Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM yeni dönem açılış töreninde

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM yeni dönem açılış töreninde

TBMM Genel Kurulu, 27. Dönem 4. Yasama Yılı özel gündem ile toplandı. Yeni yasama yılının açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptı.

01 Ekim 2020, Perşembe 14:25 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yasama yılı açılışı dolayısıyla geldiği mecliste TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Onur Kıtası'nı selamlayan Erdoğan, daha sonra Genel Kurul Salonu'na geçti.   

Erdoğan şu sıralarda ise Genel Kurul'da 27. Dönem 4. Yasama Yılı açılış konuşmasını yapıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

TBMM’nin 27. Dönem 4 yasama yılının ülkemize hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum. Meclisimizin ilk başkanı ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ülkemizin gelişip kalkınmasında emekleri olan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Bu mücadelenin kıyamete kadar süreceğini bilerek daima hazırlıklı ve tedbirli olacağız. Ecdadın maddi ve manevi mirasını yaşatmaya önem veriyoruz.

Türkiye gerisinde kesintisiz 2 bin 200 yıl devlet geleneğine sahip dünyadaki nadir ülkelerden biridir.

Gücünü sömürgecilikten ve aç gözlülükten alan ülkelerle aynı yöntemi kullanamaz. Ülkemizin terörle mücadelesinde ve uluslararası alanda ülkemizin hakkaniyetini savunan milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum.

Herhangi bir meclis değildir

Bizim meclisimiz herhangi bir meclis değildir. Burası milli iradenin tecelligahı olmuş bir meclistir. Burası ülkemizin istiklal harbini yönetmiş gazi bir meclistir. Burası coğrafyamızdaki son sığınamız Türkiye’yi kuran Meclis’tir.

Nice darbelere ve darbe girişimlerine rağmen bu kutlu çatı daima temsilcisi olduğu milletin onurunu korumuştur.

Demokratik dönüşümler de hep TBMM tarafından gerçekleştirilmiştir. Özellikle 15 Temmuz gecesi bu meclisin kararlı duruşu dünya demokrasi tarihine geçmiştir.

Önümüzdeki dönemde Meclisimiz çok daha büyük başarılarla tarihi yazmayı sürdürecektir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Meclisimizin de kendi alanına yönelmesine imkan sağlamıştır. Eski alışkınlıklarla yeni bir sistemi yürütmenin zorluklarını her alanda yaşıyoruz.

Çıtayı sürekli yukarı taşıyoruz. Türkiye bu konuda da inşallah dünyaya örnek olacak başarılara imza atacaktır. Meclisimiz yeni dönemde bu konuda çok önemli çalışmalar yürüteceğine inanıyorum. Yeni dönemde buna katkı verecek her partiden vekillerimize şimdiden teşekkür ediyorum.

Türkiye'yi demokrasiye bedel ödemeden sahip olmuş bir ülke diye itham edenler, umarız 15 Temmuz gecesi bu bühtanlarından dolayı utanç duymuşlardır.

Milletimizin ve meclisimizin desteği ile karşımıza çıkan engelleri birer birer aşarak bugünlere geldik. Salgın döneminde Birleşmiş Milletler’den başlayarak mevcut küresel düzeni sağlayan kurumların hemen tamamı tıkanmıştır.

Bu çarpık düzenin aynı şekilde devam etme şansı kalmamıştır. Dünya 5’ten büyüktür ifademiz işte bu gerçeğin ispatıdır.

Dünyanın her köşesinin güvenliğe ihtiyacı var. Tüm insanların huzura ihtiyacı var. Kaynakların dünyanın adaletli bir şekilde dağılama ihtiyacı vardır. Dünyanın tüm güzelliklerinin korunmasına ihtiyacı vardır.

Karadeniz’de Kırım’ın işgali ile başlayan kriz her an yeniden yükselebilir. Dağlık Karabağ’ı işgal eden Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırısı ile başlayan çatışmalar bunun en somut örneğidir. Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanlarında olduğumuzu burada bir kez daha belirtmek istiyorum.

Özellikle Minsk üçlüsü denilen Amerika, Rusya, Fransa ve bunların 30 yıla yakın zamandır bu sorunu ihmal ettikleri için bugünlere yansıyan bu olumsuz durumun karşısında ateşkes arayışı içinde bulunmaları her şeyden önce kabul edilebilir bir şey değildir. Ha bir şey mi isteniyor o zaman işgalcilerin bu topraklardan çıkmaları gerekir ki burada bir çözüme ulaşılsın.

Netice alma zamanı

Trump, Putin, Macron’la görüştük ama netice yok. Azerbaycanlı kardeşlerimiz şu anda topraklarına dönecekleri günü bekliyor. Ona kimse yanaşmıyor. Önce bir bunu konuşalım hep oturdular konuştular ama bir netice yok işte şimdi netice almanın zamanı Azerbaycanlı kardeşlerimiz de şimdi kendi göbeğini kesmenin adımını attılar.

Bu bölgedeki kalıcı barışın yolu Ermenistan’ın işgal ettiği her karış Azerbaycan toprağından çekilmelerinden geçiyor.

Bu haydut devlete destek verenleri kendilerine insanlığın ortak vicdanı önünde hesap sorulacağı konusunda ikaz ediyorum.

Bu ülkelerin bir kısmı gerçekleri dile getirdiğimiz için bizi hedef alıyor. Unutulmamalıdır söz konusu ülkeler dün yoktu yarında olmayacak ama biz Allah’ın izniyle bu topraklarda olmaya devam edeceğiz.

Son dönemde terör tehdidi kaynağında kurutma planımız çerçevesinde Irak sınırındaki örgüt yuvalarını birer birer ortadan kaldırıyoruz. Bu fitne çukurlarını tamamen bitirene kadar operasyonlarımız sürecektir.

Suriye krizi bölgemizin en kanlı en acı meselesidir. Bölgede 10 yılına ulaşan Suriye krizinin her boyutu biz çok yakından ilgilendiriyor. Sınırın her iki yanında yaşayan halklar köklü bir geçmişi barınıyor. Türkiye’nin 40 yıllık terörle mücadelesinde de Suriye her zaman kritik bir noktada yer almıştır.

Her kim Türkiye’nin Suriye’de ne işi var diyorsa ya bölgeyi tarihi bilmiyordur ya da kafasında başka hesaplar yapıyordur. Türkiye sınırlarını güvenlik altına almak için her yolu ve yöntemi kullanmayı sürdürecektir. Sınırlarımızı terör örgütlerine ve onları maşa olarak kullananlara teslim etmedik etmeyeceğiz. Son teröristi de imha edene kadar harekatlarımızı sürdüreceğiz.

Suriyeli mültecilerin iaşe ibate ve barınması için ülkemize burası çok önemli 3 milyar avro artı 3 miyar avro sözü veren sonra 40 dereden su getirerek bunun çoğunun üstüne yatan yine Avrupa Birliği olmuştur.

Bugüne kadar 411 bin Suriyeli’nin gönüllü bir şekilde ülkelerine dönmesi ülkemizin doğru bir yolda olduğunu gösteriyor.

Doğu Akdeniz’deki gelişmeler Türkiye’nin denizlerde verdiği en önemli mücadeledir. Türkiye olarak Akdeniz’de çatışma gerilim haksızlık hukuksuzluk peşinde asla değiliz. Tek talebimiz ülkemizin haklarına hukukuna çıkarlarına saygı gösterilmesidir.

Akdeniz’deki anlaşmazlıkların hakkaniyet temelinde çözülmesi öncelikli hedefimizdir. Yunanistan’ın ve Rum kesiminin 2003 yılından beri ortaya koydukları tavır maalesef bu ilkenin çok uzağındadır.

Türkiye’nin önünde kendi politikalarını kararlılıkla hayata geçirme dışında bir seçenek kalmamıştır.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Corona virüs tedavisi gören Muhittin Böcek hakkında açıklama