Fatma Girik: Gördüğüm yerde Ceceli'ye tokadı patlatacağım

Türk Sineması’nın dört yapraklı yoncasından biri, menekşe gözlü olanı... Yani bizim Elizabeth Taylor’ımız. Fatma Girik ile Bodrum’daki evinde buluştuk. Gündeme bomba gibi düşen Mustafa Ceceli olayında tavrı çok sertti: Onu görsem tek bir kelam bile etmem, yüzüne tükürürüm. Zaten boşanmışsın. İster kadınla sevişir ister erkekle, sana ne?

21 Temmuz 2018, Cumartesi 05:00
A A

Alev Gürsoy Cimin

alev.gursoy@posta.com.tr

75 yaşına geldiniz. Nasıl bir yaş?

Mutluyum. Çünkü aşkı da parayı da mutluluğu da kazandım. Elde edemediğim bir şey olmadı. Kimsenin ahını da almadım. Arkamdan kötü konuşan tek bir kişi yoktur, kimsenin kanadını kırmamış olmak bana huzur veriyor.

Yaşlandığınızı düşünüyor musunuz?

Hayır. Hâlâ çok güzel bir kadınım. Aynalara küstüğün gün yaşlanırsın. Yaş geçti, benden bu kadar deyip kendini bırakırsan o zaman ihtiyarlıyorsun. Ben hâlâ dincim ve yaşımı da pek göstermiyorum farkındaysan.

Sağlık durumunuz nasıl?

Bir ara rahatsızdım ama o kadar da olsun. Çok badireler atlattık. Bacaklarım biraz ağrıyor, ufak bir kaza geçirdim. Onun dışında büyük problemlerim yok.

Peki, zamanı geri döndürmek mümkün olsaydı hangi anı tekrar yaşamak isterdiniz?

Memduh’la (Ün) olan her anımı tekrar tekrar yaşamak isterdim. Evirip çevirip yaşamak isterdim.

O VARKEN HER YANIM BAHAR BAHÇEYDİ ŞİMDİ YAPRAK DÖKÜYOR

O VARKEN HER YANIM BAHAR BAHÇEYDİ ŞİMDİ YAPRAK DÖKÜYOR

Çok mu özlediniz Memduh Bey’i?

(Ağlıyor) Hem de çok. O varken her yanım bahar bahçeydi. Şimdi her yanım yaprak döküyor. Daha nasıl anlatılır ki bu özlem. Elbet bir gün buluşacağız. Daha hiç rüyamda görmedim. Mezarına her gün gidip sohbet ediyorum onunla, beni duyduğunu hissediyorum. Ben ölmediğim sürece mezarındaki çiçekleri solmayacak Memduh’umun.

Ekranlara veda mı ettiniz?

Veda etmedim ama şu saatten sonra ne yapabilirim ki? Saçmasapan bir senaryo ya da projede olmam. Yorulduğuma değmez. Gelen teklifler var, en son Sinan Çetin’in bir filmi vardı: Almanya Almanya. Şimdi yeniden çekiyor. Ama ben çekilmiş bir filmde oynamak istemem. Kabul etmedim.

Sizin dönemdeki filmler hâlâ TV’lerde yayınlanıyor. Oysa günümüzdeki projeler saman alevi gibi hemen yok oluyor. Neden?

Yalnız filmler değil ki, sevgiler de öyle. Her şeyin anlamını anlamsızlaştıran bir ülke haline geldik. Yozlaşmayla kalmadık, yozlaştırdık. Tükettik ama üretmedik.

Neden eskilerin tadı yok?

Eskilerin hiçbir şeyde tadı yok. Domatesin, maydanozun bile yok. Önceden sokaktan geçerken mis gibi koku gelirdi. Derdim ki ileride manav var. Şimdi her şey hormonlu. Sanatçının da hormonlusu çıktı, sanatın da.


Eski arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz? Dört yapraklı yonca yani...

Biz asla kopmayız ki. Muhakkak birbirimizi arar ve yemeğimizi yer, dertleşiriz. Bizde de vardı çekişme. Her şey süt liman değildi ama birbirimizi kırmazdık.

Birbirinizi kıskanır mıydınız?

Kıskançlık yoktu bizde. Çünkü birbirimizi çok seviyorduk. Dostluklarımız göstermelik değildi. Zaten bizler öyle magazine malzeme veren insanlar da değildik. Kalite tesadüf değildir. Çok karakterli, eğitimli, tatlı insanlar. Hiç dargınlığımız yok.

Çok yakışıklı isimlerle oynadınız; Tarık Akan, Cüneyt Arkın gibi. Duygusal bir şey hissetmediniz mi?

Yoo, ben hepsini çok beğenirim. Ama aşk başka, iş başka. Şimdikiler dizi setlerinde aşık oluyor. Bir gün aşıklar, ikinci gün ayrılıyorlar. Zaten benim 60 yıl aşık olduğum bir adam vardı. Başkası imkansızdı.

Son zamanlarda şiddet, taciz, tecavüz haberleri ardı ardına geliyor. Bu da idam tartışmalarına sebep oldu. Ne düşünüyorsunuz?

Ben idama karşıyım. Hele ki ülkede hukuk sistemi oturmamışsa bunun altında masumlar da kalır. Bu vebale ortak olmam, “İdam gelsin” demem. Hadım ve kısırlaştırma gibi yöntemler de konuşuluyor. Bunlarla olmaz. O çirkinliği yaptıktan sonra onu hadım etsen ne olur etmesen ne olur? İdam bu çağa uygun değil.

Yıllardır uğraştığınız bir dava var. Bir hayranınıza açtığınız taciz davası...

55 yıllık kabus. Tam bir saplantı örneği, adım adım takip ediyordu beni. Rahatsız etmeye başladığında henüz 17 yaşlarında bir çocuktu. Bana aşıktı, onlarca mektup yazmıştı. Şimdi dava sürüyor.

Sinema dünyasında böyle bir taciz olayı başınıza geldi mi?

Asla. Çok temizdi bizim dönemimiz. Düşünsene Kemal Sunal gibi dünya iyisi birinden kime nasıl zarar gelebilir? Ya da Cüneyt Arkın? Biz yeri gelir koyun koyuna yatardık, aynı odada soyunurduk ama kardeş gibi. Yan gözle bakmazdık. Çünkü o zamanlar zor şartlarda, büyük eziyetlerle çekerdik filmlerimizi. Cüneyt Arkın’a “Elbisemin fermuarını çeker misin yavrum?” diye sorardım. Ben de onun düğmesini iliklerdim.

İntizar- Mustafa Ceceli -Sinem Gedik olayına ne diyorsunuz?

İntizar’ı tanımıyordum bile. Duman gibi bir grup zannediyordum. Kadın olduğunu öğrendiğimde şaşırdım. Mustafa Ceceli’yi de çok dinlemem ama olayı duyunca dehşete kapıldım. Bir insanın mahremine kamera ile girmek yavşaklık, kalleşlik! Senin çocuğunun annesi o. Hadi kamera koymadın diyelim, basına neden haber uçurdun? İnsanın başka bir sevgilisi olursa, anlarsın ki sen de bulamadığını o adamda bulmuş. Kabul edersin. Ama bu hikayede kadının sevgilisi hemcinsi. Onun tercihi. Bu olayda sadece Mustafa Ceceli kabahatli. Zaten boşanmışsın. İster kadınla sevişir ister erkekle, sana ne? Sen ne karışıyorsun artık? Gördüğüm yerde Ceceli’nin yüzüne tükürüp tokatı patlatacağım ablası olarak.

MUZ GÖRÜNCE GÖZLERİM DOLAR

MUZ GÖRÜNCE GÖZLERİM DOLAR

Kazandığınız ilk parayla ne aldığınızı hatırlıyor musunuz?

Muz. Çocukluğum muz hasreti ile geçti. Muzu görürdük, meraktan ölürdük ama yiyemezdik. İlk filmde kazandığım parayla iki kilo muz almıştım. Bu ne kadar önemli ve kıymetli benim için biliyor musun? Ve muz hâlâ özeldir. Görünce gözlerim dolar. Ben büyük bir yokluktan geldim.

Ama sonra çok iyi paralar kazandınız...

Hem de ne paralar kazandım. Devasa holdinglerle yarışırdım bu konuda. Ama ne vergiler ödediğimi bilsen aklını kaçırırsın. Paralarımı vergilere vermekten bir tek donum kaldı.

Belediye başkanlığı döneminde de zenginleşmediniz mi?

Suistimale çok açık bir görev, her şey elinizde ama tek kuruş haram girmedi boğazıma. Bunca yıllık emeğimin sonucu bir ev bir de araba. Olsun. Vicdanım rahat, öbür tarafa mı götüreceğim? Ölümden öte köy mü var? Ölümden hiç korkmuyorum. Sadece annemden önce ölmek istemem. 94 yaşında, onun bana ihtiyacı var.

Vasiyetiniz var mı?

Kavunu çok severim. Cenazemde bir kamyon kavun getirip herkese dağıtmalarını çok istiyorum.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.