Dünyada karalar ve denizler yer değiştirseydi ne olurdu?

Çok sık duyduğumuz bir bilgi var: Dünyanın 4'te 3'ü sudur. Bu neredeyse doğru. Son verilere göre dünyanın yüzde 71'i su, yüzde 29'u ise karadan oluşuyor. Peki ya tam tersi olsaydı? Bu varsayımla düşünmeye çalışalım.

03 Eylül 2019, Salı 12:08
A A
Sıcaklık dengesi

Sıcaklık dengesi

Dünyanın büyük kısmının suyla kaplı olması ne işe yarıyor, önce bunu anlamak lazım. Nehirler, denizler ve okyanuslar kendi sıcaklıklarında büyük bir artış göstermeden ısıyı emerler. Büyük su birikintilerinin bu meziyeti de dünyanın sıcaklığı için büyük önem taşır. Çünkü havanın yaşanılabilir derecede serin olması buna bağlı.

Okyanus, deniz ve nehirlerden buharlaşan sular da yine sıcaklık dengesini sağlayan faktörlerden biri.

Peki su ve toprak miktarları yer değiştirseydi ne olurdu? Öncelikle dünyada inanılmaz bir sıcaklık artışı yaşanır, kuraklık maksimum seviyeye çıkardı. Karaların geç ısınıp geç soğumasından ötürü müthiş bir dengesizlik yaşanırdı.

Oksijen miktarı

Oksijen miktarı

Ormanları ve yeşillik alanları dünyanın akciğeri olarak adlandırıyoruz. Temiz hava ve oksijen kaynağı olarak onları korumak istiyoruz, ki öyle de yapmalıyız. Fakat atmosferdeki oksijenin yüzde 70'i deniz bitkilerinden sağlanıyor.

Eğer denizler ve okyanuslar dünyanın yüzde 71'ini değil de yüzde 29'unu kaplasaydı deniz bitkileri de aynı oranda azalacak ve atmosferdeki oksijen oranı hayati derecede düşecekti.

Büyük su birikintileri aynı zamanda 'dünyanın lavabosu' görevini görerek atmosferdeki karbon dioksiti de emer. Yani oksijeni arttırırken karbon dioksiti azaltır. Eğer durum tam tersi olsaydı bir sera gazı olan karbon dioksit küresel ısınma hızını çok ama çok arttıracaktı.

Hayvan çeşitliliği

Hayvan çeşitliliği

Karaların ve denizlerin yer değiştirmesi dünyadaki hayvan türlerini de etkilerdi. Sıcaklık sert şekilde artacağı, oksijen miktarı azalacağı, karbondioksit artacağı ve bitkiler büyük ölçüde yok olacağı için gezegende yaşam da zorlaşacaktı.

Hem hayvanlar hem de bitkiler hayatta kalabilmek için büyük değişimler geçirecek, birçoğu değişime ayak uyduramadan yok olacaktı. Bitkilerin azalması nedeniyle otçul hayvanlar etçillere göre daha büyük tehlike yaşayacaktı. Aynı zamanda soğukkanlı hayvanlar (balıklar, yılanlar, kaplumbağalar, kertenkeleler vb.), sıcakkanlı hayvanlara ve insan ırkına göre daha kolay hayatta kalabilecekti. Soğukkanlı hayvanlar, dokularına yeteri kadar oksijen gelmediği için vücut ısılarına kontrol edemiyorlar. Bu da sıcaklık değişimlerine daha kolay uyum sağlamalarını sağlar.

Kara taşımacılığı

Kara taşımacılığı

Kara parçaları, aralarında kesinti olmadan birbirlerine bağlanacağı için karı taşımacılığı daha kolay yapılır, kara yolculuklarının süresi de uzardı.

Deniz taşımacılığı ise oldukça az kullanılırdı. Bu da su ürünleri ihracatı yapan, liman kenti olan birçok bölgeyi zarara uğratırdı. Dünyadaki ekonomik düzen değişmiş olurdu.


Kara üstündeki en yüksek nokta olan Everest Dağı ise 8 bin 848 metrelik yüksekliğiyle dünyanın en yüksek noktası olma unvanını Hawaii'deki 'Mauna Kea Dağı'na kaptırırdı.

Çünkü Mauna Kea'nın büyük kısmı sular altında. Eğer su üstünde olduğunu hesaba katarsak ortalama yüksekliği 10 bin metreyi aşıyor.

İnsanlık

İnsanlık

Su, bütün canlıların yaşam kaynağı. Suyun yüzde 71'den yüzde 29'a düşmesi demek ülkelerin suyu kontrol etmesi anlamına gelecekti. Hatta bu kontrolün savaşa dönmesi kaçınılmaz olurdu.


posta.com.tr/özel haber

Sıradaki haber yükleniyor...