Burak Duruman: Vücuduna korkmadan dokun ve onunla tanış 'Bana bir şey olmaz' deyip erteleme

Burak Duruman: Vücuduna korkmadan dokun ve onunla tanış 'Bana bir şey olmaz' deyip erteleme

Ekim ayı, dünyada ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak kabul ediliyor. Türk Kanser Derneği, bizi bilinçlendirmek ve bu konuya dikkat çekmek için var gücüyle çalışıyor. Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman ile Şişhane’deki Mucizevi Konaklama Ve Yaşam Merkezi’nde buluştuk; kansere dair her şeyi konuştuk. Burak Duruman diyor ki: Kanser, bir kader değil; kanserden kaynaklanan ölümlerin çoğu cehalet ve korkudan kaynaklanıyor. Korkmayalım! Gerekli taramalarımızı muhakkak yaptıralım. Bekir Saçar / bekir.sacar@posta.com.tr

18 Ekim 2020, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Türk Kanser Derneği’ni ve çalışma alanlarını anlatır mısınız?

Türk Kanser Derneği, 1964’te kuruldu. Türkiye’nin en eski derneği. O yıllarda doktor yokmuş, doktor bulmuş; tıbbi makine yokmuş, tıbbi makine bulmuş. Derneğimiz, Türkiye genelinde tüm hastanelerle anlaşmalı. Birçok imkanımız olduğu için belediye gibi çalışıyoruz. Misyonumuz, kanserle mücadele etmek. Ama kanserden korunmak bazen elimizde, bazen elimizde değil. Rahmetli babam Bilger Duruman, “Kanser bir teröristtir. Nasıl normal bir anneden, babadan doğan çocuk, süre içinde birçok şeye maruz kalarak terörist oluyorsa, kanser de aynen böyle” derdi.

Bu hastalıktan korunmak için ne yapmalı?

Dikkat edilmesi gereken en önemli husus, erken teşhis ve tarama. ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ afişlerimiz tüm şehirde billboard’larda, otobüslerde, metrolarda… Halk, kanseri ve onunla ilgili her şeyi kafasını çevirip görmemezlikten geliyor. Erken teşhisin gerçekten hayat kurtardığı konusunda halkı bilinçlendirmeli ve taramaları zamanında yapmalıyız. Aksi takdirde her şey için çok geç olabiliyor.

Devlet desteği ve Sağlık Bakanlığı’nın imkanları yeterli değil mi?

SSK’nın, geç kalınmış, evreli hastaları tedavi etmeye imkanları yetmez. Çünkü erken teşhiste bu hastalığın tedavi masrafı 4 bin lira civarındaysa, ileri seviyelerde bu miktar milyonlarca liraya yükseliyor.

GÜNEŞ IŞINLARININ SEBEP OLDUĞU CİLT KANSERİ YAYGINLAŞTI

Türkiye’de hangi kanser türü daha yaygın?

Meme ve prostat kanseri en yaygın olanı. Güneş ışınlarının sebep olduğu cilt kanseri (melanom) son yıllarda çok arttı. 500 bin kanser vakasının 250 bini melanom ama halk bunu bilmiyor. Mesela yeni bir ilaç çıkmış ama SSK bunu karşılayamıyor. Biz, bu ilaçları temin edip, hastalarımızın tedavisinde hiçbir ücret almadan kullanmalarına imkan tanıyoruz.

TÜRKİYE’DE SADECE 735 ONKOLOG VAR

Hastanelerdeki onkolog sayısı yeterli mi?

Türkiye genelinde sadece 735 tane onkolog var. Mesela New York’ta kanser ile mücadele eden büyük bir hastanede 8 bin onkolog çalışıyor. Bizim onkologlarımızın yarısından çoğu devlet hastanelerinde. Sayı yetersizliğinden dolayı doktor, bir hastaya en fazla dört dakika bakabiliyor. Onkolojinin devlet tarafından daha çok desteklenmesi gerekiyor.

Özel hastanelerde muayene süreci daha mı uzun?

Özel hastanelerdeki doktorların, daha çok araştırma, daha uzun sürede ve dikkatli bir şekilde muayene etme imkanları var. Ama herkes binlerce lira ücret ödeyip özel hastanelere gidemiyor. Biz bu durumdaki hastalarımızın da tüm masraf ve ihtiyaçlarını karşılıyoruz.

60’IN ÜZERİNDE MEME EMZİRME KABİNİ YAPTIRDIK

İçinde bulunduğumuz ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Bu konuda neler yapıyorsunuz?

Meme emen bebeğin, bağışıklık sistemi çok güçlü oluyor. Bebeğini emziren annenin meme kanserine yakalanma riski çok az. Maalesef şehir hayatında, günlük yaşamda anneler, çocuklarını emzirecek yer bulamıyor. Bu sorunu çözmek için 60’ın üstünde meme emzirme kabini yaptırdık. Kabinlerde, çocukların ihtiyacı olan bez, pişik kremi, pudra gibi birçok şey var.

‘MUCİZE EVİ’Nİ HAYATA GEÇİRMEM İKİ YILIMI ALDI

Bütün şehirlerde kanser hastanesi var mı?

Maalesef hayır. Bugün Anadolu’nun çoğu yerinde kanser hastaneleri yok. Hasta, genellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’e sevk ediliyor. Büyük şehirlere sevk edilen bir hastaya kemoterapi yapıp “İşiniz bitti, gidin” diyorlar. Hastaneden çıktıktan sonra, gittikleri yer ya otobüs durağı ya hastane çevresindeki bir büfe oluyor. Bunları görünce çok üzüldüm ve ‘Mucize Evi’ diye bir proje geliştirdim. Yapacağım projenin mevzuatı, yasası hiçbir şeyi yoktu, bunu hayata geçirmem iki yılımı aldı.

Mucize Evi nedir, anlatır mısınız?

Şu an içinde bulunduğumuz bina 50 odalı. İstanbul’a tedavi için gelen hastaları burada misafir ediyoruz. Odalar 5 yıldızlı otel konforunda. Sıcak suyu, televizyonu, buzdolabı, havalandırması ve oyun odaları var. Aynı zamanda hastalarımıza yemek veriyor, psikolojik destek sağlıyoruz. Diyetisyenlerimiz var. Misafirimiz çocuksa ve uzun süre burada kalacaksa, derslerinden geri kalmasın diye onlara öğretmenler buluyoruz.

TÜRKİYE’DE HER SEKİZ KADINDAN BİR TANESİ MEME KANSERİ

Gelişmiş ülkelerle bizim ülkemizi kıyaslarsak, meme kanseriyle mücadele konusunda biz ne durumdayız?

Türkiye’de her sekiz kadından bir tanesi maalesef meme kanseri oluyor. Meme kanserinde, gelişmiş ülkelerde ölüm sayısı çok az ama Türkiye’de fazla. Erken teşhis ile yüzde yüz tedavi edilebildiğini herkes bilmeli.

Kadınlar bu konuda nasıl bilgilendirilmeli?

Kız çocuklarına, ergenlikten itibaren vücutlarından korkmamayı, kendilerini kontrol etmeyi öğretmeliyiz. Vücutlarına dokunarak, bir sertlik ya da yumuşama var mı? Memeden süt geliyor mu? En azından bunlara dikkat etmeleri gerektiğini hatırlatmalıyız. Bir farklılık hissediyorlarsa hemen doktora gitmeleri gerekiyor, bu kadar basit. Yani kısaca diyoruz ki; korkmadan vücuduna dokun ve onunla tanış.

Türkiye’de kadınların bu konudaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsun?

Türkiye’de kadınlar genellikle hastalığın dördüncü evresinde doktora gidiyor. Bu evrede hastalık metastaz yapmış, kemiklere sıçramış, geç kalınmış oluyor. Bu durumdaki bir hastalığın tedavisi için 2 ila 4 milyon lira gerekiyor.

Batı ülkelerinde insanların bu hastalığa duyarlılığı nasıl?

Gelişmiş toplumlarda yakasına pembe kurdele takıp alışveriş yapanlara, duyarlılıklarından dolayı yüzde 15 indirim yapılıyor. Bizde bu olmuyor! Ben mağazalara bilgilendiren broşürler koymak istedim. Aldığım cevap şu oldu: 40 - 50 bin liraya çanta alan bir hanım, bu broşürleri görünce morali bozulur. Kabul etmediler yani. Sanki hasta olunca moralleri bozulmayacak. Bilmiyorlar ki dünyada her üç dakikada bir kişiye kanser teşhisi konuluyor.

SÜPERMEN KANI İSTER MİSİN?

Masada rengarenk eğlenceli kutular görüyorum, nedir bunlar?

Bunların adı, moral motivasyon kutuları. Bir gün kemoterapi gören bir çocuğun, koluna serumu taktırmak istemediğini gördüm. Onu ikna etmek için futbol topu ve tablet aldım ama yine razı olmadı. O zaman “Biz, sana ‘Süpermen kanı’ verelim, ister misin?” dedim, şaşırdı. Serumu süpermen resminin olduğu bir kutuya koyduk ve o şekilde işlemi kabul etti. Bu kutular insanların kemoterapi serumuna olan antipatilerini ortadan kaldırdı. Bir milyona yakın kutuyu devlet hastanelerine dağıttık.

NEW YORK’TA POLİS ARABALARI PEMBEYE BOYATILDI

DESTEK VAR AMA YETERLİ DEĞİL

Ülkemizin ünlü ve duyarlı isimlerinden size destek olanlar var mı?

“Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarır” kampanyası başlattık. Sağ olsunlar; Revna Demirören, Hazal Subaşı, Semiramis Pekkan, Sumru Yavrucuk, Mustafa Uğurlu, Nur Sürer, Kibariye, Orhan Gencebay ve Gizem Karaca gibi bazı dostlar bu konu hakkında videolar çekip sosyal medya platformlarında paylaştı. Duyarlı diğer iş insanı, oyuncu ve ünlü kişilerden de destek bekliyoruz.

1-31 Ekim, Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı, istediğiniz gibi geçiyor mu?

Biz, dernek olarak çok çalışıyoruz ama bu yeterli değil. Mesela şu an New York’ta polisler, otomobillerini farkındalık yaratmak için pembeye boyattı. Kadın polisler “Ben meme kanseriyim” diye ellerinde flamalarla dolaşıyor. Bugün, İç İşleri Bakanı ve İstanbul Emniyet Müdürü ile görüşeceğim. Emniyet teşkilatı bize destek olmak istiyor. Türkiye’deki polislerin halka broşür vermesini istiyoruz çünkü en hızlı farkındalığı onların yapabileceğine inanıyorum

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder