5 tane simit fiyatına alınabiliyor! Dünyanın en kaliteli besini için mevsim başladı

Balık sezonunun açılmasıyla birlikte, bu yüksek kaliteli protein kaynağına oldukça hesaplı şekilde ulaşılabiliyor. Hamsi ve sardalya 50 lira ile 70 lira aralığında, büyüklüğüne göre 1 kilogram levrek 200 lira ile 240 lira aralığında, 1 kilogram çipura 140 lira ile 210 lira aralığında, 1 kilogram Türk somonu 170 liradan satılıyor. Bir kilogram balık dört kişilik bir ailenin bir öğününü rahatlıkla karşılıyor. Üstelik farklı pişirme yöntemleriyle her damak zevkine uygun yemekler yapmak mümkün. Kişi başı tüketim ortalaması Avrupa ülkelerinde 25 kilogram, Japonya’da 80 kilogram, Türkiye’de ise 8 kilogram. Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi olarak kabul edilen balığın daha çok tüketilmesi sağlıklı nesillerin yetişmesi için oldukça önemli. Balığın faydaları uzmanların değerlendirmesi ile şöyle:
SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI BALIKTA
Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri, büyüme ve gelişim için gerekli olup sağlığın korunmasında etkilidir. Vücut tarafından üretilemeyen bu iki yağ asidi grubu, vücuda alındığında daha uzun zincirli yağ asitlerine dönüştürülebilir. Daha uzun zincirli yağ asitleri ise prostaglandin gibi hormonların habercisi olan eikosanoidlerin yapı taşlarını oluşturur. Hormon benzeri bu maddeler, hücre zarı oluşumunda etkilidir ve kan pıhtılaşması, yaraların iyileşmesi ve inflamasyonda görev alır. Vücudumuza bu nedenle uzun zincirli Omega-3 yağ asitlerini, tükettiğimiz gıdalarla birlikte doğrudan almamız gerekir. En zengin Omega-3 ve Omega-6 kaynakları yağlı balıklardır.
BALIK YERSEN NE GÜZEL OLUR!
Koroner kalp rahatsızlıkları: Omega-3 yağ asitlerinin kalp hastalıklarına karşı koruma sağladığı kanıtlanmıştır. Örneğin balık tüketiminin yüksek olduğu Japonya gibi ülkelerde kalp hastalığı oranı oldukça düşüktür. Düzenli balık tüketimi, kandaki trigliserit seviyelerinin azalmasına yardımcı olur ve kanda daha düşük bir pıhtılaşma potansiyeli sağlar. Yapılan çalışmalar balık tüketiminin koroner kalp rahatsızlıkları kaynaklı ölüm riskini, hiç balık tüketmeyenler ile kıyasladığında %11-17 oranında düşürdüğünü göstermektedir.
Felç (İnme): Tükettiğimiz gıdalardaki başlıca omega-6 yağ asitleri; linoleik asit, linolenik asit ve araşidonik asittir. Başlıca omega-3 yağ asitleri ise alfalinolenik asit, eikosapentaenoik (EPA) ve dokosaheksaenoik (DHA) asittir. Bunlar arasında DHA, beynin normal gelişimi ile göz ve sinir sisteminin gelişimini desteklerken, EPA ve DHA birlikte kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olmaktadır Yapılmış olan çalışmalarda ayda 1-3 porsiyon balık tüketen hastalarda hiç balık ve su ürünleri tüketmeyen hastalara oranla felç riskinin %12-13 azaldığı tespit edilmiştir. Diğer yandan aynı etkinin beyinde damar tıkanıklığı kaynaklı inmelerde etkili olduğu ve riski azalttığı belirlenmiştir.
Kalp Aritmi: Bilim adamları yaptıkları çalışmada haşlanmış ve fırınlanmış balık türleri tüketen kişilerde (kızartılan balıklar hariç) kalp ritmi konusunda pozitif etkiler tespit etmiştir. Aritmi hastalarında bilhassa anormal kalp ritmi aktivitesi olarak tanımlanan (atrialfibrillation) kalp atışlarının azaldığı görülmüştür.
Kan basıncı (Tansiyon): Balık tüketiminin hipotansif etkisi çok önemli bir etki olarak görülmese de bazı çalışmalarda kan basıncını düşürücü etkinin olduğu düşünülmektedir. Bu noktada ana etkinin uzun zincirli omega 3 yağ asitlerinin kan basıncını düşürmesi sonucu olduğu tespit edilmiştir.
Damar sertliği (Ateroskleroz): Japonya’ da yapılan bir çalışmada Karotis (Boyun arteri) kalp atar damarı kalınlaşmasının (IMT) balıkçı kasabalara kıyasla çiftçi köylerdeki insanlar arasında daha yaygın olduğu bulunmuştur. IMT’nin plazmadaki uzun zincirli omega 3 çoklu doymamış yağ asitleri miktarıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu ilişki ayrıca, haftada 2’den fazla balık ya da 1’den fazla yağlı balık yiyen menopozdaki kadınlarla ve daha az balık yiyen kadınlar kıyaslandığında da görülmüştür. Fazla balık tüketen kadınlarda az tüketenlere kıyasla; stenoz (daralma)da azalma, koroner atardamar genişliğinde küçük miktarda bir azalma ve daha az yeni lezyonlar görülür.
Kandaki lipit miktarı: Kandaki trigliserolmiktarının balık tüketimiyle azaldığı birçok çalışmada görülmüştür. Bunun temel nedeninin balıktaki uzun zincirli omega-3 ÇDYA miktarı olduğuna inanılır.
Kan pıhtılaşması: Yağlı balık tüketimi ile bünyeye alınan EPA ve DHA’nın pıhtılaşma üzerine negatif etkisi olduğu ve kanama süresini uzattığı bilinen bir olgudur. Felç riskini ortaya çıkaran trombosit kaynaklı pıhtı oluşumunu azaltıcı etkisi olduğu da bir gerçektir. Genetik açıdan soy ağacında halk arasında pıhtı atma olarak bilinen felç ve damar tıkanıklığı sonucunda hayati riskle sonuçlanabilen rahatsızlıklarda balık tüketiminin faydalı olduğu ve pıhtı oluşum riskini azaltıcı etkinin tespit edildiği unutulmamalıdır.
Kanser: Literatürde balık tüketiminin kanser riskini azaltması ile ilgili net bir sonuç olmamasına karşın 2007 yılında yapılan bir açıklama ile Dünya Kanser Araştırma Vakfı balık tüketiminin kalın bağırsak kanserine karşı koruduğuna dair sınırlı bilgi olduğu sonucuna ulaştığını açıklamıştır.
Romatizmal iltihap: Balık tüketiminin romatizmal iltihabın başlama aşamasında etkisinin olduğuna dair ve yağlı balık tüketiminin meyve ve sebze tüketiminde olduğu gibi koruyucu etkilerinin olduğuna dair kanıtlara rastlanmıştır.
Alerji: Küçük çocuklarda bilhassa dört yaşına kadar düzenli balık tüketiminin alerji riskini azalttığı görülmüştür. Solunum kaynaklı alerjilerin oluşum riskini azaltılmasına yardımcı olduğu sanılmaktadır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken konu birey ve çocuklarda balığa ve su ürünlerine karşı oluşabilecek alerjiler ve hassasiyetlerdir.
Hamilelik: Gerek bebeğin gelişimi gerek ise erken doğum riskinin azaltılması açısından balık tüketmenin faydaları tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalarda hiç balık tüketmeyen bireylerde erken doğum riskinin önemli bir faktör olarak karşımıza çıktığı tespit edilen bir sonuçtur. Birçok çalışma annenin hamilelik esnasında balık tüketmesinin çocuğun astım, gıda, polen ve egzama için alerjik hassasiyetleri taşıma risklerini azaltmasıyla ilişkili olduğunu göstermiştir. Haftada en az 2 kez balık yiyerek, sağlıklı bir yaşam mümkün.
Kaynak: M. Tolga Dinçer & Şükran Çaklı

Balık sezonunun açılmasıyla birlikte, bu yüksek kaliteli protein kaynağına oldukça hesaplı şekilde ulaşılabiliyor. Hamsi ve sardalya 50 lira ile 70 lira aralığında, büyüklüğüne göre 1 kilogram levrek 200 lira ile 240 lira aralığında, 1 kilogram çipura 140 lira ile 210 lira aralığında, 1 kilogram Türk somonu 170 liradan satılıyor. Bir kilogram balık dört kişilik bir ailenin bir öğününü rahatlıkla karşılıyor. Üstelik farklı pişirme yöntemleriyle her damak zevkine uygun yemekler yapmak mümkün. Kişi başı tüketim ortalaması Avrupa ülkelerinde 25 kilogram, Japonya’da 80 kilogram, Türkiye’de ise 8 kilogram.

Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi olarak kabul edilen balığın daha çok tüketilmesi sağlıklı nesillerin yetişmesi için oldukça önemli. Balığın faydaları uzmanların değerlendirmesi ile şöyle:

Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri, büyüme ve gelişim için gerekli olup sağlığın korunmasında etkilidir. Vücut tarafından üretilemeyen bu iki yağ asidi grubu, vücuda alındığında daha uzun zincirli yağ asitlerine dönüştürülebilir.

Daha uzun zincirli yağ asitleri ise prostaglandin gibi hormonların habercisi olan eikosanoidlerin yapı taşlarını oluşturur. Hormon benzeri bu maddeler, hücre zarı oluşumunda etkilidir ve kan pıhtılaşması, yaraların iyileşmesi ve inflamasyonda görev alır. Vücudumuza bu nedenle uzun zincirli Omega-3 yağ asitlerini, tükettiğimiz gıdalarla birlikte doğrudan almamız gerekir. En zengin Omega-3 ve Omega-6 kaynakları yağlı balıklardır.

Koroner kalp rahatsızlıkları: Omega-3 yağ asitlerinin kalp hastalıklarına karşı koruma sağladığı kanıtlanmıştır. Örneğin balık tüketiminin yüksek olduğu Japonya gibi ülkelerde kalp hastalığı oranı oldukça düşüktür.

Düzenli balık tüketimi, kandaki trigliserit seviyelerinin azalmasına yardımcı olur ve kanda daha düşük bir pıhtılaşma potansiyeli sağlar. Yapılan çalışmalar balık tüketiminin koroner kalp rahatsızlıkları kaynaklı ölüm riskini, hiç balık tüketmeyenler ile kıyasladığında %11-17 oranında düşürdüğünü göstermektedir.

Felç (İnme): Tükettiğimiz gıdalardaki başlıca omega-6 yağ asitleri; linoleik asit, linolenik asit ve araşidonik asittir. Başlıca omega-3 yağ asitleri ise alfalinolenik asit, eikosapentaenoik (EPA) ve dokosaheksaenoik (DHA) asittir. Bunlar arasında DHA, beynin normal gelişimi ile göz ve sinir sisteminin gelişimini desteklerken, EPA ve DHA birlikte kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olmaktadır Yapılmış olan çalışmalarda ayda 1-3 porsiyon balık tüketen hastalarda hiç balık ve su ürünleri tüketmeyen hastalara oranla felç riskinin %12-13 azaldığı tespit edilmiştir. Diğer yandan aynı etkinin beyinde damar tıkanıklığı kaynaklı inmelerde etkili olduğu ve riski azalttığı belirlenmiştir.

Kalp Aritmi: Bilim adamları yaptıkları çalışmada haşlanmış ve fırınlanmış balık türleri tüketen kişilerde (kızartılan balıklar hariç) kalp ritmi konusunda pozitif etkiler tespit etmiştir. Aritmi hastalarında bilhassa anormal kalp ritmi aktivitesi olarak tanımlanan (atrialfibrillation) kalp atışlarının azaldığı görülmüştür.

Kan basıncı (Tansiyon): Balık tüketiminin hipotansif etkisi çok önemli bir etki olarak görülmese de bazı çalışmalarda kan basıncını düşürücü etkinin olduğu düşünülmektedir. Bu noktada ana etkinin uzun zincirli omega 3 yağ asitlerinin kan basıncını düşürmesi sonucu olduğu tespit edilmiştir.

Damar sertliği (Ateroskleroz): Japonya’ da yapılan bir çalışmada Karotis (Boyun arteri) kalp atar damarı kalınlaşmasının (IMT) balıkçı kasabalara kıyasla çiftçi köylerdeki insanlar arasında daha yaygın olduğu bulunmuştur. IMT’nin plazmadaki uzun zincirli omega 3 çoklu doymamış yağ asitleri miktarıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu ilişki ayrıca, haftada 2’den fazla balık ya da 1’den fazla yağlı balık yiyen menopozdaki kadınlarla ve daha az balık yiyen kadınlar kıyaslandığında da görülmüştür. Fazla balık tüketen kadınlarda az tüketenlere kıyasla; stenoz (daralma)da azalma, koroner atardamar genişliğinde küçük miktarda bir azalma ve daha az yeni lezyonlar görülür.

Kandaki lipit miktarı: Kandaki trigliserolmiktarının balık tüketimiyle azaldığı birçok çalışmada görülmüştür. Bunun temel nedeninin balıktaki uzun zincirli omega-3 ÇDYA miktarı olduğuna inanılır.

Kan pıhtılaşması: Yağlı balık tüketimi ile bünyeye alınan EPA ve DHA’nın pıhtılaşma üzerine negatif etkisi olduğu ve kanama süresini uzattığı bilinen bir olgudur. Felç riskini ortaya çıkaran trombosit kaynaklı pıhtı oluşumunu azaltıcı etkisi olduğu da bir gerçektir. Genetik açıdan soy ağacında halk arasında pıhtı atma olarak bilinen felç ve damar tıkanıklığı sonucunda hayati riskle sonuçlanabilen rahatsızlıklarda balık tüketiminin faydalı olduğu ve pıhtı oluşum riskini azaltıcı etkinin tespit edildiği unutulmamalıdır.

Kanser: Literatürde balık tüketiminin kanser riskini azaltması ile ilgili net bir sonuç olmamasına karşın 2007 yılında yapılan bir açıklama ile Dünya Kanser Araştırma Vakfı balık tüketiminin kalın bağırsak kanserine karşı koruduğuna dair sınırlı bilgi olduğu sonucuna ulaştığını açıklamıştır.

Romatizmal iltihap: Balık tüketiminin romatizmal iltihabın başlama aşamasında etkisinin olduğuna dair ve yağlı balık tüketiminin meyve ve sebze tüketiminde olduğu gibi koruyucu etkilerinin olduğuna dair kanıtlara rastlanmıştır.

Alerji: Küçük çocuklarda bilhassa dört yaşına kadar düzenli balık tüketiminin alerji riskini azalttığı görülmüştür. Solunum kaynaklı alerjilerin oluşum riskini azaltılmasına yardımcı olduğu sanılmaktadır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken konu birey ve çocuklarda balığa ve su ürünlerine karşı oluşabilecek alerjiler ve hassasiyetlerdir.

Hamilelik: Gerek bebeğin gelişimi gerek ise erken doğum riskinin azaltılması açısından balık tüketmenin faydaları tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalarda hiç balık tüketmeyen bireylerde erken doğum riskinin önemli bir faktör olarak karşımıza çıktığı tespit edilen bir sonuçtur. Birçok çalışma annenin hamilelik esnasında balık tüketmesinin çocuğun astım, gıda, polen ve egzama için alerjik hassasiyetleri taşıma risklerini azaltmasıyla ilişkili olduğunu göstermiştir. Haftada en az 2 kez balık yiyerek, sağlıklı bir yaşam mümkün.
Kaynak: M. Tolga Dinçer & Şükran Çaklı