Ayla Algan: Hiçbir güç kadınları merdiven altına koyamaz

Sinema ve tiyatronun duayeni. 62 yıldır sahnede. 81 yaşında bir enerji topu! Mayıs ayında sahneleyeceği ‘Kurtuluş Yolunda Kadınlarımız’ oyununa hazırlanıyor. Kadınların sahneden indirilmesine ilişkin diyor ki: O kadınlar Kurtuluş Savaşı’nda cepheye mermi taşıyan kadınların sözcüleriydi

07 Nisan 2018, Cumartesi 05:00
A A
Oya Çınar
oya.cinar@posta.com.tr
Fotoğraflar: Paşa Güven


TBMM’deki 18 Mart Çanakkale Anması’nda kadın tiyatrocuların sahneden indirildiği haberini okuduğunuzda ne hissettiniz?

Her şeyden önce Meclis Başkanı’nın tarih bilmediğini düşünüyorum. Orada oynanılmak istenen oyun çok mühimdi. Kurtuluş Savaşı’nda bu vatan için donarak ölen, heykelleri yapılmış kadınlar için şiir okunacaktı. Bilgisi yoksa ben yollayayım o heykelleri ona. Bir baksın bakalım, ne hissediyor? Bugün o kadınları sahneden indirmek isteyen zihniyet, yarın “Meclis’e kadın giremez” diyecek olan zihniyet. Ama şunu söylemek isterim. Baş edemez bizimle. Zamanı yetmez. Bu kadar zahmet buyurmasın.


 

KUVAYI MİLLİYE KADINLARINI 'KÖTÜ KADINLAR' İLE KARIŞTIRDILAR GALİBA


Kadınların merdiven altında bekletildiği doğru mu?

Maalesef doğru. Ama kimse bizi merdiven altına koyamaz. Bu vatanın hudutlarını kanlarıyla çizmiş Kuvayı Milliye kadınlarını, o kadınların sözcülerini kâr güden kadınlarla karıştırdı muhakkak Başkan. Ne acı...

Kâr güden derken?

‘Kötü kadınlar’ yani. Kadını ve erkeği birbirinden ayıramazsınız. Kadınlar vardı ve hep var olacaklar. Bu yapılanın Kuran’da da yeri yok. Taha suresini bir daha okumasını öneriyorum Sayın Başkan’a.

Kadını sahneden silmeye çalışmak hayattan silmeye çalışmak değil mi?

Hay sen çok yaşa! Eşiyle pazara gitmiyor mu Sayın Başkan? Sokağa çıkmıyor mu? Sokak da bir sahnedir, çarşı pazar da... Hayat bir sahnedir. Oradan kadınları indirerek hayatın içinden indirmeye çalışıyor ki bu gerçekten çok düşündürücü.




Kuvayı Milliye kadınlarını anlatan bir oyun üzerine çalışıyorsunuz şu aralar değil mi?

Evet. Adı, ‘Kurtuluş Yolunda Kadınlarımız’. 6 Mayıs’ta sahnelemeye başlayacağız. Herkese oyunumuzu izlemelerini tavsiye ediyorum. Nazım Hikmet’in güzel bir şiiri vardır hani, “Kadınlar, bizim kadınlarımız. Soframızda yeri öküzümüzden sonra gelen...” der. Kulağa ne acı geliyor değil mi? Yalnız şunu atlamasın kimse. O günün koşullarıyla yazılmış bu kadar acıklı bir şiirde bile, öküzden sonrayız ama yine varız!
 

ERDOĞAN DUYDUYSA BAŞKAN'A ÇOK KIZMIŞTIR


Genel olarak kadına yönelik bu tutumun kaynağı nedir sizce?

Bir kişinin yaptığını genele mal edemeyiz. Mesela ben, Meclis Başkanı’nın bu tutumunun partisinin genel tutumunu ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tutumunu yansıttığını asla düşünmüyorum. Ayol yıllar evvel biz Ümraniye’de Erdoğan Bey’e 500 kişilik bir tiyatro yaptırdık. Kendisi belediye başkanıydı o zaman. Yakında bir camii olduğu halde yeni bir cami yapılacaktı ve biz gidip kendisinden rica ettik, “Burada zaten bir cami var ve yeterli.Ama bu çocuklar buradan çıkınca nereye gidecek?” dedik. Bize içinde kütüphanesi ve spor salonu olan şahane bir tiyatro yaptırdı. Bu insanın o kadınları sahneden indiren zihniyetle aynı olduğuna asla inanmam. Haberi duyunca çok kızmıştır Başkan’a bence.



Zaman zaman üzerinizde baskı hissediyor musunuz?

Kafanız iyiye çalışıyorsa o baskıyı da yönetebilirsiniz. Biz 68 kuşağı öyleydik. Oyunlarımızın sonunda hepimiz kırmızı güllerimizi havaya atardık. Seyirciye mesajımızı bir şekilde verirdik. Herkes bize o zaman da komünist derdi ama kimse hapse götüremezdi. Fikir özgürlüğünün önünde hiçbir şey duramaz. Bir de ben salt sanat yapıyorum, onu da o anlamaz! Meclis Başkanı benim oyunuma gelse, o da ağlayıp çıkar. Böyle yaparak kendi partisine de, kendi siyasetine de zarar veriyor. Farkında değil.
 

ATATÜRK BU TOPLUMU ANAERKİL KODLAR ÜZERİNE KURDU


Sanatta kaçıncı yılınız?

81 yaşındayım. 19 yaşından beri sahnedeyim. 62 yıl olmuş... Ama 62 yıl sonra Türkiye’de ortaçağı yaşıyoruz maalesef. Her yerde ayrımcılık, şiddet. Dinsel ayrım, politik ayrım... Başladığım noktadan çok ileriye gitmiş bir toplum görmem gerekirken, 81 yaşında ortaçağı yaşıyor olmamız çok hazin. Oysa Atatürk bu toplumu anaerkil kodlar üzerine kurmuştur. Veraset hukuku bile kadınlar temel alınarak düzenlenmiştir.


HAYVANLAR KADAR OLAMADIK


Sizi hiç kötü bir karakterde izlemedik. Neden?

Gerçek hayatta karşısında durduğum rolü oynayamam. Tasavvufa inanıyorum. Adam öldüremem, katili oynamam. Faşizme karşıyım, faşisti oynamam, diktatörü oynamam. İçimde yok çünkü. Benden çıkmaz onlar. Doğaya bakın. Aslan aslanı yemez. Kaplan kaplanı yemez. Hayvanlar kendi türlerini yemez. Bu biz insanlara mahsus. Hayvanlar kadar olamadık!

“Oyuncu her rolü oynamalı” sözüne de katılmıyorsunuz o zaman?

Ben oynamam. Sinemada olabilir belki. Sinema çünkü nedenlerini de verir. Bir katil niye katil olmuş? Bir de ben oynadığım rollerde bir mesaj vermek isterim.Aliye’ dizisinde canlandırdığım iyi kaynana, ‘kötü kaynanalar’ için bir örnekti.

Öpüşme ve sevişme sahneleriniz de yok gibi...

Olanı da yalancıktan. Biz yalancıktan öpüşürdük. Bir de bizim zamanımızda öpüşen çok azdı. Türkan Şoray da öpüşmezdi. Öpüşenler vardı ama ne yapsın parasız kalınca, mecbur kalınca oynar tabii.
 

HAMLET 'GİZLİ GAY' OLSA NE OLUR?


Hamlet’i canlandıran sayılı kadın oyunculardan birisiniz... Hamlet’i bir kadının oynaması başta kulağa ilginç geliyor...

İki kere Ofelya’yı oynamıştım zaten. Metni ezbere biliyordum. Muhsin Ertuğrul genç, saf bir çocuk arıyordu. O zaman 35 yaşındaydım ama çok genç duruyordum. O rolü 17-18 yaşında bir çocuğa oynatsa, alt yapısı olmadığı için istediği sonucun çıkmayacağını düşünmüştü muhtemelen.

Shakespeare’in neredeyse her oyunundaki karakterler ve kendisi için yapılmış ‘gizli gay’ çözümlemeleri Hamlet için de yapılmış...

O çözümlemeler yanlış. Dayanaklarını bilemiyorum. ‘Homoseksüel Hamlet’ imajı yaratılmak isteniyor. Ama ortaçağda homoseksüellik var zaten. Bunu iddia ederek yeni bir şey söylemiş olmuyorlar ki. Hamlet gay olsa ne olacak! O kadar iyi yazılmış bir metin ki sarsamazlar onu. Acısı gerçek. Ofelya’ya aşkı gerçek. Herkesin öldürerek başa geçtiği bir çağda Hamlet ölümü sorguluyor...




SEVDİĞİ İŞİ YAPANIN YÜZÜ HEP GÜLER


İstanbul Drama Sanat Atölyesi’nin genel sanat yönetminliğini yapıyorsunuz. İmtihan sorularınız için çok ilginç deniyor...

Bana bir çocuk geldi. İsmini vermeyeyim. Beni uyardılar, “Sana yakışmaz, alma onu okuluna” diye. Parayı televizyon programlarından kazanmış çünkü. Sinemadan ve dizilerden kazanmamış. Ama ben politikacı değil, eğitimciyim. Ki deseydi sınavı geçemeyecekti.

Çok olumsuz şey konuştuk. Hadi bize her şeye rağmen yüzünüzü güldüren bir şey söyleyin...

Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’nde Sabancı Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne layık görüldüm. Böyle bir teveccüh göstermeleri çok hoşuma gitti. Bir de öğüt vermeyi sevmem. Ama gençlere küçük bir tavsiyede bulunmak istiyorum naçizane: Ömür boyu yüzünüz gülsün istiyorsanız, sevdiğiniz işi yapın çocuklar. Sevdiği işi yapanın yüzü hep güler.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.