'Ben evlenmeyeceğim' diyenleri haklı çıkaran 8 sebep

Hani bazı insanlar vardır, küçüklüğünden itibaren 'Ben evlenmeyeceğim' der. Bazısı sözünde durur, bazısı ise hayatının aşkıyla karşılaşınca sözünü bir güzel yutar. Ama o evlenmeyenlerin hep aslında içten içe daha mutlu olduğunu görürüz. Peki ama neden?

08 Nisan 2021, Perşembe 14:22 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
 Tek başına karar alamazsın

Tek başına karar alamazsın

Evlenmek için can atanlar, çoğunlukla evliliğin resmi bir belgeden ibaret olmadığını söylerler. Onlara göre iki kişiyi birbirine bağlayan resmi bir belge, işin en ufak ve en önemsiz kısmıdır. Çünkü asıl olan, evlilik yaşantısının kendisidir. Ama belki de evlilik sadece bir kağıttan ibarettir. Evliliğe dair bu resmi bağ, bazı zamanlarda çiftlerin önüne güçlü engeller çıkarabilir. Alınacak birtakım önemli kararlar bireylerin iradesini aşar ve karşı tarafa bağımlı hareketi ön plana çıkarır. Kişinin tek başına karar alabilmesi zorlaşır.

Onun kredi kartı borcu artık senin de borcun

Onun kredi kartı borcu artık senin de borcun

Bu yasal bağların yanı sıra, evlilikte her iki taraf da maddi anlamda birbirinden daha da sorumlu ve birbirine daha da bağımlı hale gelir. Onun kredi kartı borcu, bir yerde senin borcundur. Onun harcamalarında artık şöyle ya da böyle muhakkak senin de sorumluluğun vardır. Kişisel zevklerine yapacağın harcamaları yapabilmen zorlaşır. Üstelik, yaptığın harcamalarda hesap verme zorunluluğun da oluşabilir.

Boşanmalar artıyor

Boşanmalar artıyor

Yüzleşme vakti: Çoğu ilişki ayrılıkla sonuçlanıyor. Üstelik günümüzde evlilikler bu sonlanmadan daha da pay alır hale geldi. Durum sadece dünyada değil, ülkemizde de böyle. 2013 yılında Türkiye’de boşanma sayısı %1.6 artarken, bu oranlar geçtiğimiz sene %4.5 artış gösterdi.

Evlilik yokken ayrılmak daha kolay

Evlilik yokken ayrılmak daha kolay

İlişki evlilik noktasına varmadığı sürece, ayrılmak daha kolaydır. En azından daha az zahmetlidir diyelim. Üstelik ayrılma mefhumu, evlilik söz konusu değilse daha kolay aşılabilir gibi görünmektedir. Kabul etmek lazım ki insanlar zaman içerisinde değişmeden duramıyorlar. Üstelik etrafımızdaki her şey artık daha hızlı değişiyor. Bu durumda insanların değişmeden kalması, tanıdığımız insanın ilk günkü gibi davranması da pek mümkün değil. Ama bir noktada, evlilik tüm bu gerçeklerin üzerine bir set çekiyor. Boşanma süreci başlı başına bir uğraş olarak beliriyor. İlişkide kolaylıkla çözülebilecek ayrılık aşaması, evlilikte resmi işlemlere dökülmek zorunda olduğundan insanların gözünde daha da büyüyor. Bazı insanlar boşanmanın bu külfetinden sıyrılmaktansa, evliliği sürdürmeyi tercih edebiliyor.

Sorumluluk üstlenme

Sorumluluk üstlenme

Evliliklerde şöyle bir zorluk mevcut: Zaman içerisinde, evli olduğun kişinin sorumluluğu bir şekilde senin omuzlarına yüklenebilir. Kendini, önceki hayatını unutmuşçasına, karşındakinden tek sorumlu kişi olarak bulabilirsin. Bu durum ilişkide bulunmaz demiyoruz. Ama evlilik söz konusu olduğunda, kişileri “daha resmi” anlamda birbirlerine bağlayan koşullar daha ağır olduğu için, söz konusu ekstra sorumlulukların taşınması “daha zorunlu” hale gelir. Hayatını beraber geçirdiğin kişiye “bana ne” diyerek sırtını dönmen de zorlaşır. Ayrılmaya dair evlilik/bekarlık konusunda koyduğumuz ayrımı hatırlaman, bu meseleyi kavrayabilmen konusunda yardımcı olacaktır.

 İstediğini, dilediğin gibi yapabilme

İstediğini, dilediğin gibi yapabilme

Akşama yemekte ne var? Çok basit bir soru bu. Eğer bekarsan, bu sorunun yanıtı tamamen sana kalmış. Sevdiklerin ve sevmediklerin zaten aklındadır. Tercihlerinin tamamen senin elinde olduğunu iddia etmiyoruz. Tabii ki her tercih kültürün ve toplumun etkileriyle şekillenmek zorunda. Bekarlıkta hiçbir konuda sevdiklerin veya sevmediklerin için fedakarlık yapmadığını da iddia etmiyoruz. Ama söz konusu evlilik olduğunda, bu tercihler etki altında kalmaktan çıkıp, bağımlı tercihler olarak beliriyor. Yani, akşama yemekte ne var sorusu, zaman içerisinde ilişkinin dengelerine de bağlı olarak karşı tarafın tercihlerine emanet edilir konuma gelebiliyor. 

Arkadaşlar meselesi

Arkadaşlar meselesi

İlişkinde çoğu zaman arkadaşlarına ayırdığın vakit ile sevgiline ayırdığın vakit arasındaki dengeyi tutturma gibi bir yol seçersin. Sevgilinden ayrı olarak, arkadaşlarınla da vakit geçirebilmek senin tabiri caizse bir hakkındır. Ama işin içine evlilik kurumu dahil olduğunda, arkadaşlarınla kurduğun bireysel ilişkiler, bir anda dönüşüm yaşamaya başlar. Tek başına ya da arkadaşlarınla bireysel olarak geçirdiğin vakitler azalır. Tatile mi gideceksin? Bekarken nasıl ve kiminle gideceğin konusunda daha özgürsündür. Yılbaşında ne mi yapıyorsun? Arkadaşlarınla geçirebilirsin. 

  Hesap vermek mi?

Hesap vermek mi?

En basitinden bir araba satın alma konusunu düşünelim. Sevgiline bu kararını açıklamama ya da bu kararının hesabını vermeme gibi bir şansın sende her daim saklıdır. Onunla bu kararı tartışma yoluna da girebilirsin; ama bu, bir anlamda danışma ve fikrini alma şeklinde olacaktır. Bütçenden sen sorumlusundur; araştırmanı ona göre yapar ve tercihini eyleme dökerek arabanı alırsın. Evlilikte ise finansal açıdan bir birliktelik söz konusu olduğundan, hem karar alma aşamasında hem de kararın uygulanması kısmında karşı tarafa bağımlı haldesindir. Bekarlıkta kolayca atlatabileceğin hatta atlatmak zorunda bile olmadığın bu durum, evlilikte derin tartışmalara kolaylıkla dönüşebilir. Danışma tercihin, hesap verme noktasına ilerleyebilir. 


Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Erkekler neden zeki kadınları sevmez?