

Gelince, ‘Hay gözünü sevdiğim Edison’ dedik. Osman Bey, ‘Ulan bana o heriften bahsetmeyin!’ diye bizi kovaladı. Edison’un ampulü bulduğunu anlatınca, “Yahu bu elektrukçinun başka adi yok midur?” demesine günlerce gülmüştük.

“Lale’ye telefonda evlenme teklif ettim”

Lale ile ilk, artık olmayan Osmanbey’deki benzincide karşılaştık. Spor arabası vardı. Çok beğenmiştim Lale’yi. Bebek Maksim Gazinosu’nun şef garsonu Kamil Bey’in, Arnavutköy’deki Lale İşkembe Salonu’nun açılışında tekrar karşılaştık.

Arkadaşlarını evinde vereceği doğumgünü partisine çağırdı. ‘Ben de gelebilir miyim?’ dedim. ‘Tabii’ dedi, karşıdaki yalıyı gösterip ‘İşte evim orası’ diye devam etti.

Ben de ‘Ne güzel pek de uzak değilmiş!’ dedim. O gün Lale Belkıs’ın hayatına demir attım. Lale, İzmir’de programı olduğu bir gün telefonda arkadaşlarıyla bir yere gideceğini söyledi.

‘Gidemezsin, sen benim karım olacaksın’ dedim. Yani telefonda ettim evlenme teklifini. Ankara Stad Otel’de nişanlandık. Evlenince Bebek’teki Yılanlı Yalı’ya taşındık.

Çok farklı yanlarımız vardı ama 40 sene evliliği güzel yürüttük. Lale’den önce çapkınlıklarım olmuşsa olmuştur, olmamışsa olmamıştır!

Bir evliliğim olmuştu, Lale de Pekcan Koşar’la bir evlilik yapmıştı. İlk evliliğimden bir oğlum vardı. Benden hep uzak durdu, disiplinimi kabul etmedi. Oğlumu ne yazıkki bir süre önce kaybettim.

“26 yıllık dostluk dargınlıkla bitti”

Bizim evliliğimizle Ateşböcekleri bitti. (Burada Lale Hanım sözü alıyor: Ercan benden rahatsız oldu, evlilik törenimize bile gelmedi. Fahrettin Bey, benim de çıkıp şarkı söylememi istemişti ama Ercan kendini tuvalete kilitledi, o programı yaptırmadı.

İlk tatsızlık öyle çıktı. Yalçın’a çok haksızlık yapıldı. Ercan, Ateşböcekleri programlarını Ulusal Video’ya kaset yapılması için sattı, Yalçın’a tek kuruş vermedi.) 26 yıllık dostluk dargınlıkla bitti, 33 yıldır Ercan’la görüşmüyoruz...

(21.07.2013 tarihli Posta Karnaval ekinden alınmıştır.)

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Denizde samimi pozlar