Enis Arıkan: 'Camdaki Kız'ın ilk çekiminden sonra iki gün yataklara düştüm. Kendime travma yaşattım

Enis Arıkan: 'Camdaki Kız'ın ilk çekiminden sonra iki gün yataklara düştüm. Kendime travma yaşattım

Yıllarca tiyatro yaptı, ödüllü bir oyuncu ama son dönemde o kadar komedi yönüyle öne çıktı ki ‘Camdaki Kız’da hayat verdiği Muzaffer, namıdiğer ‘Kambur Muzo’ karakteri herkesi şaşırttı. Son dönemin en ilgi gören isimlerinden biri. Her an her yerde. Ama o, bu ilginin şımarıklığını hiç yaşamadığını söylüyor. Enis Arıkan ile hem yeni rolünü hem kendi dünyasını konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

01 Mayıs 2021, Cumartesi 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ne zaman, komedi yönü ağır basan biriyle tanışsam, büyük bir ciddiyet ve kalın bir ses tonuyla “Merhaba” diye giriyor söze. Buraya gelirken “Acaba aynı şeyle mi karşılaşacağım?” diye düşündüm…

Yok ben hiç öyle değilim. (Gülüyor) Beni de bazen ‘soğuk nevale’ gibi algılayan oluyor tabii, neticede her anımız bir olmuyor ama ben genellikle günlük hayatta da eğlenceli ve rahat bir tipim.

Siz hep dersi kaynatıp sınıftan atılan ‘o çocuk’ muydunuz peki? Komediye yatkınlığınızı nasıl keşfettiniz?

Lise birinci sınıfta, okul tiyatrosunda ‘Evcilik Oyunu’ diye bir oyunda başrol oynamıştım. Ondan sonra “Bende bir şeyler var galiba, bunun üzerine gideyim” dedim. Hocalarım da benzer şeyler söylemişti.

Nasıl bir öğrenciydiniz?

Asla ders dinlemeyen, hep konuşan, zibidilik yapan bir öğrenciydim (Gülüyor).

PARAYI ÖNEMSİYORUM ÇÜNKÜ ETRAFIMDA KİMSENİN SIKINTI ÇEKMESİNİ İSTEMİYORUM

Çocukken bugün olduğunuz yerden daha fazlasını hayal ettiğinizi söylemişsiniz…

Daha fazlasından kastım; herkes beni tanısın, daha meşhur olayım gibi şeyler değil asla. Belki bir şeylere geç ulaştığım için de olabilir. Ben, 17 yaşımda bu hayalleri kurmaya başladım ama 33’ümde bunlara ulaştım. Ama daha fazla sinema filmi yapmak, daha güzel işlerin içinde yer almak isterim.

Tanınmak, itibar, ilgi, para… Bunların önem sırası nasıl?

Ben, iyi insan olmak için yaşıyorum. Aman kalp kırmayalım, kimseyi üzmeyelim… Yoksa itibar, ün… Bunlara da değersiz demem ama benim için insanlar tarafından sevilmek en önemli şey galiba.

Parayı ne kadar önemsiyorsunuz?

Çok önemsiyorum ama şöyle; tüm sevdiklerime yardım etmek istiyorum. Etrafımda kimsenin sıkıntı çekmesini istemiyorum. Bu kadar çalışmanın sebebi ailem olabilir. Belki babasız olmanın da etkisi olabilir. Yakın çevremle ilgili “Benim varsa onların da olsun” gibi bir hırsım var.

Babanızı ne zaman kaybettiniz?

2004’te, bir gece kalp krizinden, çok erken yaşta kaybettim babacığımı. O korunma duygusunun başımızdan gitmesi bizi ailece çok yıprattı ama o kadar güçlü bir aileydik ki annem, kız kardeşim ve ben birbirimize sarılıp her şeyin üstesinden geldik.

BANA KALSA HİÇ KOMEDİ OYNAMAM, KOMEDİ İZLEMEYİ DE SEVMEM   

Camdaki Kız’a etkili bir giriş yaptınız. Muzaffer’i gizemli hatta biraz karanlık buldum…

Aslına bakarsan beni de Muzaffer’in o karanlık tarafı cezbetti. Yıllarca tiyatro yaptım, dram oynadım ama son yıllarda işin o kadar komedi tarafındaydım ki o yanım unutuldu. Böyle bir karakter üzerine çalışmayı çok özlemişim. O karanlık karakteri deşip, tüm özelliklerini gösterme fikri beni çok heyecanlandırdı.

Muzo’nun aile bireyleriyle arasında ciddi bir mesafe var. Gerçek hayatta yakınlarınızın size böyle yaklaşması ne hissettirir?  

Muzo, tüm ailenin işlerini yönetiyor, evin beyni gibi. Ama 30 yıldır o garip bakışlara maruz kalmamak için odasından çıkmamayı tercih ediyor. Sanırım ben de onun gibi kendi içime kapanır, araya büyük bir mesafe koyardım. 

Hangisini oynamak daha keyifli oyuncu açısından; komedi mi dram mı?

Bana kalsa hiç komedi oynamam. Beni dramatik her işin içine koy, mutluluktan geberirim. (Gülüyor) Bu yanımı ben de çözemedim ama zaten ben izleyici olarak da komedi izlemeyi hiç sevmem.

Ben sizin, starlık kavramını yeniden yorumladığınızı düşünüyorum.  Hem her an ulaşılır görünüp hem bir o kadar yerini yukarıda konumlandırmak nasıl bir şey?

Bunun için en küçük strateji gütmedim inan. Çok dalga geçerek gelişti.  Her yerde şakasına “Ben starım, benimle konuşurken haddinizi bilin” derdim. Normalde bu insanlara antipatik gelebilir. Ama benim samimiyetim o kadar doğru geçti ki insanlara… Düşün; Instagram’da story çekerken hep bir zibidilik peşindeyim. (Gülüyor) Ama orada en küçük rol kesmediğimi görüyorlar.

“Yakışıklı ifadesini duymayalı epey oldu” demişsiniz. Ben sizi yakışıklı buluyorum. Siz kendinizi yakışıklı ve seksi buluyor musunuz?

Evet hiç demiyorlar Oya. (Gülüyor) Teşekkür ederim… Eskiden kendimi çok beğenir ve kendime özenirdim. Saçlarımı düzeltmeden story koymazdım ama yaşım ilerledikçe saldım. Bir de o kadar çok “Aman ne sempatiksin, ağzını yerim” gibi cümlelerin içinde boğuldum ki… Bıraktım ipin ucunu…

Aslında tam tersi, “Zaten ne yapsam ilgi görüyorum” hissi olabilir mi?

Keşke öyle olsa… Hiç öyle egolarım yok inan!  

EVİN İÇİNDE AĞLAYA AĞLAYA GEZİYORUZ OYUNCU KOÇUMLA

Şu an deli gibi ilgi görüyorsunuz. “Bunun farkında değilim” demeyin şimdi…

Bak sana şöyle anlatayım kendimi; yaptığım her işte o kadar çocuk gibi, sıfırdan başlıyormuşum heyecanı duyuyorum ki… “Şu an neredeyim? Bana neler verildi?” aklımın ucundan geçmiyor. Hiç onların şımarıklığını yaşayamıyorum. Yakınlarım, menajerim çok iyi bilir. Bir işe başlayınca günlerce uyuyamam.

Ciddi olamazsınız…

Çok ciddiyim. “Yapabilecek miyim? Kıvırabilecek miyim?” diye ömrünü çürütürüm yanımdakilerin. ‘Camdaki Kız’ın ilk çekiminden sonra iki gün yataklara düştüm. Öyle duvarlara baktım. İlk bölümün yayınlandığı gün, izlememek için direkt uyudum. Bu yüzden şımarmaya hiç vaktim olmuyor. Resmen travma yaşatıyorum kendime. Evin içinde ağlaya ağlaya geziyoruz oyuncu koçumla. (Gülüyor)

Göründüğünüz kadar rahat biri değilsiniz sanırım…

Hiç değilim. Sosyal medyada bile aslında ağzımdan çıkan her söze dikkat ediyorum. Çok mutsuz bir dünyada yaşıyoruz. Herkes çok kırılgan, ben zaten her şeyden nem kapan biriyim. Birini kırdığımı fark etsem üç gün uyuyamam. Öyle söyleyeyim sana.

AŞK SEKTÖRÜ BİTTİ, EN SON ÇOCUKLUĞUMDAN HATIRLADIĞIM BİR HİS

Hayattaki en büyük şansınız ne?

Çok güçlü bir annenin çocuğu olmak.

Aşkı nasıl tanımlarsınız?

En son çocukken yaşadığım bir şey… Aşk sektörü gerçekten kapandı. (Gülüyor) Çook uzun zamandır, birini görüp de dengemin bozulduğunu hatırlamıyorum.  

Hayatınızda biri varken kıskanç ve arıza bir sevgiliye dönüştüğünüz olur mu?

Asla! Benimle kavga etmek çok zordur. Bu konuda sinir bozucu bir tipim. Kavgaya, çatışmaya anlam veremem. Bu yüzden bazıları zor bulabilir ama bana sorarsan da ben dünyanın en kolay insanıyım.

Sıkılınca ne yaparsınız?

Bu ara Covid testimi yaptırdıysam koşa koşa anneme gidiyorum. “Hadi beni sev” diye anamın kucağına yatıp bütün gece sırtımı kaşıtıyorum. (Gülüyor) En huzurlu olduğum yer.

Birlikte fotoğrafınızın olmasını en çok isteyeceğiniz iki star?

Türkiye’den Ajda Pekkan, dünyadan da Meryl Streep.

“Sır değil ama şu ana kadar hiçbir yerde söylemedim” dediğiniz bir şey?  

Babamı kaybettikten sonraki süreçte annem ve kız kardeşimle yaşadığımız süreci film yapmak istiyorum. Ben oynamam büyük ihtimal ama senaryosunu kendim yazıp o günlerin filmini yapacağım. 

Fotoğraflar: Ozan GÜZELCE

Sıradaki haber yükleniyor...
holder