'Bu ilişkide kayboldum'

'Bu ilişkide kayboldum'

Kuşağının en yetenekli oyuncularından... 'Hayat Bilgisi' ile başladı, 'Yaprak Dökümü'yle tanındı. Kendi deyimiyle, bu aralar 'en göz önünde olduğu dönem'i yaşıyor

21 Temmuz 2012, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Nedeni malum; oyuncu Ali Sunal ile yaptığı ve sadece altı ay süren evlilik. Ayrılık sebebi, magazin basınının çözemediği bir gizem. Gökçe Bahadır, hissettiklerini ilk kez bu kadar net anlattı. Tempo Dergisi’ne...

Hayranlarınızın merakını gidermek için hemen soralım; yeni sezonda ekranda mısınız?

İki dizi arasında karar verme aşamasındayım. Son nokta konulmadığı için detay veremiyorum.

Seçimi nasıl yapıyorsunuz?

Bir nevi kumar. Kağıt üzerinden karar vermek durumundasınız. Beğenmediğiniz iş çok iyi çıkabilir ya da tam tersi olabilir.

Akıl hocanız var mı?

Annem ve babam.

Kaç yaşından beri ekrandasınız?

20 yaşından beri. Sunuculukla başladım.

Ne zaman “Oyuncu olmalıyım” dediniz?

Lisede hocam “Oyunculuğun üstüne git” demişti. Ama sonra Akademi İstanbul’da radyo-televizyon okudum. Orada, kamera arkasında olmak istemediğime karar verdim. Cast ajansına başvurdum, bir süre sonra ‘Hayat Bilgisi’ndeki ‘Törpü’ rolü geldi. O zaman “Bu işin okuluna gitmeliyim” dedim.

Ve Müjdat Gezen’in öğrencisi oldunuz.

Evet. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde çok iyi, aynı zamanda zorlu hocalarımız vardı. Mustafa Alabora, rahmetli Savaş Dinçel... Hem dizi setine hem okula gitmeme çok sıcak bakmıyorlardı. Okulu önemsediğimi kanıtlamak için parçalara daha fazla çalışıyordum. Yine de devamsızlıktan sınıfta bırakmışlıkları vardır.

‘LEYLA ROLÜ BENİ SIKMADI’

Sürekli ağlayan, kederli ‘Leyla’ karakterinin üzerinize yapıştığı söylendi.

Dizi bitince gelen tekliflere bakarak, bunun doğru olmadığını söyleyebilirim. Sit-com teklifi de geldi, vamp kadın da...

Peki oyuncu rolünden sıkılır mı? Mesela siz dört-beş yıl Leyla’dan sıkılmadınız mı?

İşine göre değişir. Diziler için bence iki yıl ideal. Leyla’dan sıkılmadım. Sıradışı ve derinliği olan bir karakterdi.

İki başarılı ve uzun soluklu dizinin ardından, rol aldığınız ‘Sensiz Olmaz’ dizisi yayından kaldırıldı. Bu, oyuncuda başarısızlık hissi yaratıyor mu?

Kendi adıma rahatsızlık duyduğum bir şey yok. İyi işin içinde sen de iyisin, kötü işin içinde sen de kötüsün.

Hollywood oyuncuları kadar özgür hissediyor musunuz kendinizi?

Ne yazık ki hayır. Bizde, en klasik örnek; bir kadın oyuncu soyunsa, sadece o konuşulur. Hollywood’da imrendiğim bir şey var; düşünün Brad Pitt, Charlize Theron gibi oyuncular rol gereği çirkinleşiyor, bundan korkmuyorlar. Bizde ya hep yakışıklısın, ya hep güzel.

Ekşi Sözlük’ü ve sosyal medyayı takip ediyor musunuz?

Sizin hakkınızda olumsuz eleştiri yok gibi. Çok sivri ve göz önünde değilim. Sadece, şu sıra, özel hayatım nedeniyle... Yazılanlara bakıyorum ama çok da takılmıyorum. Milyonlarca insan, milyonlarca beyin var. Herkes, yaşadığınız hayatla ilgili yorum yapma, size dair bir şey söyleme hakkına sahip. Bunları düşünerek yaşamak, hastalıklı olur.

‘Kırılma noktası Yaprak Dökümü’

 Hayatınızın dönüm noktası ne zamandı?

Ay Yapım’ın kapısından girdiğim an! Ama ‘Yaprak Dökümü’ için değil. O dönem Ay Yapım, Müjdat Hoca’yı arayıp “Genç sunucular arıyoruz. Önerebileceğin birileri var mı?” diye soruyor. Müjdat Hoca beni gönderdi. Bu sayede çocuk programı sunmaya başladım. Bu sırada ‘Yaprak Dökümü’nde beni görmek istediler. Kırılma noktası buydu.

 Ne zaman “Ünlü oldum” dediniz?

‘Hayat Bilgisi’nde oynarken ufak ufak tanınmaya başlamıştım. Çok heyecanlıydım. Birkaç bölüm sonra “Acaba tanınıyor muyum?” diye düşünmeye başladım (gülüyor). Anneme, “Gel, Bağdat Caddesi’ne inip yürüyelim” dedim. Bir yandan yürüyoruz, bir yandan “Acaba beni tanıyorlar mı?” diye bakıyorum. Çocuklar beni annelerine göstermeye başlamıştı. Ama hayatımın işi ‘Yaprak Dökümü’dür. Beni herkese tanıtan, oyunculuk anlamında kendimi ıspatlamamı sağlayan iş.

‘Üçüncü kişi yok’

Özelinizde sıkıntı yaşadınız. ‘Geride kaldı’ mı?

Yaşanan yaşandı, biten bitti. Geriye bakmam. Bitenlerin bana ne kattığına bakıyorum. Bundan sonraki hayatımda bana yol gösterecek büyük ve ciddi bir sınav verdim.

Pişmanlık duydunuz mu?

Yaşadıklarımdan pişmanlık duymam. Ne zaman başıma kötü bir şey gelse, sonu hep hayırlı olur. Felsefem bu.

Boşandıktan sonra uzun süre konuşmamanız merak dozunu artırdı.

Bir zamanlar evlendiğim biri olduğu için konuşmadım. Başta konuştum, başka şekilde yazıldı. Karşı taraf cevap verdi. Sonunda hiç konuşmamaya karar verdim.

Kısa süre önce ihanet iddiaları için “Araştırılmalı” dediniz.

Salim kafayla düşündüm ve çıkıp bir-iki şey söyledim. Gayet vurucu cümlelerdi. Anlayan anladı.

“İhanete uğradım” anlamına geldi.

Hayır, öyle bir şey söylemedim. Gazetecilere dedim ki; “Sizler bu işi çok iyi biliyorsunuz. Bana sorup duruyorsunuz, bilmiyorum. Araştırın ve ortaya çıkarın.” Her zaman söyledim: Üçüncü kişi yok. Tamamen hislerime dayanarak bu işi bitirmek istedim.

Ama “Araştırılsın” deyince ibre tekrar ihanet noktasına kaydı.

Bildiğim, gördüğüm herhangi bir şey yok.

Bu sözlerinizle, eski eşiniz Ali Sunal’ı şarkıcı Utku Uysal ile yakaladığınız iddiasını yalanlamış mı oluyorsunuz?

Evet. Zaten ayrılmam için ihanet olması gerekmiyor. İlişkide bir-iki ay sonrasını göremezsem, bitiririm. Evlendiğim andan itibaren ve sonrasında bir şeylerin hayal ettiğim gibi olmadığını, yaşamak istediğim hayatın bu olmadığını fark edip kendimi devamında göremediğim için bitirdim. Kendi içimde kayboluyormuşum gibi hissettim. Bir ara kendimi aradım.

İhanet haberleri çıkınca eski eşiniz için üzülmediniz mi?

Tek bir cümle: Herkes ektiğini biçer.

Artık evliliğe ikna olmanız zordur.

Şu dönem evliliğe sıcak bakacak halim yok ama ilerleyen yıllarda neden olmasın! İlla evleneceğim gibi bir durum da yok ama çocuk istiyorum.

‘İLİŞKİ BİTTİĞİNDE NEFRET BAŞLAR’

Ali Bey ile birlikte verdiğiniz röportajda “Bu çocuk deli, uzak durayım” demişsiniz.

Ahh, başım (gülüyor)!.. Her dönemin bir duygusu var. O kadar aşık olup evlendiğin insan için böyle konuşmak tuhaf geliyor. Hep öyledir ya; deli gibi âşık olursun, bittiği anda nefret cümleleri gelir.

Sevgi bir anda kesilip atılabiliyor mu?

Ben öyleyim. Biz kadınlar çok değerliyiz. Önce biz. Kendimiz olmalı, öyle insanların yanında yer almalıyız. Ortak hatamız: Biri için çok fazla kendinden verdiğinde sen artık sen olmuyorsun. Kendini geri plana atıyor, o insan için yaşamaya başlıyorsun.

( 14.07.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır )

Sıradaki haber yükleniyor...
holder