Esra Ezmeci: Televizyona çıkan kişi terapiye daha hızlı yanıt veriyor

Ekranlarda alışık olmadığımız bir formatla karşı karşıyayız. Psikolog Esra Ezmeci kendi isteğiyle terapiye başvuran kişilerin evlerine konuk oluyor ve ihtiyacı olan kişilere terapi uyguluyor. Biz de televizyon ekranlarında o kişinin psikoterapi yolculuğuna tanık oluyoruz. Program bununla da kalmıyor, temel ihtiyaçlarınızda var olan eksiklikleri de gideriyor. Özetle başvuran kişiye her anlamda ''Yalnız değilsiniz'' diyor

19 Mayıs 2019, Pazar 08:00 Son Güncelleme:
A A
Esra Ezmeci: Televizyona çıkan kişi terapiye daha hızlı yanıt veriyor

● ‘Esra Ezmeci ile Yalnız Değilsiniz’ Teve2’de başladı. Hayırlı olsun…

Teşekkür ederim, çok güzel gidiyor her şey. Bu hafta dördüncü haftamız olacak. Program insanlara oldukça farklı geldi. Harika geri dönüşler alıyoruz.

● Ekranda görmeye alışık olmadığımız bir formatla karşımızdasınız. Psikolojik sorunları olan insanların evlerine gidip onlara terapi uyguluyorsunuz...

Bu, bana ait bir format. Ben sosyal medyamı da çok etkin kullanıyorum. O yüzden terapi imkanı olmayan pek çok insan bana sosyal medyadan yazıyordu. Çünkü maalesef psikoterapi hala ülkemizde bir lüks. Maddi imkanları bir yana koyun, aynı zamanda utanılacak bir durum olarak algılanıyor. İşin bir de ‘deli’ diye etiketlenme boyutu var.

● İnsanların bireysel olarak terapiye gitmesi bile zorken bunun bir de ekranda olması onların daha çekineceği bir durum değil mi?

Başta ben de öyle düşünmüştüm. Zor olur zannediyorduk ama aksine insanlardan o kadar talep var ki inanamazsınız. Çünkü psikoloji insanlara çok soyut geliyor. Bu da şundan kaynaklanıyor: Bir tansiyon hastasıysanız bunun çok belirli bir tedavisi vardır, ilacı vardır. Ama psikoterapi çok başka bir alan. Çekindikleri noktalardan biri de bu aslında.

● Sandığınızdan kolay ilerlemesinin, insanların bu denli ilgi göstermesinin sizin yaklaşımınızla da ilgisi olabilir mi?

Bence kesinlikle var. Benim insanı rahatlatan ve güven veren bir yapım var. Ama birini ikna çabasına girerek terapi yapmayı hiç tercih etmem. Bunu karşıdakinin istiyor olması gerekiyor. Öbür türlü sonradan tepkisel bir duruma dönüşebilir ve uzun vadede kişiye faydadan çok zararı dokunabilir. O yüzden kişinin terapiyi istiyor olması çok önemli.

ÖZEL İHTİYAÇLARINA DA ÇÖZÜM BULUYORUZ

● Tam olarak nasıl bir yol izliyorsunuz peki?

O tamamen başvurana ve onun psikolojisine göre değişiyor. Mesela bir kişi depresyonda olabilir. Depresyon demek her şeyden önce o insanın kişisel bakımını bırakmış olduğu anlamına geliyor. Böyle bir durumda biz öncelikli olarak onun kişisel bakımını tekrar kazanmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bunun için bazen fiziksel dokunuşlar da gerekiyor.

● Ne gibi?

Mesela alnının ortasında bir kızgınlık çizgisi varsa minik bir botoks müdahalesi yaptırıyoruz ona. Ya da dişlerinden rahatsız olduğu için gülemiyorsa dişlerini yaptırıyoruz. Çünkü fiziksel faktörler insanların psikolojisinde inanılmaz etkili. Alnının ortasında belirgin bir kızgınlık çizgisi olan kişiyi aynaya baktığında mutlu hissettiremezsiniz. Mutsuzluk izlerini yok etmek lazım. Diğer yandan evinde çok ihtiyacı olan bir temel eşya yoksa onun giderilmesine yardımcı oluyoruz.

SÖYLEDİKLERİMİZE UYANLAR MUTLAKA İYİLEŞİR

● Süreç içinde terapi bir şekilde başarıya ulaşmazsa nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorsunuz?

Terapi başarıya ulaşmadığı takdirde ilaç desteği gerekebilir. O zaman bir psikiyatriste yönlendirmek gerekir. Ama tedaviye hiç yanıt alamazsak ki tedaviye yanıt alamamak ve kişinin tedaviye uyum göstermediği anlamına gelir. O durumda yayında mutlaka “Söylediklerimize uymadı” diyerek onu da göstermeyi düşünüyoruz. Çünkü uyarsa gerçekten iyileşir. Aksi söz konusu olmaz.

● Diğer yandan terapi çoğunlukla uzun bir süreci kapsayan bir durum. Siz programdan sonra da o kişilerle terapiye devam edecek misiniz?

Kişinin programa katılarak tedavi olmak istemesi her şeyden önce onun çok istekli olduğu anlamına geliyor ve normal terapilere göre, programa başvuran kişilerden daha olumlu ve hızlı sonuç alıyoruz. Bunun en temel nedeni de kişi televizyona çıkacağı için ekstra hevesli oluyor ve yine televizyonda kendisinin iyileşmiş halini görmek istiyor.

● Bu da ilginç bir durum...

Evet ama bir yandan da çok anlaşılır. Çünkü sizin onun evine gitmeniz, kocaman bir ekibin onunla ilgilenmesi, o kişiye umut veriyor. “Birileri benimle gerçekten ilgileniyor, beni önemsiyor” diye düşünüyor. Psikolojik sorunların çoğunun temelinde değersizlik ve yetersizlik hissi var. Ama bir ekip gelip de “Ne istersen yapabiliriz, senin için buradayız” dediğinde bu onun için büyük bir motivasyon oluyor. Ve normal terapide alamadığımız kadar hızlı sonuç alıyoruz.

PSİKOLOĞA GİDEN DE TEDAVİYE HIZLI CEVAP VEREN DE DAHA ÇOK KADINLAR

● Programa başvuranlar daha çok kadın mı erkek mi?

Başvuranlar da başvurduktan sonra daha hızlı bir şekilde terapiye olumlu cevap verenler de daha çok kadınlar. Ama bu normal terapi için de böyledir. Çünkü erkeklerin psikolojiye inancı daha az. Diğer yandan zaten toplumsal roller gereği kadınlarımızda değersizlik hissi daha fazla. O yüzden kadınlar terapiye erkeklerden daha çok ihtiyaç duyuyor.

● Size başvuran kişilerden yola çıkarak bir genelleme yapacak olsanız, insanların genel mutsuzluk sebepleri neler?

Genel Türk insanının sahip olduğu bazı şemalar var. Bizde özgüvensizlik çok fazla. İlişkilerde sınır koyamama, aldatılma karşısında uzun süre aşk acısı çekme, takıntı… O yüzden bu konularda çok fazla yazmaya çalışıyorum. Bu konularda daha çok insana dokunmaya çaba gösteriyorum.

● Terapiye gitmekten özellikle çekinenler, yardım almayı reddedenler için ne söylersiniz? Bu algı nasıl değişebilir sizce?

Her şeyden önce durumu normalleştirmek lazım. Psikoloğa gitmenin, en az grip olduğunda doktora gitmek kadar doğal olduğunu kişinin bilmesi gerek. Çok ağır bir sorunu olmayanlar da psikoloğa gidebilir. Bu sayede belki ileride daha büyük sorunlar yaşamasının önüne geçebileceğini bilmeleri çok önemli.

DIŞLANAN KİŞİ MUTLAKA PSİKOLOĞA GİTMELİ

● Sizce bir insan hangi aşamada psikoloğa başvurmalı?

Bizim için en büyük gösterge ilişkiler ve arkadaş çevresi. Eşiyle ya da sevgilisiyle sürekli sorunlar yaşıyorsa, sosyal ilişkilerinde bozulmalar varsa, dışlanmışlık yaşıyorsa ya da çevresindeki insanlar çok hızlı bir şekilde değişiyorsa mutlaka bir psikoloğa başvurmasında fayda var. Çünkü ilişkiler kendi kişisel şemalarımızı en çok gösterdiğimiz alan. Değersizlik hissi normal hayatta çok ortaya çıkmayabiliyor. Ama özellikle ikili ilişkilerde çok net ortaya çıkıyor. Bir anda bakıyoruz bağımlı olmuşuz.

● Çok ciddi şekilde zarar gördüğü halde o ilişkiden kopamayan da çok insan var…

İşte o noktada başa dönüyoruz. Çünkü içimizdeki değersizlik hissi tetiklenmiş oluyor. Kişi sadece yaşadığı ilişki üzerinden kendini ifade ediyor. Ve o insanlar mutlaka o değersizlik duygusunu kendisine hissettirecek kişilerle eş oluyor. Çünkü o enerjiyi yayıyor. Ve ona da o değersizliği hissettirecek, bunu ona kanıtlayacak kişiler geliyor. Normal koşullarda kimin yaşadığı herhangi bir olayı nasıl anlamlandırdığını bilmemize imkan yok. Ama terapiye giderek bunların cevaplarını bulabiliriz.

İNSANIN FAYDASINA OLAN ŞEY ETİKTİR

● Genel algıya göre terapide en önemli etik kurallardan biri gizlilik. Hiç bu konuda eleştiri aldınız mı?

Evet, az da olsa böyle tepkiler aldım. Bizim başvuran kişiyle çok özel, ayrı bir görüşmemiz mutlaka oluyor. O ekrana yansımıyor. Biz ekrana kişinin yansımasına izin verdiği kadarını yansıtıyoruz. İkincisi psikoloji insanın faydasına olan bir bilim. Burada kâr-zarar ilişkisini hesaplamak lazım. Bir insan bu programda aldığı terapiyle gerçekten iyi oluyorsa, kendini iyi hissedeceği bir hale televizyonun da desteğiyle ulaşıyorsa şayet, burada kişiye faydası daha yüksek olduğu için bana göre bu bakış açısı ortadan kalkıyor. Her durum özelinde etik kavramı değişkenlik gösterebilir. Bazen kapalı kapılar ardında çok negatif terapiler de yapılabilir. Bunu çok iyi bilmeliler. Bu nedenle ben insanın faydasına olan her işte varım.

OYA ÇINAR

oya.cinar@posta.com.tr


Sıradaki haber yükleniyor...