En çok neyi erteliyoruz?

Yapmanız gereken şeyleri sürekli erteliyor musunuz? Sorumluluklarınızı yerine getirmekte zorlanıyor musunuz? Acaba bunun altında yatan psikolojik bir neden mi var? Uzman Klinik Psikolog Elif Kandaz, gündelik hayatta sıkça karşılaştığımız erteleme davranışına ilişkin değerlendirmede bulundu.

09 Temmuz 2019, Salı 09:32
A A
En çok neyi erteliyoruz?

Erteleme ya da geciktirme davranışı olarak tanımlanan davranış, akademik hayattan iş hayatına kadar yaşamın her alanını olumsuz etkiliyor. Uzmanlara göre en çok sınavlar, ödevler gibi akademik konuda erteleme davranışında bulunuyoruz. Rutin işler, karar verme ve kompulsif erteleme de diğer yaygın erteleme davranışında bulunduğumuz alanlar. Peki ertelememek için ne yapmamız gerekiyor?

KENDİNİ DENETLEME EKSİKLİĞİ

Erteleme davranışının kendini denetleme ve düzenleme performansının eksikliği sonucu ortaya çıktığını belirten Uzman Klinik Psikolog Elif Kandaz, şunları söyledi: “Psikoloji literatüründe erteleme davranışının birçok tanımı olmakla birlikte birleşilen noktanın ‘geciktirmek’ olduğunu söyleyebiliriz. Kendini denetleme ve düzenleme performansının eksikliği ile birlikte öncelikli bir işin sonraya bırakılması sonucunda ulaşılmak istenen gerekli hedefe erişimin geciktirilmesi olarak tanımlamak doğru olur. Erteleme durumlarında genel olarak önem ve önceliği daha az olan bir iş, önem ve önceliği daha fazla olan bir işten önce yapılır. Buna ek olarak, erteleme davranışının düşünce ve duygusal boyutlarının olduğu bilinmektedir.”

EN ÇOK GÖRÜLENİ; AKADEMİK ERTELEME

Erteleme davranışının dört ana başlıkta toplanabileceğini belirten Elif Kandaz, “En çok gördüğümüz tür; sınavlara çalışmayla birlikte ödevleri bitirme gibi akademik görevlerin yapılmaması veya son dakika da yapılmaya çalışılması olarak bilinen ‘akademik erteleme’dir. Bir diğeri günlük işleri organize etme ve zamanında başlayıp bitirebilmede güçlük yaşanan ‘rutin işlerde erteleme’, yine en zor türlerinden biri olarak değerlendirebileceğimiz, çatışmalı durumlarda veya birden fazla seçenek karşısında kararsız kalınarak ‘karar vermeyi erteleme’ şeklindedir. Son olarak, karar verme ile birlikte yapılması gereken işleri geciktirmeyi kapsayan ‘kompulsif erteleme’ türüdür” dedi.

YAPILMASI GEREKENLER NEDEN ERTELENİR?

Bireylerin yapması gereken işleri ertelemesinin pek çok farklı nedeni olabileceğini belirten Elif Kandaz, bu sebepleri şöyle sıraladı:

  • Yapılması gereken işten hoşnut olmama
  • Tembellik
  • Sınav kaygısı
  • Kendini denetleme yetersizliği
  • Eleştirilme ya da onaylanmama korkusu
  • Öğrenilmiş çaresizlik
  • Mükemmeliyetçi kişilik özellikleri
  • Başarısız olma korkusu

OLUMLU VE OLUMSUZ DUYGULARA YOL AÇABİLİR

Erteleme davranışının kişide olumlu ve olumsuz duygulara yol açabileceğini belirten Uzman Klinik Psikolog Elif Kandaz, “Erteleme davranışı göstermenin yararlı olabildiğini belirten çalışmalar vardır. Buna göre; özellikle gerekli ancak yapılmaktan hoşnut olunmayan işlerin daha sonraya bırakılmasıyla yapmaktan keyif alınan bir işin yapılması daha mantıklı bulunmakla birlikte kişilerin kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayabilir. Bir araştırmada, erteleyen bireylerin, keyifsiz bir işten kaçınarak daha keyifli aktiviteler yapmaları nedeniyle olumsuz duygularından söz etmedikleri saptanmıştır. Örneğin bazı öğrenciler zaman baskısı altındayken daha başarılı olduklarını buna bağlı olarak da ders çalışmayı erteleme davranışını sergilediklerini belirtmişlerdir. Buradan bakıldığında, ertelemenin kısa vadede olumlu duyguları ortaya çıkarttığı görülmekle birlikte, sınava çalışmak yerine arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirmenin her zaman da olumlu etkisi olmadığını söyleyebiliriz” dedi.

ERTELEME DAVRANIŞI, YETERSİZLİK VE SUÇLULUK HİSSETTİREBİLİR

Öte yandan ertelemenin kişi üzerinde olumsuz duyguları da açığa çıkarttığını gösteren çalışmalar olduğunu belirten Elif Kandaz, “Erteleyen kişiler depresif, çaresiz, hüzünlü, öfkeli hissederler ve kendi kendilerini hayal kırıklığına uğratırlar. Kişiler erteleme davranışlarını fark ettiklerinde yetersizlik ve suçluluk hisleri, kendini kabul etmeme, utanma, sahtekârlık, gerginlik ve endişe yaşarlar” diye konuştu.

KAYGISI YÜKSEK KİŞİLER DAHA ÇOK ERTELEYEBİLİR

Olumsuz etkiler bırakmasına rağmen kişilerin erteleme davranışına bilinçli bir şekilde karar verdiklerini söyleyen araştırmalar bulunduğunu da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Elif Kandaz, şunları söyledi: “Buradan yola çıkarak, mükemmelliyetçi kişilik özellikleriyle akılcı diğer bir deyişle mantıklı olmayan düşünce stilleri erteleme davranışını çoğunlukla besleyen özelliklerdir. Erteleme davranışının tabiatında, kişinin kırılgan olan kendine saygısını koruma amacı vardır. Benlik saygısı ya da kendine güveni düşük olan kişiler daha az çaba harcamakla beraber görevleri daha çabucak bırakabilir. Bireyin, belirli zaman diliminde başlayıp bitirmesi gereken işe başlayamaması gibi sürdürememesi hatta bitirememesi eşlik eden kaygı ve sıkıntı hissiyle ilişkilendirilmiştir. Kaygısı yüksek olan kişiler, daha fazla kaçınma davranışında bulundukları için daha çok erteleyeceklerdir. Bir başka neden olarak da kişinin yetersiz olduğuna dair inancının sebep olduğu söylenebilir. Yeni bir konuda girişimde bulunmak için bireysel nedenler, bireyin sahip olduğu yeteneği ve çabasıyla ilişkili başarı beklentisinin sonuçları erteleme davranışını etkiler. Motivasyon ve yeteneğin yeterli düzeyde var olması, öz-yeterliği ortaya çıkarır ve bireye bir işe başlamasıyla sürdürmesinde destek olacaktır” dedi.

BU ÖNERİLERE KULAK VERİN

Uzman Klinik Psikolog Elif Kandaz, erteleme davranışıyla başa çıkmak için tavsiyelerini şöyle sıraladı:

  1. Yapılacaklar listesinin oluşturulması ve “bugün bitirilecek işler – bugün başlanılacak işler – keyfe keder işler” şeklinde kategorilere ayrılması. Her kategorinin altına o kategoriye uygun listenin yapılıp bitirildiğinde ilgili maddenin yanına işaret konulması.
  2. Bir işin bitirilmesini sağlama motivasyonu için; o işin o anda yapılmasının uzun ve kısa vadede ki sonuçlarının avantaj ve dezavantajlarının sıralanması.
  3. Ertelemeye neden olan düşünce kalıplarının doğruluğuna ve doğru olmadığına dair kanıtların bulunması.


Sıradaki haber yükleniyor...