Gökhan Güney: Pahalı bir erkeğim ünlüyüm diye her kadın ile birlikte olamam

Arabesk müziğin tanınmış isimlerinden Gökhan Güney uzun süren sessizliğini POSTA'ya bozdu. Sanatçı ile geçmişten geleceğe bir yolculuk yaptık. Yeni albümünün müjdesini verirken eski zaman anılarını da anlatmayı ihmal etmedi.

02 Haziran 2019, Pazar 08:00 Son Güncelleme:
A A
Gökhan Güney: Pahalı bir erkeğim ünlüyüm diye her kadın ile birlikte olamam

Sizi uzun zamandır göremiyoruz. Neler yapıyorsunuz?

Biz kıdemliler hep varız. İşimizi güzellikler içinde yaptık. O güzellikler şimdi olmadığından bir kenarda bekliyoruz. İş sahamızı daralttılar. Önce İzmir Fuarı’nı ardından da Gülhane’yi yok ettiler. Nerede o eski günler!

İzmir Fuarı’nda gazinolara insanlar 5-10 liraya gider eğlenirlerdi. Türkiye’nin en ünlü sanatçılarını dinlerlerdi. Müziği resmen bitirdiler.  

Artık iyi işler yapılmıyor mu?

Yapılmıyor. Zaten dev isimler de kalmadı. Bugün Sezen Aksu da Tarkan da albüm yapmış olmak için yapıyor. Satmıyor albümler artık, satmayınca da zevk almıyorsunuz. Eskiden albüm çıktığında Unkapanı’nda plakçıların bulunduğu dükkânın önündeki sokağa kadar kuyruk olurdu. 

34 ALBÜM 52 FİLM YAPTIM YENİ NESİL GİBİ HAVALANMADIM 

Yeni nesli nasıl buluyorsunuz?

Hem okuldan çıkma ve eğitimli değiller hem de hemen havalanıyorlar. Müzik bilgileri var ama o bilgileri basit ve küçük işlerde kullanıyorlar. Hemen lüks bir araba alıp, şoför tutuyorlar. Star oldum havasına giriyorlar. Onlar için çok üzülüyorum. Ben hiç halktan kopmadım. Milyonlar etrafımızda pervaneydi. 34 albüm, 52 film yaptım yeni nesil gibi havalanmadım.  

Şimdi neden film çekmiyorsunuz?

Tuzu kaçtı sinemanın. Şimdiki dizilerin hepsi birbirine benziyor. Ya vurdu kırdılı ya da garip garip çarpık ilişkiler var. Bir de bol bol adam öldürüyorlar. Yeşilçam yapımcılarına karşı televizyon sahipleri cephe aldı. Yeşilçam bitti. Adamlar aç!

Yazıktır, günahtır. Türkan Şoray, normal hayatında eskiden beri evinden çıkmayan, konuşurken bile çekingen biridir ama SODER (Sinema Oyuncuları Derneği) onu başkan yaptı. Ne alaka bu kadını başkan yaparlar. Türkan Hanım Ankara’ya gidip, bir şeyi söke söke alamaz. Şimdiki başkan Yusuf Sezgin de tembel biraz.  

Şarkılarınızı gençlerin okumasını istemez misiniz?

Okuyorlar aslında. “Kaç kadeh kırıldı sarhoş gönlümde” isimli şarkıyı Müslüm Gürses’e mal ediyorlar ama o benim okuduğum ilk şarkıdır. Eşim iyi bir popçuyla düet yapmamı çok istiyor. Ama karşıya bakıyorum, bir şey göremiyorum. Karşımda duvar var. Yapsanız ne olacak? 

DEVLET BAHÇELİ KIYMETİMİZİ BİLDİ 

Nasıl bir duvar?

Sektörü öldürdüler. Çok konuşmak da istemiyorum bu tarz konuları. Çünkü konuştuğum zaman ülkeyi yönetenler de benim konuştuğum o seviyeye iniyor. Hâlbuki niye iniyorsun, ben garip bir şakıyıcıyım? Benim herkese, her görüşe saygım sonsuzdur.

Bakın zamanında ben Devlet Bahçeli’yi çok sevdiğim için İstanbul’da görev yaptım. Yönetimdeydim bir ara. Devlet Bey dürüst adamdır, para hırsı yoktur. Onun gibi birkaç siyasi daha olsa kıymetimiz bilinirdi. Hâlâ eski araçlara binip bizi dinler o. 

Devlet Bahçeli’ye şarkı söylediniz mi hiç? Sever miydi sizi?

Tabii, Ferdi Tayfur’un ve benim en iyi dinleyicilerimdendi. Kayseri’de kurultay olurdu eskiden. Orada çok söyledim. Devlet Bey, ‘Veremli Kız’ şarkısını çok severdi. Keşke herkes Devlet Bey gibi sevseydi arabesk müziği. Hiç olmazsa arabesk geride kalmazdı. 

Müslüm Gürses’in hayatı film oldu biliyorsunuz. siz hayatınızı beyazperde izlemek ister miydiniz?

Yaşarken olmasını istemem. Müslüm Gürses kadar olmasa da ben de çok çektim bu hayatta. Babam varlıklı bir adamdı. 13 yaşıma kadar o varlık içinde yaşadım. Çiftlikte büyüdüm. Çalışanlarımız çoktu. Yedi kardeşin en küçüğüydüm.

Babam yaşlanınca her şeyi abilerime bıraktı. Abilerim de serveti görünce ne oldum delisi oldular. Yediler, içtiler, paralar bitti. Bir gün İstanbul’da okuyan abim beni yanına aldırdı. Orada kadın terzisi oldum.

Atölyede herkes döner yiyordu. Ben de yesem yol param kalmazdı. Bir gün döner yiyebilmek için Taksim’den Mecidiyeköy’e şarkı söyleye söyleye yayan gittim.  

Sesinizin güzelliğinin farkında mıydınız o zamanlar?

Tabii. 13 yaşındayken abime “İskenderun’a götür beni, orada saz dersi veriyorlar. Ünlü olmak istiyorum” derdim. Hep götürme bahanesiyle oyaladı beni.  

Sonrasında neler yaşadınız?

Yenikapı’da denizin üstünde tahtadan yapılmış çay bahçeleri vardı. Oralarda şarkı söyleyen amatör insanlar vardı. Gidip türkü söylediğimi anlattım oradaki abilere. Beni başlarından attılar.

Kadıköy’de müzik kursları almaya başladım. Bülent Ersoy da oradaydı. Esmer, marsık suratlı bir çocuktu. Sonra Maksim’e başladı, bizden koptu. Arada kürklerini giyip yanımıza uğrardı.  

Sever misiniz Bülent Ersoy’u?

Çok iyi dostumdur. O zamanlar cinsiyet değiştirme ameliyatını yeni olmuştu, Avustralya’ya gitmiştik. Öyle bir kıyafet giymişti ki, ful makyaj, yumurta topuklar, dekolte aman ya Rabbim!

Sokaklarda herkes dönüp bize bakmıştı, öyle havalıydı. Yanımızda da sevgilisi vardı, Cumhur. Çok da kıskanırdı onu. Mesela biz hafta sonları maç yapardık. “Dikkat et ona, kızlarla çok konuşmasın” derdi. Bülent’in değişik huyları vardır. Mesela çorabını giyerken dua okur.

Uçakta en arkadan yer alırdı. O zamanlar çok gençtim. Uçakta “Bismillah” diye bağırırdı, herkes bize bakardı. Kafamı yere eğerdim. Kaldığımız otelde bana, “Arap, anahtarını ver. Odanda kim var bakacağım” derdi. Çok meraklıydı. “Ablacığım ben genç bekar adamım, sana ne odamda kim var?” diye espri yapardım. Bülent’i çok severim. Beni yanından hiç ayırmazdı. Hep “Arap” derdi bana. 

SERDAR ORTAÇ DA GÜLBEN ERGEN DE ŞARKICI DEĞİLDİR 

Arabesk denince akla hep siz, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur gelir...

Evet, ilklerdik bizler. Diğer tavernacılar sonradan çıktı. Bana en yakın Ümit Besen’di. İbrahim Tatlıses türkücüydü. Hatta bir gün bana, “Arabeskçilerin içinde en yakışıklısı sensin” dedi.  

Size göre kimler popüler ama şarkıcı değil?

Mesela Hülya Avşar şarkıcı filan değildir. Şarkıcı olmadığını kendisi de söyler. Gülben Ergen de şarkıcı değil. Serdar Ortaç da hiç şarkıcı değil. Şarkı söylemeyi bilmiyor. Çıplak sesle şarkı okursa ne isterse yaparım. Okur ama bayıltır. Benim için iyi ses Ebru Gündeş’tir.  

Filmlerde birlikte rol aldığınız isimlerden en çok kimi severdiniz?

İçlerinde en çok Oya Aydoğan’ı severdim. Ölümü beni çok sarstı. Bahar Öztan’ı da çok severim, görüşürüm hala kendisiyle. Banu Alkan’la çok oynadım filmlerde ama o değişik yapıda biri. Hep kendini över.

Mesela Hakkı Bulut da sahnede şarkılarını okuyup bitirdikten sonra seyirciye “Nasıl sesim hiç değişmemiş değil mi, aynı plak gibi” der. Bırak da onlar takdir etsin. Çok ayıp!  

Peki film çektiğiniz kadınlardan birine aşık oldunuz mu hiç?

Hayır, olmadım. Çünkü iş yapıyorduk biz. Meslektaş gözüyle bakardık. 

Çapkın mıydınız?

Hayır, değildim. Ama erkeğim neticede. Yaşadığım şeyler tabii oldu. Bunları eşim de bilir. Yaşayıp da sevmediğim şeyler de oldu. Onları hiç anmak bile istemiyorum.  

Nedir onlar?

Mesela biriyle flört ettim ama istemediğim biriydi. Sonradan pişman oldum. Bir de sakın yanlış anlamayın ama ben pahalı bir erkeğim. Ünlüyüm diye her kadınla birlikte olmam. Benim eşim çok genç ve güzel. Onu asla aldatmam, sadık bir adamımdır.

Bazen arkadaşlarımla yurt dışına gideriz. Onlar farklı yerlere giderler, ben gitmek istemem. “Sen ne biçim erkeksin” diyorlar. “Ben o biçim erkeğim” diyorum. Erkeklik illa başka kadınlarla birlikte olmak mı? Benim eşim var yahu! Kalkıp da neden aldatayım.  

Gerçek dostluklar ve vefa var mı sanat camiasında?

Yok bence. Bırakın sanatçıyı, normal hayatta da yok. Benim ‘Sevecekse insan candan sevmeli’ şarkım vardı. Artık sevmiyorlar candan. Sevmiyorlar işte... 

Size göre hala star mısınız?

Çok tanınmaksa starlık, evet starım. Ama gündemde kalmaksa star değilim. Sokakta beni gördüklerinde hâlâ sarılıyorlar. Hayat çok kısa. Bu dünya kandırmaca bir dünya. Bakıyorsun adam bir dizi ile kahraman oluyor, dizi bitiyor adamı sokakta tanıyan yok. Ama ben öyle miyim? Ölüm var dünyada ölüm. Herkes ona göre yaşamalı.

OĞLUM ÖLDÜKTEN SONRA TÜM AİLEME MEZAR ALDIM

Ölüm korkunuz var mı, nasıl uğurlanmak istersiniz?

Yok. Ben zaten ölmeden ölümü yaşadım maalesef. Ben oğlumu kaybettim. Onu kaybettikten sonra gittim mezar aldım, kendime ve bütün aileme. Oğlumun mezarına gidip onunla konuşuyorum, “O toprak benim yerim” diyorum.

Evlat acısına nasıl dayanabildiniz?

Dayanmaya çalışıyoruz ama erkek acıyı içinde yaşıyor. Annesi hiç dayanamadı. Hâlâ perişan kadın. Erkek içe atıyor. Çok gençti, 38 yaşındaydı. Amansız hastalığını biliyordu. Bana “Baba çok gencim ben daha ya” derdi. Keşke ben ölseydim ondan önce. Hayattaki en büyük acım.

Kadere inanır mısınız?

Hayat çizgisi denen şey kaderdir. En büyük pişmanlığım oğlumu yaşaması için Hollanda’ya göndermiş olmam. Orada internetten bir kadınla tanışmıştı. Kadının eskort olduğu evlendikten sonra ortaya çıktı. Oğlumun hayatı mahvoldu. Kızım şu an 28 yaşında. Adliyede çalışıyor, memur.

Hayatı yeni yeni öğrenmeye başladı. Hayat zor ve insanlar acımasız. Hiçbir kadına, ‘kötü kadın’ muamelesi yapmadım. Yapmam da. İnsanoğlu çok acımasız. Ünlü sanatçı arkadaşlarımız çok hata yapmıştı, Allah onlara çektirerek ödettirdi hatalarını.

Sanat dünyası sizi hiç kirletmedi mi?

Kirlensem ünümün avantajını yaşayıp her şeyi yapardım. Yapan sanatçı çok ama Allah hepsine yaptıklarını çektiriyor. Bazılarının günahı o kadar çok ki. Çok masum ahı aldılar. Bazıları bu dünyada veriyor hesabını çekerek. Bazıları da çoktan öldü. Sevilmek, tanınmak çok güzel bir şey. Tanınınca size tüm kapılar açılıyor.

Ülkede sizi en çok üzen şey ne?

Çok doluyum. Lütfen bunu yazın. Ben ne sağcı, ne solcuyum. Mezhep ayrımı bilmem. Ama Türkiye’de bir kısım var ki sanki Allah ve Peygamber sadece onların. Sanki biz Müslüman değiliz, bir tek onlar Müslüman.

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy@posta.com.tr


Sıradaki haber yükleniyor...