Ben mi rüya görüyorum, yoksa rüya mı beni görüyor?

Zeynep Ergen, ‘Dün Gece Bir Rüya Gördüm’ isimli kitabında rüyalarımızın gizemli dilini çözmemiz için yol haritası çıkarıyor

27 Temmuz 2019, Cumartesi 08:00
A A
Ben mi rüya görüyorum, yoksa rüya mı beni görüyor?

IŞIL CİNMEN

isil.cinmen@posta.com.tr

Her gece hem yönetmeni hem başrol oyuncusu olduğumuz kısa filmler çekiyoruz. Bilinçdışımız keyfine göre, bazen gerilim, bazen macera, bazen romantik komedi, bazen de dram türünde yapımlara imza atıyor.

Ben genelde macera dalında Oscarlık iş çıkarıyorum. Aslında biz rüya görmüyoruz, rüya bizi görüyor. Ne hissettiğimizi, travmalarımızı, kendimizden bile sakladıklarımızı, söyleyemediklerimizi, en ayıp arzularımızı, en karanlık korkularımızı o biliyor.

Gözlerimizi kapattığımızda onları bize gösteriyor ya da rüya konusunda değerli çalışmaları olan İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung’un deyimiyle ‘gölge’mizi anlamamız için ipuçları bırakıyor.

O yüzden sabahları uyandığımda birkaç dakika rüyadaki sembollerin bana ne demek istediğiyle ilgili düşünüyorum, kendimizi daha iyi anlamanın yolunun uykudan geçtiğine inanıyorum. Zeynep Ergen’in yazdığı ‘Dün Gece Bir Rüya Gördüm’ de bilinçdışımızın dilini sökmek için iyi bir rehber. Hepinize mutlu rüyalar!

Duyduğum en ilginç mesleğe sahipsiniz: Siz bir rüyacısınız. Rüyacı ne demek?

Rüyacı, rüyaların anlamlarını içe bakışla araştıran, rüyadan ilham alan, iç sesini dikkate alan, sezgilerini dinleyen, dönüm noktası olabilecek zamanlarda içe dönebilendir. Ben aslında arkeolog ve sanat tarihçisiyim ama rüyalarla ilgili yolculuğum çocukluğumda başladı. Ailemiz içinde sıklıkla rüyalar ve sezgiler hakkında konuşulurdu. 9 yaşından beri dedelerim ve atalarım gördüğüm rüyalar içinde bana rehberlik ettiler.

Nasıl?

Tasavvuf’a dayanan, kültürlü ve geniş bir ailem var. Bizim ailede çocuğun neye yeteneği varsa ona göre yetiştirilir. Sezgilerimin çerçevelenmesi gerekiyordu. Sembollerin diline hakim olabilmek için arkeoloji ve sanat tarihi okudum. 99’dan bu yana rüyalar ve arketipler hakkında seminerler ve danışmanlık veriyorum.

KENDi RÜYANIZI KENDiNiZ YORUMLAYABiLiRSiNiZ

Rüyalarınızı rehber olarak tanımlıyorsunuz. Bu bazen korkutucu olmuyor mu?

Gördüğüm güzel bir şeyin gerçekleşmesini beklemek heyecan verici. Sıkıntılı bir rüya gördüğümde ise kendimi ona hazırlıyorum. Tevekkül gibi... Korkutucu değil de sabrı öğretiyor. Kendi kendimi eğitiyorum. “Dağına göre kar” sık sık tekrarladığım bir atasözüdür. Farkındalığınız, bilginiz, beceriniz hangi aralıktaysa karşımıza çıkan olaylar ve rüyalar da ona uygun oluyor. Hayra yormazsan hayat yorar. Karşıma çıkan konulara çözebileceğimi düşünerek yaklaşıyorum. Haberci rüyalar bu şekilde çalışıyor.

Kitabınız ‘Dün Gece Bir Rüya Gördüm’ aslında bir rüya rehberi gibi...

Ben ona ‘rüya atlası’ diyorum. Belirli çalışma pratikleri var ve bu çalışma pratikleriyle insanlar sağa sola bakmadan kendi rüyalarını yorumlayabilir ve bir görü edinebilirler. Ben her yeni ay ve dolunay döneminde gördüğümüz rüyalarla ilgili sıklıkla yazılar da yayınlıyorum. Onları da okuyarak bilinçdışının dilini daha iyi öğrenebilirsiniz.

Rüyalarımızla ilgili bilmemiz gereken en önemli şey ne?

Rüyadaki her şey önce sanadır. Rüyadaki her şey önce sensin. Hatırlanmak isteyen rüya uyandırır. Bizi uyandıran rüyalara daha da dikkatle bakmamız gerekiyor. Rüyaların hatırlanmamasının bir sebebi de çalar saat. Saatle uyanıyoruz ve rüyayı kaybediyoruz.

Hatırlamak için neler yapabiliriz?

Herkes rüyasını hatırlayabilir çünkü rüya içeride bir yerdedir, gitmez. Yatak odanızı mümkün olduğunca sade tutun ve elektronik eşyalardan arındırın. Yatak odasında ya uyuyun ya sevişin, başka bir şey yapmayın. Uyku öncesi beş dakika kadar hiçbir şey yapmadan sırtüstü yatın ve uykuya öyle geçin. Yatak ucunuzda bir not defteri ve kalem tutun. Uyandığınızda not alınmazsa yine kaybolur çünkü...

Özellikle saatle uyananlar uyandığı pozisyonda üç dakikadan fazla kalıp rüyalarını düşünmeliler. Uyanılan pozisyonu korumak önemli çünkü bedenin bir bilinci vardır. O pozisyonda hatırlamak kolaylaşır. Ayrıca gece yatarken “Rüyamı hatırlayacağım” diyerek bir bardak sudan bir miktar için ve ağzını kapatın. Uyandığınızda ise kalan suyu için. Rüyanızı hatırlayacaksınız.

HER GÖRDÜĞÜMÜZ RÜYANIN BiR ANLAMI VARDIR

Ben bazen gün içinde yaşadığım olayları aynı gece rüyamda görüyorum. Bu bana bilinçdışımın biraz derinliksiz olduğunu düşündürüyor. Doğru mu?

Hahaha hayır. İki tür rüya vardır; zihinsel rüyalar günlük hayatımızda olan konulardan oluşur. Sahne sahne gördüğümüz rüyalar zihin rüyasıdır. Diğer tür ise sezgiseldir. Zihinsel rüyalardaki semboller de gündelik hayatınıza dair birçok mesaj taşır.

Çok sembollü rüya görmek ne demek?

Ne kadar çok sembol varsa zihin o kadar işin içinde demektir. Çok sembollü rüyalar gören kişiler kendilerini dinlendiremiyorlar demektir. Danışanlarım bazen iki sayfa gördükleri rüyayı yazıyorlar ama rüya boyunca bir tek çanta var. Orada o çantayı merkeze almamız gerekiyor. Ruh, beden ve zihinden oluşan bir varlıktır.

Ruhun evrilme sürecinde sezgilerden faydalanmaması imkansızdır. Heykeltıraş bir danışanım gece rüyasında gördüklerini sabah heykele dönüştürüyor. Rüyadan beslenmek mümkün. Günlük zeminde ya da sezgisel düzeyde her gördüğümüz rüyanın bir anlamı vardır. Yapmamız gereken rüyalarla kendimizi iyileştirmektir.

EN ÇOK GÖRÜLEN RÜYA SEMBOLLERİ

Kan rüyaları: Sanılanın aksine kan görmek, rüyayı bozmaz. Kan, hayat sembolüdür, hayatın devamlılığıdır. Değişimi, canlanmayı haber verir. Bununla beraber, rüyada yaralanmak, savaşmak, bedeninde bu şekilde kan görmek mücadele edilecek bir durumu haber verebilir.

Rüyalardaki giysiler: Üzerimize uygun, şık bir elbise özsaygımızın güçleneceği olumlu bir durumu haber verecektir. Rüyada giysilerimizle alay ediliyor veya övülüyorsa, özsaygıda kendimizi nasıl hissettiğimize bakmalıyız.

Koku rüyaları: Koklamak kök çakrayla ilgilidir. Rüya görenin rüyadan bir kokuyla uyanması, ruhsal varlığın yansımasıdır. Rüyada hoşuna giden bir parfümü koklamak cinsellik, sevinç sembolüdür. Hoşa gitmeyen bir parfümü koklamak bir mücadele zamanını haber verebilir.

Rüyada yemek içmek: Taze yiyecekler yemek, doğada bir sofraya oturmak yenilenmek için habercidir. Aşırı yemek, bozulmuş yiyecekler açgözlülük ve kibirdir. Arketip gölgenin mesajıdır.

Rüyada asansörde kalmak: Statü ve sosyal hayatla ilgilidir. İniş ve çıkışlar, özgüven ve başarı bağlantısını gösterir. İnmek her zaman statü kaybı değil bu endişeyi gösteren özellikle yapılması gerekenin yapılmadığı veya yapılamadığı durumlarla ilgili olabilir. Aynı zamanda maskülen kimlikte cinsellikle de ilgilidir.

Tabu rüyaları: Okunması en zor rüya sembollerindendir. Aşılması gereken bir blokaj, sınırlarda esneklik olabildiği kadar, rüya gören için henüz hazır olunmayan tehlikeli bir durumun da habercisi olabilir.

Freudyen görüşte; erkeklik uzvunun sembolleri sopa, kalem, kravat, keskin silahlar; kadınlık uzvunun sembolleri kutu, soba, zeplin olarak geçer. Elbette ki, rüya görenin kişisel tarihi, rüyadaki hisler, uyanma hisleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Rüyada ağlamak: Temizlenme ve duyguları açığa çıkarmakla ilgilidir. Rüyada ağlamanın rüyadaki nedeni hangi figürle ilgili olduğu veya kendiliğinden olup olmadığı önemlidir. Rüyada gülmek için de aynı okuma geçerlidir, gülmek sevinç getirir ve ağlamak gibi duyguların çözülmesidir.

Rüyada düşmek: Yaşamda zorlanma, güvensiz hissetme, hatta tuzakta hissetme sembolüdür. “Ne tarafından aşağıya çekiliyorum? Neyin beni sabote etmesine izin veriyorum?” soruları sorulmalıdır. Uyarı sembolü olabilir.

Aşk/flört rüyaları: Rüya gören rüyada iyi hissediyorsa aşk rüyaları, aşk getirir. Eski bilgide rüyada âşıkların, biri diğerini rüyasında görüyorsa diğerinin de onu rüyasında gördüğü düşündüğü söylenirdi. Aşk rüyaları aynı zamanda rüya gören için değişim zamanını haber verir.

Rüyada cinsellik/çıplaklık: Rüyada çıplakken rahatsız hissediyorsak duygusal incinme ihtimalimiz vardır. Çıplaklığımızdan hoşnutsak bu sadeleştirmemiz gereken yanlarımızla ilgili bilgi verir. Rüyada açlık: Yetersizlik, yeterince destek alamıyor olmakla ilgili sembollerdendir.


Sıradaki haber yükleniyor...