Çıtı pıtı bir erkek Fatma!

Çıtı pıtı bir erkek Fatma!

2006 Miss Turkey kraliçesi Merve Büyüksaraç Survivor yarışmasına katılanlar arasında belki de en heyecanlı, en istekli olan yarışmacı.

25 Mart 2012, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: Figen Onur Ertan

figen@figen.net

Adı açıklandığından beri adeta yerinde duramıyordu. Podyumların gözde mankenlerinden olan, modellik ve sunuculuk yapan 22 yaşındaki Merve Büyüksaraç aslında göründüğü gibi değil.

Bakımlı, şık ve güzel görüntüsünün ardında tam bir erkek Fatma var! Türkiye’nin en güzel kızı seçilmek onu hiç şımartmamış, bütün yaptığı işleri büyük bir ciddiyetle gerçekleştiriyor. Dominik Cumhuriyeti’ne yola çıkmadan bir gün önce buluştuk.

O kadar heyecanlıydı ki söz dönüp dolaşıp hep adada yaşayacakları ‘Robinson’ hayatına geldi. Buyrun röportajımız...

Adaya gideceğine çok sevindin.

Evet, gitmeyi çok istiyordum. 2-3 yıl önce de Acun’la görüşmüştük. Ama o zaman üniversiteye devam ediyordum. Okulu dondurmak istemedim. O zaman ünlülerle yapsam nasıl olur aşamasındaydı. Yeniden teklif edince çok sevindim ve hemen kabul ettim. Çok heyecanlıyım.

Daha önce gidenlerden taktikler aldın mı?

Aslında her kafadan bir ses çıkıyor. Kimisi çok “kendin gibi ol” diyor, kimisi “Mülayim ol, sessiz sakin ol” diyor, kimisi “daha çok kavgacı ol rating alırsın” diyor. Ama ben öyle bir insan değilim. Yine kendim gibi olurum. Günlük hayatımda da insanlarla kavga etmeyi sevmem, bana ses yükseltilsin sevmem, başkasına asla ses yükseltmem. Günlük hayatımda nasılsam beni öyle görecekler. Özge Ulusoy ile çok konuştuk bu konuda. Adanın en kötü yanları için: “Yalnızlık, insanlarla anlaşamamak ve pislik” dedi. Temizlik yapacak bir şey yok.

“Bütün balıkları ben tutacağım” demişsin.

Evet. 9 yaşımdan beri dalıyorum. Babam çok eski bir dalgıç, küçük yaştan beri beni eğitti. Zıpkınla balık tutmuşluğum var. Ama orada zıpkın bir ödül, önce onu kazanmak gerek. Zıpkını kazanırsak seve seve balık avlarım.

Adada güç gerektiren çok şey var. Sen böyle çıtı pıtı görünüyorsun...

Güç ve denge gerektiriyor. Bir de insan aç kaldıkça psikolojisi de bozuluyor. Protein alınamadığı için fiziki yorgunluk da oluyor ama daha çok ruhen yorgunluk oluyormuş. Ben yemek yemeyi çok severim. Hatta çok yemek yerim. Tek sıkıntım bu. Aslında Özge ile çok konuştuk. İlk dört gün çok açlık hissediliyormuş. “Sonra bünye ona da alışıyor” dedi.

En büyük endişen açlık galiba?

Ben beş kişilik yemek yerim. Hiç yemek seçmem, onu bunu yemem demem. Arkadaşlarım bazen çok bozulur. Onlar yediklerine dikkat eder ben hiç bakmam. Önüme kebapları, baklavaları koy sabahtan akşama kadar mutlu yaşarım. Abur cubur yemem. Kırmızı ete doyamam. Ama meyva pek yemiyorum. Balık pek yemem. Adada mecburen yiyeceğim. Yemek yemeyi çok seven ve çok yiyen biri olarak evet, açlıktan korkuyorum. Özge “Sürekli yemek düşünüyorduk, yemek konuşuyorduk” diyordu hep. Mesela muz yerken onun başka bir şey olduğunu hayal ediyorlarmış. Ama geri döndüklerinde midesi o kadar küçülmüş ki hayal ettiklerini doya doya yiyememiş. Ama ben öyle değilim. Miss Turkey kampında da bizi aç bırakıyorlardı, 11 günün sonunda ailece yemeğe çıktık. 3 kişilik kuzu kavurma yemiştim ve herkes beni hayretle izlemişti.

Bu kadar yiyip nasıl kilo almıyorsun?

Aslında 5 kilo aldım son üç ayda. Ama sürekli spor yapıyorum. Yüzüyorum, fitness ve yoga yapıyorum. Bu sürede ağır antrenman da yaptım. Bedenim değişmedi çünkü kasten kilo aldım. Adada bol bol yüzeceğim, denizi çok seviyorum. Yoga ve meditasyon yapacağım. Kilo kaybedeceğim kesin. Kaldığımız haftaya göre en az 6 kilo veririm herhalde.

Bir televizyon programında “Adada bir manken, makyaj malzemeleri olmadan nasıl yapacak” dediler. Sahi ne yapacaksın?

Evet, bana adada ojesiz, parfümsüz nasıl duracaksın diyorlar. Ben zaten günlük hayatımda hiç makyaj yapmam. İnsanların kafasında çok hanım hanımcık, çıtı pıtı görünüyorum. Evet öyleyim, bakımlıyım. Ama aynı zamanda ben bir doğa insanıyım. Bakım için sürekli kuaföre giden biri değilim. Zaten bıktım, saçlarım yıprandı. Çekim veya defile yoksa saçıma fön çektirmiyorum. Defilelerde yüksek topuz ve krape yapıldığı için saçım mahvoldu valla kuaförün önünden bile geçmek istemiyorum. HTV Turkiye’deki televizyon programı çekimleri için de bazen bütün gün makyajlı geziyordum, üst üste çekimler oluyordu. Ben çok seviniyorum aslında. Adada 3 ay boyunca saçlarım dinlenmiş olacak, makyaj yapmayacağım için cildim dinlenmiş olacak.

Giderken “Şunda aklım kaldı” dediğin...

Çocuklarım. Yani kedim ve köpeğim. Annem geldi o bakıyor onlara yoksa bırakamazdım. Geçen yıl ikisi de doğurdu, bir ara evde 11 tane hayvan vardı. Büyütüp verdik yavruları. Ama onları çok özleyeceğim.

Hayvanları çok seviyorsun belli ki!

Zaten hayvanları sevmeyenleri anlayamıyorum. Daha önce barınaktan köpek alıp bakmıştım. Çok düşkünüz ailece. Kuzenim barınaktan 2 köpek aldı bakıyor, biri 3 bacaklı. Çok seviyorum onları. Barınakta gönüllü olarak çalışıyoruz zaman zaman, ihtiyaçları olan malzemeleri toparlayıp gidiyoruz. Kışın kediler için barınaklar yapıp koyuyorduk sokağa. Yazın da mutlaka su koyarım gölgelere.

Biraz önce doğa insanıyım dedin. Çok deneyimin oldu mu?

Bayılırım dağ tepe dolaşmaya. Abim doğa yürüyüşlerini çok severdi. Ben de onlara katılıyordum. Babamla çok gezdim, çadır da kurduk. Böceklerden tiksinmem, fareden korkmam. Vahşi hayvanlardan da korkmam. Yılanları severim. Orada çok fare varmış, fareyi kimse sevmez ama korkum yok. Minicikler zaten. İki ay önce Afrika’ya safariye gittim. Gergedan hariç görmediğim hiçbir hayvan kalmadı. Normalde sabah gidilir, akşam dönülür. Biz safari alanında kamp yaptık. Survivor öncesi pratik yaptım diyorum zaten.

Peki ileride ne yapmak istiyorsun?

Mankenlik de bir yere kadar. Endüstri ürünleri tasarımını bitirdim. Herkes beni manken olarak biliyor ama şu anda bir firmaya bağlı olarak mesleğimi serbest yapıyorum. Yat tasarımı yapıyorum. Bu bölümü özellikle seçtim. Denizle ilgili bir şeyler yapmak istiyordum, tekne tasarlamak istiyordum. Tersaneleri gezmeye bayılırdım, çizimlere bakardım. Araba çizmeyi çok seviyordum. Bu nedenle bölümümü çok severek okudum. İleride kendi işimi kurmak istiyorum, en büyük hayalim tasarım ofisi açmak.

Aslında erkek işi diye bilinir.

Evet tam bir erkek işi. Bazen diyorum “Ben erkek doğmalıymışım!” Tuzla’da staj yapıyordum. Tersanede iki kadındık. Hatta bazı tersanelerde kadınlar tuvaleti bile yok. Bu sırf erkek üzerine kurulu bir alan. Beni görünce “Ne işi var burada” diye düşündüklerini hissediyordum ama çizimlerimi görünce bakış açıları değişiyordu.

Peki ne alaka güzellik yarışması ve mankenlik?

Aslında Miss Turkey’e öylesine katıldım. Kamptaki kızların çoğu İstanbul’da mankenlik ve modellik yapıyordu. Ben onların yanında yürümesini bile bilmiyordum. Benim için çok sürpriz oldu, kazanacağımı bilerek gitmemiştim. O kadar iyi derece alacağımı tahmin etmemiştim yani. Sonra modelliği çok sevdim.

Kolay iş değil galiba?

Doğru, dışarıdan bakınca herkese kolaymış gibi geliyor. İnsanlar zannediyor ki biz podyumda 10 dakika yürüyüp geri dönüyoruz. Akşam 10’da olacak defile için sabah 9’da provaya gidiyoruz ve 12 saat prova yapıyoruz. Hasta olsan da, karnın ağrısa da işini yapmak zorundasın. Bir keresinde defile öncesinde ayağımda enfeksiyon oldu. Korkunç bir ağrı vardı. Üzerine her bastığımda canım yanıyordu ama kendimi zorlayarak defileyi tamamladım.

Afacan bir çocuktun sanırım?

Hiç yerimde duramazdım. Yazları da sudan çıkmazdım, yüzmeyi çok severim. Hatta bir fotoğrafım var baktıkça çok gülüyorum. 9 yaşındayım, üçgen vücut, bacaklar çırpı gibi incecik, karın kaslarım görünüyor. Yani büyük bir yüzücü vücudunu alıp küçültmüşsünüz ve üstüne de benim başımı koymuşsunuz gibi bir fotoğraf.

Nasıl hazırlıklar yaptın?

Evde denemeler yaptım. Az malzemeyle nasıl yemek yapılır diye. Mesela un ve suyla neler yapabilirim diye. İçine hindistan cevizi sütü koyunca muhallebimsi bir şey oluyor. Barınak nasıl yapılır diye de internetten araştırdım. Hatta yapım aşamasında videolarına bile baktım.

(18.03.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder