Bekir Aksoy: Nü tabloyu evimize asamaz olduk oysa Abdülmecid şehzadeyken nü tablolar yapardı

Bekir Aksoy: Nü tabloyu evimize asamaz olduk oysa Abdülmecid şehzadeyken nü tablolar yapardı

‘Doktorlar’ dizisinde Suat, ‘Çiçek Taksi’de Kenan karakterine hayat verdi. ‘Türk Malı’ gibi başarılı yapımlarda rol aldı. Şimdi ise çok konuşulan ‘Akrep’ dizisinde tutkulu bir adam olan Fikret’e hayat veren ünlü oyuncu Bekir Aksoy ile buluştuk. Hem diziyi hem hayatı hem de gündemi konuştuk. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

20 Şubat 2021, Cumartesi 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bir insan hiç mi değişmez? Yıllar önce sizi nasıl biliyorsak hep öylesiniz. Yaşlanmadan yaş almanın sırrı nedir?

Bunun sırrı olsa da verebilsem keşke. Ben hayatımda her şeye pozitif ve çözüm odaklı yaklaşırım. Bu, yaşlanmamayı değil de en azından daha düzgün yaşlanmayı getiriyor.

Dizi çekimleri dışında nasıl bir hayatınız var?

Pandemi dönemindeyiz ve şimdi bebeğimiz de olduğundan daha çok evde zaman geçiriyoruz. Ev hayatını ve düzenini seviyorum. Pandemi olmadığı süreçte, daha farklı hobilerim de var. Motor kullanmayı, sanatın diğer dallarını seviyorum.

Sizi ekranda çok sık göremiyoruz. Yaptığınız işlerde çok mu seçicisiniz?

Beni heyecanlandıracak, farklı bir açıdan dünyaya bakan, farklı bir görüşe sahip karakterleri oynamayı tercih ediyorum. Bu komedi de olur, dram da. Bir önceki projemin dışında farklı bir şey yapmış olmak isterim.

BEN POPÜLER DEĞİL TANINMIŞ BİRİYİM VE BÖYLE ANILMAK BENİM TERCİHİM

Bugüne kadar hiç sansasyonel bir hayatınız olmadı. Neden özel hayatınızı pek paylaşmıyorsunuz?

Tanınmış olmakla popüler olmak arasında bir fark var. Ben hiçbir zaman popüler kültürü benimsemediğim için, popüler değil tanınmış biriyim ve böyle anılmak benim tercihim.

SEVGİ VE SAYGI VARSA NİKAH OLMASA DA OLUR 

Aile hayatında en çok nelere önem verirsiniz?

İyi bir evliliğin sırları farklı, iyi bir aile olmanın sırları farklıdır. Ben ailesine düşkün biriyim. Herkes birbirine saygı duyarak ve anlayarak, görev dağılımını çok iyi yaparsa iyi bir aile oluyorsunuz. Evlilik içinde daha büyük fedakarlıklar, daha kalın çizgiler gerekiyor. Sevgi ve saygı varsa, resmi nikah olmasa da olur. Bunu imzaya dökmüşsen, onun kalıcılığını sağlamak çok daha zor ama çok da keyifli.

TÜRKİYE’DEKİ DİZİLERDE KADIN KARAKTERLER GERİ PLANDA BIRAKILIYOR

Epey ses getiren ve seyirciden tam not alan ‘Akrep’ dizisinin başrol oyuncularındansınız, sizi çeken yanı neydi ‘Akrep’in?

Bu proje, 1441 Yapım’dan İrfan Şahin ve Arzu Eğmir tarafından bana getirildiğinde çok iyi bir çalışma olacağına ve güçlü kadın karakterlerin varlığına inandım. Türkiye’deki dizilerde kadın genelde geri planda bırakılıyor. Bu anlamda ‘Akrep’te güçlü kadın karakterler ve onlara nispeten daha zayıf erkek karakterler var.

AŞK PATLAMIŞ MISIR GİBİDİR, YERKEN BAZEN DİŞİNİZİ KIRABİLİRSİNİZ

Fikret, tam bir aşk adamı ve tutkulu. Size benziyor mu?

Aşk, patlamış mısır gibidir. Altta kalan, patlamayan mısırlar vardır. Yerken bazen dişinizi kırabilirsiniz. O yüzden Fikret’in evet bana benzeyen tarafları var. Ben de sevgimi ve aşkımı göstermeye çalışan biriyim. Sadece bazen gösterirken eksik kalabilirim. İçimde de yaşarım, dışarıdan da göstermeye çalışırım ama Fikret gibi olmayabilir.

ERKEK SAVUNMA MEKANİZMASI OLARAK GÜÇLÜ GÖRÜNMEYE ÇALIŞIR AMA KADINA GÖRE DAHA SAFTİRİKTİR

Dizideki Ferda karakteri “Erkekler büyük aşkla gelip küçük bahanelerle gider” sözü dikkatimi çekmişti. Katılıyor musunuz?

Çok doğru. Erkekler kadınlara göre daha tekdüze. Kadın, anne olabilme duygusuna sahip olabildiği için daha anaç yaklaşır. Erkek kadına göre daha saftiriktir. Olaylara daha basit bakar. Bu da ‘erkeklere güvenilmez’ duygusunu yaratıyor. Kadınlar daha sağlam yere basarken, erkekler uçarıdır. Erkek, savunma mekanizması olarak güçlü görünmeye çalışır. Ben duygusal olup olmadığımı bilmiyordum ama çok çabuk gözlerim dolar, çok merhametliyimdir.

MEMNUN OLMADIĞIM KONULAR OLSA DA İNSAN KENDİ TOPRAĞINDAN VAZGEÇEMİYOR

Bir baba olarak çocuklarınızın nasıl bir ülkede büyümesini istersiniz?

Çocuklarıma bu standartlardaki en iyi şeyi vermek isterim. Yaşam standardı olarak memnun olmadığım şeyler olsa da, insan kendi toprağından, ırkından, dininden, dilinden vazgeçemiyor. Çocuklarımın anlaşılabildiği, kendilerini ifade edebildikleri, özgürce yaşayabildikleri, mesleklerini seçerken mutlu olabilecekleri, ülkelerini dünyaya tanıtabilecekleri ve dünyayı çok daha iyi algılayabilecekleri bir standartta büyümelerini tercih ederim.

50 YIL SONRA KİMSE SOSYAL MEDYADA GÖRÜNMEK İSTEMEYECEK

Sosyal medya ile aranız nasıl ve oradaki dili nasıl buluyorsunuz?

Bundan 50 sene sonra kimse sosyal medyayı hatırlamayacak. Hatta kendilerini saklamak isteyecekler. Şu anda herkes kendini ifşa ediyor ve eleştiri boyutları saldırganlık, yok sayma, aşağılama üzerinden kuruluyor. Faydalı tarafı yüzde 10, gereksiz tarafı yüzde 70, zararlı tarafının ise yüzde 20 ama faydalı kısmının etkisi çok büyük.  

SANAT ALGIMIZ DEĞİŞTİ

Sizin gibi bir sanatçı ülke adına hangi konularda endişelenir, neleri dert eder kendine?

Türkiye’de “Önce eğitim” diyorlar ama önce eğitmenlerin eğitilmesi şart. Sanat, çok daha ön planda olmalı. Kendini ifade edemeyen bir toplumun hiçbir şekilde var olamaz. Türkiye sanat konusunda biraz eksik kaldık. Sanat kelimesi bile insanlara itici gelmeye başladı. Sanatı biraz sevdirmek gerekiyor. Türkiye’de sanat algısı da değişti. Bir nü tabloyu evimize asamaz olduk oysa Abdülmecid şehzadeyken nü tablolar yapardı. 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder