Cemal Süreya'nın ölüm yıl dönümünde, eşi Zûhal Tekkanat anlatıyor

Bugün Cemal Süreya'nın 30'uncu ölüm yıl dönümü. Büyük şair, 9 Ocak 1990'da aramızdan ayrıldı. Her 9 Ocak'ta olduğu gibi, ne kadar iyi tanısak da aklımız 'Cemal Süreya kimdir?' sorusuna takılıyor. Cemal Süreya hakkında bilinmeyenler halen çok fazla. Böylesi bir aşk adamını elbette eşinden dinlemek en doğrusu. Zûhal Tekkanat, eşi Cemal Süreya'yı 2015 yılında yine bir ölüm yıl dönümünde Hazal Özvarış'a anlatmıştı. Aradan geçen 6. yılda tekrar okuyalım büyük şair Cemal Süreya'yı.

09 Ocak 2021, Cumartesi 16:43 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Anlatmaktan bıkmadığınızı umarak soracağız, Cemal Süreya ile nasıl tanıştınız?

Anlatmaktan bıkmadığınızı umarak soracağız, Cemal Süreya ile nasıl tanıştınız?

O dönem Cemal Süreya Papirüs dergisini çıkarıyordu, ben de Cumhuriyet gazetesinde sanat muhabiriydim. Papirüs dergisini almak için arada bürosuna uğruyordum. Bazı edebiyat toplantılarında, yemekli söyleşilerde yakınlaşmış olmalıyız ki Haldun Taner’in beni çağırdığı Beyoğlu’ndaki edebiyatçılar derneğinin açılışında benden yaşlı prof’larla otururken Cemal Süreya geldi ve herkesin içinde dedi ki “Madam, matmazel, benimle evlenir misiniz?”

Bocaladım. Şöyle bir yüzüne baktım ve dedim ki “Hayır, böyle bir şey düşünürsem kendim karar veririm.” Edebi alanda kendisine çok saygı ve sevgi dolu olsam da tip olarak pek içim açılacak gibi olmadı. Biz biraz görünüme de önem veriyoruz görüşeceğimiz erkek varsa, öyle değil mi? Ama bizimki kısmetmiş, görüşmeler altı ay sürdü. Sonra da beni Kapalıçarşı’daki bir kuyumcuya götürdü, bir alyans aldı, parmağıma taktı. Oradaki meşhur bir çaycıda oturduk çay içtik, bana lacivert, güzel bir yumurta topuk pabuç aldı, öptü yanaklarımdan, “Hadi git şimdi annene babana söyle, ‘Ben Cemal Süreya ile nişanlandım’ de” dedi.

Yazılanlara göre, Cemal Süreya, ilk eşi Seniha Hanım’dan ayrılması yedi yıl sürünce size “İstediğinizde boşanmayı kabul edeceğim” içerikli evlilik öncesi bir anlaşma imzalatıyor. Bu metindeki kelimelendirme tam olarak nasıldı?

Yazılanlara göre, Cemal Süreya, ilk eşi Seniha Hanım’dan ayrılması yedi yıl sürünce size “İstediğinizde boşanmayı kabul edeceğim” içerikli evlilik öncesi bir anlaşma imzalatıyor. Bu metindeki kelimelendirme tam olarak nasıldı?

Hayır öyle bir şey yok! Biz yıldırım nikâhıyla evlendik. Cemal Süreya, okul döneminde tanıştığı Seniha Hanım’la evleniyor, çocukları doğduktan bir sene sonra da ayrılık ateşi basıyor, ayrılıyorlar ve mahkeme yedi yıl sürüyor. Bundan sonra devreye bir sürü insan giriyor. “Güvercin kanadı”nın sözcüklerini bölerek takdim tehir (yer değiştirme) yapıyor ve “Üvercinka” adlı ilk kitabını çıkarıyor. Bu arada Paris’e gönderiliyor. Paris dönüşü nişanlı gibi hissettiği bir arkadaşından ayrılıyor, daha önce dört sayısı çıkan Papirüs dergisini, yeniden başlatıyor. 

Bu arada Tomris Uyar’la evli olmasalar da aynı evde yaşıyorlar. Ayrıldıktan sonra, Cumhuriyet’te çalıştığım dönemde, düzeltmen olarak alt katta Doğan Hızlan, Konur Ertop gibi arkadaşlarımız vardı, onlar Cemal Süreya’ya benim için “Çok güzel bir kız geldi, bir içim su” demişler. Yaşım da kaç; 28. Cemal Süreya da aklına koyuyor. Biz karar verdikten sonra, Ülkü Tamer kamyonetimizi tutuyor, o arkada biz şoför mahallinde Cemal Süreya’nın evine doğru yola çıkıyoruz, bir iki gün sonra da Kadıköy Evlendirme Dairesi’nde nikâhımız var. 

 Süreya ile geçirdiğiniz sıradan bir 24 saati anlatır mısınız?

Süreya ile geçirdiğiniz sıradan bir 24 saati anlatır mısınız?

Sabah kalktığımda acilen 8.10 vapuruna yetişmek için koştururdum. O da evlendiğimiz sırada evde oturuyor, çeviri yapıyordu. Papirüs dergisini çıkarıyordu. Ben 5.20 vapuruna yetişip Kadıköy İskelesi yakınlarındaki evimize giderdim. O da pencerede yolumu gözlerdi. Akşam oturur konuşur, yemeğimizi yerdik. İlk zamanlar daha çok dergiyle uğraşırdık. Güzel geçti iki yılımız, sonra çocuk yapmaya karar verdik. Hamilelikte erkek kadına pek yaklaşamadığı için biraz serin kaldı. Bu, onu dışarıya itti, yer yer kelebekleşmeler, uçarılıklar oldu. Ben bazen alınıyordum, bazen üstünde durmuyordum. Tabii her evlilikte birtakım gelgitler vardır. Bence bizimki bütünüyle iyiydi. Bunun kitabını da yazdım zaten. 

Tomris Uyar’dan bir Cemal Süreya alıntısı: “Feodal değil. Evine bağlı, evinde olmayı, çalışmayı çok seven bir adam. Son derece şefkatli. Söz gelimi nezle olayım, çaylar yapar, ilaçlar… O güne kadar kimsede görmediğim bir şey. Ciddi bir ilişkide kendini çok koruyan, monogam bir erkek. Aldatması söz konusu değil.”

Tomris Uyar’dan bir Cemal Süreya alıntısı: “Feodal değil. Evine bağlı, evinde olmayı, çalışmayı çok seven bir adam. Son derece şefkatli. Söz gelimi nezle olayım, çaylar yapar, ilaçlar… O güne kadar kimsede görmediğim bir şey. Ciddi bir ilişkide kendini çok koruyan, monogam bir erkek. Aldatması söz konusu değil.”

Ama Tomris’le az yaşadılar, evlenemediler de. Benimle gerçek bir Anadolu erkeği ciddiyeti içinde evlendi ve çocuk istedi. İstediği gibi de ona benzeyen bir oğlu oldu.

Süreya’nın düzenli olarak sizin tabirinizle “kelebekleşme”sini nasıl açıklıyorsunuz; çapkınlık mı, ilgi ihtiyacı mı, ilham arayışı mı?

Süreya’nın düzenli olarak sizin tabirinizle “kelebekleşme”sini nasıl açıklıyorsunuz; çapkınlık mı, ilgi ihtiyacı mı, ilham arayışı mı?

Aslında genel olarak erkeklerde bu uçarılık mevcuttur. Her erkek sevdiği insanla da evlense heyecan kaybı beliriyor. Alışkanlık demirbaşa dönüşüyor ve “O eksik olmasın ama ben arada sırada istediğim gibi hareket edeyim” diyorlar. Bunu bildiğim için önceleri üstünde durmadım, daha sonra ciddi boyutlara erdiğinde alınganlıklarım oldu. O yüzden zaten ayrılığı ben istedim.

Sizce evliliklerinden yola çıkılarak yapılan şu yorum ne kadar doğru: “Cemal Süreya bakılmak istedi, kendine bir anne aradı.”

Sizce evliliklerinden yola çıkılarak yapılan şu yorum ne kadar doğru: “Cemal Süreya bakılmak istedi, kendine bir anne aradı.”

Cemal Süreya, annesi çok küçükken öldüğü için bir anne şefkati arıyor. Düğmesini, pantolonunu diken bir kadını düşünebiliyor. Cemal Süreya’nın bana karşı yakınlığı belirginleşince Tomris Uyar, şöyle demiş: “Sen zaten köylü güzellerinden hoşlanırsın.” Ben onun gözünde köylü güzeli sayılıyorum, ama Cemal Süreya, “Yüzüne baktığım zaman yanakları kızaracak insan isterim ben” demiştir. Burada eski terbiyeye önem verdiği görülüyor. O yüzden beni çok benimsemiştir. En çok benimle yaşamı vardır. Cemal Süreya bağlandığı kadını hiçbir zaman hırpalamamıştır, göğsüne dayamıştır ve onun sağlam, mert erkeği olmuştur. Kadında bir uçarılık görürse ona karşılık vermiştir. Edebiyatçı kadınlarımızın çoğunda bu uçarılık vardır. Evlidir, arkadaşı vardır, ama hoşlandığı kimseye de uzak kalmaz.

 Size göre “suçlu kadınlar, Cemal Süreya mağdur” mu?

Size göre “suçlu kadınlar, Cemal Süreya mağdur” mu?

Benim yetiştiriliş tarzım eski terbiyeye özgü. Birini sevdin mi asla yanlış yapmamalı. Yapacaksan boşan, bekâr ol, ne yapacaksan yap. Benim doktrinim budur.

“Süreya hiçbir kadını hırpalamamıştır” dediniz, ancak Süreya’nın birlikte olduğu kadınlara fiziksel şiddet uyguladığı yazılıyor.

“Süreya hiçbir kadını hırpalamamıştır” dediniz, ancak Süreya’nın birlikte olduğu kadınlara fiziksel şiddet uyguladığı yazılıyor.

Evet, öfkelendiği zaman kendini kaybedecek yanları olurdu. O da kıskançlıktan çıkardı. Aşırı derecede kıskançtı. Bir vapur geciksem “Nerede kaldın” diye hesap sorardı bana. Vapuru insan bir adımla kaçırıyor! 


 Vapuru kaçırdığınızda ne olacağını varsayıyordu?

Vapuru kaçırdığınızda ne olacağını varsayıyordu?

Kişiyi nasıl bilirsin, kendim gibi, derler ya ben de öyle düşünüyordum. Kızıp alınıyordum, “Olur mu, nasıl düşünürsün bunu” deyince “Niye düşünmeyim, evliyken bile yapıyor insan bunu” derdi. Örneğin, Cemal’le gidiyoruz Karaköy İskelesi’nde müdürüme rastlamışım. İnsan müdürüne rastlayınca selam vermez mi? Ayıptır. “Orada hadi neyse müdürün, yolda da mı müdürün! Niye selam veriyorsun? Bunun içinde bir şey var” derdi. Böyle garip huyları vardı.

  Bu cezanın içine şiddet ne kadar giriyordu? Size ilk ne zaman, neden şiddet uyguladı?

Bu cezanın içine şiddet ne kadar giriyordu? Size ilk ne zaman, neden şiddet uyguladı?

İlk şiddeti diye bir şey yok. Ayrılırken oldu. Evlilik yılları içinde hiçbir şey olmadı, ta ki ben artık “Bizim aşkımız Ağrı Dağı efsanesini geçti, ayrılmalıyız” diyene kadar. O zaman onun da canı sıkıldı. Kadınları seçmiştir fakat kadının onu bırakmasına dayanamamıştır. Bunları konuşmayalım bence, güzel yanlarını konuşalım. Bu kısımlar hayatımızda çok az, o da ayrılık safhalarında olmuştur.  

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Avangers'ta hangi kahraman kaç kişiyi öldürdü?