Spor Fenerbahçe fikstür çekimine katılmıyor

Fenerbahçe fikstür çekimine katılmıyor

Paylaş
Fenerbahçe fikstür çekimine katılmıyor

TFF'nin Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne katılamayacağını duyurmasının ardından jet açıklama yapan sarı-lacivertli kulüp bir açıklama daha yaptı

İşte kulübün internet sitesinde yer alan "Yönetememek" başlıklı o açıklama:

"3 Temmuz sabahından bu yana futbolumuz son derece önemli bir süreçten geçmektedir. Kulübümüzün de aralarında yer aldığı birçok kulübün yönetici, idareci ve sporcuları sorgulanmakta ve ifadeleri alınmaktadır. Yürütülmekte olan şike ve teşvik primi soruşturmasında hukuk tarafında süreç ağır da olsa yürümektedir. Diğer tarafta ise konunun sportif boyutunu yürütmesi gereken Türkiye Futbol Federasyonu yer almaktadır.

>> ÖZDEMİR: BİZİ HEMEN BANK ASYA 1. LİG'E DÜŞÜRÜN

>> KOCAMAN İSTİFA MI ETTİ?

>> FENERBAHÇE İTİRAZ EDECEK

Türkiye Futbol Federasyonu'nun alacağı kararlar ve yapacağı uygulamalar milyonlarca taraftarı ve milyar dolarlık bir sektörü ve Türk futbolunun uluslararası alanda marka değerini etkileyecektir. Sürecin başından bu yana pek çok belirsizlik ve saat başı yeni gelişmelerin yaşandığı bir ortamda söylem ve eylem olarak kamuoyuna çelişkili açıklamalar yapan ve katılımcı zihniyetten uzak kararlar alan yönetim anlayışı çerçevesinde bu noktaya gelinmiştir.

Yaptığı her açıklamada, bir önceki ile çelişen ve tutarlılık sergileyemeyen TFF yönetimi ülkemizi temsil etme noktasında da vahim hatalar yapmaktadır. Sürecin en başında TFF'nin alacağı kararı bekleyeceği ve saygı duyacağını belirten UEFA, bugün ülkemize bir müfettiş göndererek, savcı ile görüşerek, haksız ve hukuksuz taleplerde bulunma hakkını kendisinde görebilmektedir. Henüz daha iddianamesi dahi yazılmamış, TFF Etik Kurulu'nun 26 günlük inceleme sonucunda net kanaate ulaşamadığını belirttiği bir ortamda ülkemize gelen UEFA müfettişi TFF yetkilileri ve savcı ile bir saatlik görüşmesinin ardından şike olduğu kanaatine varmış ve takımımızın Şampiyonlar Ligi'ne katılmamasının daha uygun olacağı şeklinde görüş belirtmiştir.

Şu net olarak görülmelidir ki; UEFA, iddianamesi dahi yazılmamış bir dava ile ilgili sadece bir savcı ile görüşerek ve sadece basında yer alan haberlere bakarak karar verdiği bugüne dek görülmemiştir. Ne böyle bir hakkı ne de bu şekilde bir mevzuatı vardır. Ancak yasal olarak bu şekilde bir hakkı olmayan UEFA, TFF'ye bir mektup göndererek "kulüp kendisi çekilsin" şeklinde hukuksuz bir kararı dayatmaya çalışmaktadır. UEFA ve TFF de bilmektedir ki; Takımımızın Şampiyonlar Ligi'ne katılmasını engelleyecek net hiçbir karar bulunmamaktadır. Ancak UEFA, bu şekilde futbolumuzu mahkum etmeye çalışmaktadır. Burada yapılmak istenen Türk futbolunu katletmek ve Türk takımlarını Şampiyonlar Ligi'nden uzak tutmaktır. UEFA başka ülke federasyonlarına yapamadığını Türkiye'ye yapmaya tenezzül etmiş ve bunu yapmaya da muvaffak olmuştur.

Bu noktada, ülkesinin takımlarının arkasında durması ve hatta bu şekilde bir incelemeye dahi gerek bırakmaması gereken Türk futbolunu idare edenler, maalesef Kulübümüze bir yazı göndererek Şampiyonlar Ligi'ne katılıp katılmama konusunda kararımızı sorma yoluna gitmişlerdir. Bunun da ötesinde Federasyon Kulübümüzün Şampiyonlar Ligine katılmaması konusunda aldığı kararı kulübümüze kendini savunma hakkı bırakmayacak bir şekil ve tarihte açıklayarak resmen duyurmuştur.

Fenerbahçe Spor Kulübü, hem kendi haklarını hem de Türk futbolunun haklarını savunmak adına UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katılmak durumundadır. Şampiyonlar liginde de Türkiye'de elde ettiği 18. şampiyonluğunda olduğu gibi yine terinin son damlasına kadar zafer için savaşmalıdır. Sırf Fenerbahçe düşmanlığı yapmak adına Türk futbolunu adeta delik deşik edenlerin futbolumuza ve kulüplerimize ceza vermek adına adeta fırsat kollayan kurumların önüne atmaya çalışanlar, tarih önünde bu yaptıklarının hesabını mutlaka vereceklerdir.

Futbolu gerçekten seven ve sağduyu sahibi her taraftarın takım ve renk gözetmeksizin ülke futbolumuzun bu şekilde daha fazla değer kaybetmesine izin vermemesini bekliyoruz.

Gün; yurtdışına çıkış yasağı varken kendi takımının maçına dahi gidemeyen başkanların, kendisini pür-i pak gösterme çabalarını izleme; kendilerinden istenen belgeleri dahi teslim edemeyen ancak her fırsatta yurtdışına jurnalcilik yapan kulüplerin, kafa karıştıran demeçlerini dinleme zamanı değil, başımızı ellerimizin arasına alıp Türk futbolunun geleceğini düşünme günüdür. Gün; hep birlikte Türk futbolunu daha iyi bir noktaya taşıma ve uluslararası alanda haklarımızı koruma adına, adımlar atmak günüdür.

Bu düşüncede olmayan ve günü kurtarmaya çalışanlar, yarın batacak futbol gemisinde ilk boğulanlardan olacaklarını unutmamalıdırlar.

Federasyonun son kararının ardından kulübümüz yarın yapılacak Spor Toto Süper Lig kura çekimine temsilci yollamayacaktır."

FENERBAHÇE'NİN İLK AÇIKLAMASI: TÜRK FUTBOLUNU ATEŞE ATTILAR

Hukuk Tanımaz Yaklaşımların Sorumluluğu bu Kararları Alan ve Aldırtanların Omuzlarındadır.

Türkiye Futbol Federasyonu’nun İstinye’deki merkezinde, Kulübümüz yöneticilerinin de iştiraki ile gerçekleştirilen Süper Toto Süper Lig Başkanları toplantısı sonrasında, TFF yetkilileri tarafından saat 16:00 sularında, toplantıya katılım sağlayan yöneticilerimize bir yazı iletilmiştir.

UEFA’dan TFF’ye gönderildiği belirtilen, sayı numarası içermeyip konu kısmında "UEFA Bildirimi Hakkında" ibaresi bulunan yazıda, şike soruşturması çerçevesinde UEFA Şampiyonlar Ligi ile alakalı olarak, 24 Ağustos 2011 saat 12:00’a kadar, Kulübümüzün Şampiyonlar Ligi’ne katılımdan vazgeçtiğini beyan etmesi talep olunmuştur. Aynı yazıda, kulübümüzün bu yönde bir irade beyanı olmaması halinde, Türkiye Futbol Federasyonu’nun devreye girip Kulübümüzü Şampiyonlar Ligi’ne katılımdan men etmesi, bunun federasyon tarafından yapılmaması halinde ise UEFA olarak kendilerinin devreye girip TFF ile ilgili yaptırım uygulayacağı hususları belirtilmiştir.

Yukarıda bahsettiğimiz talebe cevaben, söz konusu yazının tarafımıza tebliğ tarihi ve saatinin 23 Ağustos 2011 saat 16:00 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, böyle önemli bir mevzuda, hemen ertesi gün saat 12:00’ye kadar tanınan şekilde kısa bir süre zarfında, ilgili kurullarımızda konunun karara bağlanması fiilen mümkün olmadığından, şu aşamada herhangi bir yanıt verilebilmesinin söz konusu olamayacağı hususu bir yazı ile TFF’ye bildirilmiştir.

Bu akşamüzeri ise, TFF’nin internet sitesinden yapılan basın açıklaması ile Kulübümüzün Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacağı hususu yönündeki TFF Yönetim Kurulu kararı bildirilmiştir.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak şike ile mücadele konusunda UEFA’nın yasal imkânlarının ve sınırlarının bilincindeyiz. Ne var ki, UEFA’nın sözünü ettiğimiz talebinde hukuki bakımdan muğlâk olan bir takım hususlar bulunmaktadır ve bu hususlara tüm ilgililerin dikkatini çekmek Türk futbol ailesinin önemli bir ferdi olan Kulübümüzün vazifesidir. İlk etapta aklımıza takılan bazı sorulara değinmek ve bazı durumları izah etmek gerekirse:

- UEFA’nın elinde eğer yeterli derecede kanıt ve belge varsa, neden kendisi Kulübümüz ile ilgili kararı bizzat almamaktadır da bunu ya bizden (tüm yasal haklarımızdan ileriye dönük olarak feragat anlamına gelebilecek) yazılı bir beyanla, yahut da TFF’den almasını istediği bir kararla talep etmektedir?

- Acaba UEFA, şu an soruşturma safhasında olan ancak ileride bir kısım yöneticilerimizin yargılanması muhtemel davadan beraat kararı çıkması ve Kulübümüz bakımından şikenin söz konusu olmadığının mahkemelerce kesin olarak tespiti ihtimalini değerlendirdiği için mi Şampiyonlar Ligi’ne katılım konusunda sorumluluğu üzerinden atabileceği böyle bir formül ile TFF’ye başvurmuştur?

- Yukarıda yer alan maddeden olmak üzere UEFA, ileride kendisine karşı açılması muhtemel, bedeli çok yüksek olacak maddi ve manevi tazminat taleplerinden kaçınmak adına mı olası men kararını TFF’nin vermesini ve böylece hukuki ve mali sorumluluğu Türkiye Futbol Federasyonu’nun üstlenmesini sağlamaya çalışmaktadır? Böyle bir yaklaşım ne derece hukuki sayılabilinir?

- UEFA, Avrupa’da önünü alamadığı şike ve bahis skandalları ile alakalı mücadele yönündeki noksanlığını, Türk futbolunun kulüpler bazında Avrupa’daki en üst düzey temsilcisi olan Fenerbahçe’yi bir araç olarak kullanarak mı giderme düşüncesi içerisine girmiştir? Acaba bir Türk takımına ceza vermek suretiyle dünya spor kamuoyuna "Ben şike ile en ciddi şekilde mücadele ediyorum" mesajı mı verilmek istenmektedir? Diğer bir deyişle Fenerbahçe ve bir anlamda da Türk futbolu, UEFA’nın şike ve bahis ile mücadelesindeki başarısızlığını örtmesi için günah keçisi mi kılınmıştır?

- Bunların yanı sıra, 22 Ağustos 2011 tarihinde ülkemizde temaslarda bulunan UEFA Disiplin Baş Müfettişi, soruşturma savcısı ile gerçekleştirdiği 1,5 saatlik görüşme neticesinde, Sayın TFF yetkililerinin ve TFF Etik Kurulu’nun hepsi deneyimli birer hukukçu olan üyelerinin haftalar süren yoğun mesailerine karşılık tespit edemedikleri hangi hususları tespit etmiştir ki UEFA böyle radikal bir çıkış yapabilmiştir?

Bu soruları çoğaltmak mümkündür, ancak hatırlanacağı üzere, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun 15 Ağustos Pazartesi gerçekleştirdiği toplantısının ardından düzenlenmiş olunan basın toplantısı ile bizzat Başkan Mehmet Ali Aydınlar tarafından açıklanan kararında "Federasyonumuz Yönetim Kurulunca bu aşamada, karar verilmesi için gerekli delillerin tamamına erişilmeden ve savunma hakkının hukuka uygun bir biçimde kullanımına imkan tanınmadan, vicdani kanaate varılmasının mümkün olmadığı görülmüştür. Bu aşamada bir hüküm verilmesinin doğru, adil ve hakkaniyete uygun olmayacağı kamuoyu takdirlerine sunulur" şeklinde bir irade beyanında bulunmuştur.

Federasyon’un, akla ve hakka dayanan bu kararına rağmen, UEFA tarafından yapılan söz konusu girişim nedeniyle geri adım atmış olması kabul edilemez.TFF tarafından atılmış bu adım apaçık bir hukuk ihlalidir ve TFF’nin bizzat kendi kararını hiçe sayması anlamına gelmektedir. TFF’nin iddianamenin beklenilmesi ve savunma hakkının tanınması yönündeki kararı gerek iç hukukumuza gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası metinlerde yer alan genel hukuk normlara uygunken, TFF’nin bunun çiğnenmesine yol açan bu kararına karşı Kulübümüz maddi manevi tüm yasal haklarını ulusal ve uluslar arası tüm kurumlar nezdinde takipçisi olacağız.

Son olarak dikkatinizi, evrensel bir yargı doktrini olan "Masumiyet Karinesi"ne çekmek isteriz. Anayasa’mıza göre "suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" (Ay.m.38/4). Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre de "bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır" (ÎHAS.m.6/2). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre, suç işlediği şüphesiyle hakkında polis soruşturması başlatılmış veya gözaltına alınmış kimsede bu karineden yararlanacaktır. Dolayısıyla, Masumiyet Karinesi, hüküm giymemiş kimsenin suçlu sayılamayacağı veya suçlu olarak lanse edilemeyeceği anlamına gelmekte olup şu an tutuklu bulunan yöneticilerimiz açısından bu durum gözetilmesi ve riayet edilmesi gereken bir yasal zorunluluktur.

Netice itibarıyla, TFF bu kararıyla, UEFA’nın hukuksuz yaklaşımına boyun eğmiş, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ve kendi yasal süreçlerini kendisinin yürütmeye muktedir konumda bulunduğunu söylemekten aciz kalmıştır. Hukuka dayanmayan bu adıma karşı gerek UEFA’ya gerekse TFF’ye karşı her türlü yasal haklarımızı kullanma yönündeki kanaatimizi Türk spor kamuoyu ile işbu vesileyle paylaşmayı bir borç biliriz.

"Saygılarımızla"

2

Haberin Devamı