Dünya edebiyatının en iyi 10 korku-gerilim kitabı

Hepimizin zamanının tamamını evde geçirdiği bu günlerde bol bol kitap ve film önerisine ihtiyacımız var. En iyi korku kitapları, en iyi gerilim kitapları ya da en iyi aşk romanlarını aradığımız bu hafta imdadınıza yetiştik. Sürükleyici olmalarıyla özellikle düzenli kitap okumayanların yardımına koşan korku ve gerilim kitapları evde geçirilen günler için ideali. Not defterinizi ve kaleminizi hazırlayın, en iyi korku ve gerilim kitapları alışveriş listeniz geliyor.

18 Nisan 2020, Cumartesi 11:14 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Hayvan Mezarlığı-Stephen King

Hayvan Mezarlığı-Stephen King

Bu eseri beyazperdeye de aktarıldı. Film, bütün dünyada yankılar yaratmaya devam ediyor. Dr. Louis Creed ve ailesi eski kızılderili mezarlığındaki ruhların gazabına uğramışlardı... Bunun elbette nedenleri olmalıydı!... King, okurlarını doğaüstü olaylarla bezenmiş heyecanların doruğuna götürüyor.

Dracula-Bram Stoker

Dracula-Bram Stoker

İrlandalı yazar Bram Stoker'ın Kazıklı Voyvoda Vlad Dracul'dan esinlenerek 100 yıl önce yazdığı Dracula; Vampir edebiyatının kuşkusuz en büyük klasiğidir.

Romanın başında tanıdığımız Jonathan Harker, olumlu dürüst geleneklere bağlı, ölçülü, bazı konularda utangaç kahramanımızdır. Victoria çağının tipik bir İngiliz kent soylusudur. Kimi zaman hazırlıksız, kimi zaman neredeyse saf pozitivist bir insandır. Batıl inançları olmayan, etrafında kümeleşen korkulardan, dehşetlerden etkilenmeyen biridir. Ama bu sadece işin başında olur. Borgo Geçiti'ni geçtikten sonra, Dracula'nın şatosuna varıp ve şatonun sahibi ile tanıştıktan sonra durum değişir; Çünkü Vampirler gerçekten de vardır.

Romanın kahramanları hukukçu Jonathan Harker, Mina, Lucy, Lord Godalming, Dr. Seward, Quincey P. Morris ve Vampir avcısı Van Helsing ile birlikte gotik dehşetin karanlık dünyasına doğru soluksuz bir yolculuğa hazır mısınız?...

Böcek-Richard Marsh

Böcek-Richard Marsh

Paul Lessingham, geleceği parlak bir politikacıdır. Ne var ki Mısır’dan gelen ve Kraliçe Viktoria’nın yasaklar şehri Londra’da sürekli biçim değiştirerek serbestçe dolaşan “Böcek”, Lessingham’ın kâbusu olacaktır. İsis’in müritlerine karşı işlenmiş bir suçun intikamını almaya gelen bu amansız yaratık kurbanlarını dehşete sürüklerken, hiç kimse güvende değildir.

Marsh’ın romanı, Stoker’ın Drakula’sı, George du Maurier’nin Trilby’si, Sax Rohmer’ın Fu Manchu dizisi gibi XIX. yüzyıl sonlarıyla XX. yüzyıl başlarına özgü sansasyonel yapıtlar arasında yer alıyor. Yine o yapıtlarda çok sık rastlanan bir teknikle, gerilim yaratmak amacıyla, hikâye farklı kişiler ağzından aktarılıyor. Böcek, hem bir korku romanının, hem bir aşk hikâyesinin, hem de bir dedektif romanının özelliklerini taşıyor.


Otranto Şatosu-Horace Walpole

Otranto Şatosu-Horace Walpole

"Gotik" terimini edebiyat alanında ilk kullanan kişi olarak bilinen Walpole, 1764'te kendi özel basımevinde hazırladığı Otranto Şatosu'nun toplumda nasıl karşılanacağını kestiremediği için, kitabı XVI. yüzyıldan kalma İtalyanca eski bir elyazmasının çevirisi olarak sundu. İlk baskının kapağında "Otranto Aziz Nicholas Kilisesi Kilise Heyeti Üyesi Onuphrio'nun yazdığı İtalyanca aslından William Marshal tarafından çevrilmiştir" ibaresi vardı. İkinci baskıdaysa ne çevirmen adı vardı, ne de yazar. Şöyle der Walpole bir mektubunda: "Uyandığımda o düşten anımsadığım tek şey, kendimi bir Orta Çağ şatosunda görmemdi (benim gibi kafası Gotik hikâyelerle dolu biri için bu mekân çok doğal sayılır); hayli yüksek bir merdivenin en tepesinde, tırabzanın üzerinde son derece büyük bir zırhlı el gördüm. O akşam oturdum ve ne söyleyeceğimi, ne anlatacağımı bilmeden yazmaya koyuldum. Yazdıkça hikâye gelişti, benim de hoşuma gitmeye başladı (üstelik politikadan başka bir şey düşünebildiğim için de çok seviniyordum); kısacası kendimi öylesine kaptırdım ki, kitabı iki aydan kısa sürede bitirdim."

Beyazlı Kadın-Wilkie Collins

Beyazlı Kadın-Wilkie Collins

Roman karakterlerinin çeşitli ruhsal durumlarını aktaran çarpıcı anlatım biçeminin ustası Wilkie Collins, bu ilk romanında gotik romanlardaki dehşeti gizemli İtalyan şatolarından, Victoria dönemi İngilteresi'nin daha modern, orta sınıf evlerine taşıdı. Gotik edebiyat çoğunlukla cinayet, delilik, iki eşlilik temalarına odaklanırken Beyazlı Kadın türü romanlar, dönemin kırsal malikânelerinde olabilecek bir takım kötü niyetli emelleri ve onlara bağlı olayları aktarır. Henry James, Collins'in yapıtlarını, "Mr. Collins, gizemlerin en gizemlisini, kapımızın eşiğindeki muammayı romana kattı," diye tanımlar. Charles Dickens'ın onu taklit eden bir roman yazmaya çalışmış olması da Wilkie Collins'in ve Beyazlı Kadın'ın değerini belirtmek için yeterli sayılabilir. Collins ise kendi tarzını, "evdeki tiyatronun sırları" olarak açıklar.

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'in Tuhaf Hikayesi-Robert Louis Stevenson

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'in Tuhaf Hikayesi-Robert Louis Stevenson

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde, insan varoluşundaki tezat yönlerin hissedilmeye başlandığı, ancak toplumun katı ahlaki kalıplarının birini yücelttiği, ötekini iğrenç ve suçlu kıldığı bir dönemde, çift yönlülük üzerine yazılmış, modern bir mit haline gelmiş bir hikâyenin kahramanıdır.

19. yüzyılın sonlarına doğru, edebiyatla uğraşanların neredeyse doktorlardan daha fazla farkına vardığı benliğin çetrefil yanlarına dair bu klasik Stevenson metni, defalarca aslına sadık olarak ya da çeşitlemeleriyle filme de aktarılmış, karakterinin çift yönlülüğü ezoterik hallerden eşcinselliğe, cinai hallerden esrikliğe kadar farklı biçimlerde yorumlanmıştır.

 Frankenstein-Mary Shelley

Frankenstein-Mary Shelley

“Bilinen en eski bilim kurgu/ korku romanlarından biri olan bu romanda Dr. Frankenstein bilimin ona sunduklarıyla önce lider sonra yaratıcı rolüne bürünerek ölümsüzlüğü elde etmenin kör arzusuyla çalışmalar yapmaktadır. Yaratıcılığın mükemmelliğine doğru ulaşmaya çabalarken aslında nasıl trajik bir yolda ilerlediğini fark etmeyen sıra dışı zekâlı bir doktorun çevresine, yarattığına (!) ve kendisine verdiği zararı görebilecek midir?


18. yüzyılda kaleme alınan, gotik edebiyatın ve korku türünün gözde örneklerinden birisi olan Frankenstein, sadece bir yatatığın bilim kurgusal hikayesini anlatmakla kalmaz, aynı zamanda eleştirel bir dile sahip felsefi metin olarak da okunabilir.

Kuyu ve Sarkaç-Edgar Allan Poe

Kuyu ve Sarkaç-Edgar Allan Poe

Kurgu öykülerin usta ismi olan Edgar Allan Poe, ürettiği eserlerle edebiyat tarihine şüphesiz damga vurmuş bir isim. Gotik edebiyatın usta kalemi olarak anılıyor olsa da onu tek bir türle bağdaştırmak olanaksız. Poe’nun korku öykülerini daha önce benzerine rastlanmamış şekilde kaleme almış oluşu ne denli önemliyse yazdıklarıy­la polisiye, bilimkurgu ve fantastik gibi türlere ilham kaynağı oluşu da en az onun kadar önemlidir.

Yazdığı kurgu öyküleri, yazanın adına bakmaksızın Poe’nun yazdığını anlayabilece­ğiniz bir dizi öyküyü okuyabileceğiniz Kuyu ve Sarkaç, yazarın gizemli dünyasının içinde bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Ölüm Oyunu-Koushun Takami

Ölüm Oyunu-Koushun Takami

Varoluş ile vicdanın mücadelesi: Bir adaya hapsedilmiş 21 kız ve 21 erkek öğrenci. Şiddet dolu, kâbus gibi bir oyun. Onlarca silah, psikolojik bir savaş ve tek bir kazanan… Totaliter Büyük Doğu Asya Cumhuriyeti, halkı baskı altında tutmak için her sene acımasız bir askerî program düzenlemektedir. Bu doğrultuda ıssız bir adaya götürülen lise öğrencilerine rastgele silahlar verilmekte ve kuralları çiğnediklerinde patlayan tasmalarla, geriye tek kişi kalana kadar birbirleriyle mücadele etmeleri beklenmektedir…


Modern Japon edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden sayılan ve aman vermez günümüz dünyasında hayatta kalmanın anlamına dair çok güçlü bir alegori olan Ölüm Oyunu, şiddet kavramını baş döndürücü bir gerilimle işliyor.

Sicilya'da Bir Aşk Hikayesi-Ann Radcliffe

Sicilya'da Bir Aşk Hikayesi-Ann Radcliffe

Sicilya'nın ıssız kıyılarında, benzersiz bir doğa manzarasının ortasındaki muhteşem bir şato, karanlık sırların yatağı olabilir mi? Sicilya'da Bir Aşk Hikâyesi, sakin ve durgun görünen hayatları apansız bir çalkantıyla bulandırıyor. Şatonun dolambaçlı koridorlarında, insanı bir kez kendine çektikten sonra girdabından dışarı bırakmayan, kaynağı belirsiz bir korkuyu, günlük hayata istikrarla sızan bir psikolojik dehşete dönüştürüyor.

Ann Radcliffe'in erken dönem yapıtlarından Sicilya'da Bir Aşk Hikâyesi, gotik romanı romantik unsurlarla besleyen yetkin bir örnek. Radcliffe dehşetin anlatımını kendine özgü lirik bir üsluba bağlarken, korkuya da sıcak, çekici bir yön kazandırıyor: Haz ile dehşet arasındaki her an kopmaya hazır o ince çizgi ortadan kalkıyor.

Sicilya'da Bir Aşk Hikâyesi, XVIII. yüzyıldan günümüze gotik adını alan korku ve dehşet edebiyatının klasiklerinden biri.


Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Coğrafi işaretli şimşir tarağı ustaların elinde geleceğe taşınıyor