Hale Caneroğlu: Büyük bir enkazdan son model bir jet yarattım

Hayatını tamamen değiştiren Hale Caneroğlu ile oyunculuğu neden bıraktığını ve ‘mutluluk öğretmenliği’ olarak tanımladığı yeni kariyerini konuştuk

08 Aralık 2018, Cumartesi 15:02
A A
Hale Caneroğlu: Büyük bir enkazdan son model bir jet yarattım

RÖPORTAJ: IŞIL CİNMEN

isil.cinmen@posta.com.tr

Fotoğraflar: Bahadırhan ERKOÇ

Diyor ki: “14 yıl önce Gülse Birsel, Yaprak karakterini önüme koyduğunda bakakaldım: Yogacı, reiki’yle uğraşan, parapsikolojiyle ilgili, kişisel gelişim işlerine takık, vejetaryen biriydi. Çoğunun anlamını bile bilmiyordum.” Hale Caneroğlu, 190 bölüm oynadığı Avrupa Yakası’ndaki beyaz tenli, turuncu saçlı Yaprak’la birlikte kendini tüm ülkeye sevdirdi, tanınan bir oyuncu olma hayalini gerçekleştirdi. Ama sonra bir anda hayatını gözlerimizin önünden çekti.

Işıklardan ve şöhretten vazgeçti, izini kaybettirdi. Çünkü kendi deyimiyle, aynaya baktığında ‘hayallerini gerçekleştirmiş bir enkaz’ görüyordu karşısında. Paranın ve ünün mutluluk getireceğine inandığı derin uykusundan uyandı, yaşamının direksiyonunu eline aldı ve yönünü tamamen değiştirdi.

Mutsuzluğunun sebeplerini anlayabilmek için kişisel gelişim dünyasına adım attı, yıllarca eğitimler aldı. Ve hayatının amacını buldu: Mutlu olmayı öğretmek! Hale Caneroğlu ile yeni kariyerini konuştuk, yani mutluluk öğretmenliğini!

Sizi görmeyeli yıllar oldu. Nerelerdeydiniz?

Dünyamı değiştirmekle meşguldüm.

Hikaye nedir? Ne oldu da Türkiye’nin sevilen yüzlerinden biriyken direksiyonu çevirdiniz?

Ünlü, başarılı, sevilen, sayılan herkesin tanıdığı biri olmak benim çocukluk hayalimdi. Galatasaray Üniversitesi’nde Sinema Televizyon okurken başladım ufak ufak kamera önü işlere. Sonra beş kuruş param yokken bastım New York’a gittim, oyunculuk dersleri almak için. Temizlikçilik yaptım, yatılı dadı oldum, duvar boyadım, köpek gezdirdim, gece kulüplerinde vestiyer kızı oldum…

Hepsi hayalinize ulaşmak için ödediğiniz bedellerdi…

Evet. Okulu aksatmadan yaptığım bunca işe rağmen yine açlık sınırındaydım. New York bittikten sonra İstanbul mücadelem başladı. Biz Samsunluyuz, İstanbul’da ev yok. Yine param yok. Arkadaşlarımın salonunda yatıyorum. Tüm bu zorlukları çekiyorum. Neden? Çünkü ancak başarılı bir oyuncu olduğumda mutlu olacağıma inanıyorum.

Ve o oyuncu oldunuz…

‘Avrupa Yakası’ başladı ve dizi patlayınca biz de patladık. Üç ay içinde Türkiye’nin en sevilen, sayılan, ünlü genç yüzlerinden biri olmuştum. Sokakta yürüyemiyordum.

Ama…

Tam bir enkazdım. Başarı, ün, şöhret, takdir ve para geldi ama huzur ve mutluluk gelmedi. Panik ataklar, öfke, huzursuzluk… Kafamı duvarlara vurdum. “Hani insanlar beni tanıyıp sevince ben de iyileşecektim” diye... Asıl sorunumun bu olmadığını anladım.

Aşağılanmış ve dışlanmış bir çocuktum

Neydi peki?

Bir uçak kazasında enkazın sebeplerini öğrenmek için kara kutunun içindeki kayıtlar deşifre edilir ya… İşte hepimizin içinde kayıtlarla dolu bir kara kutu var. Olumlu ve olumsuz tüm kayıtların olduğu yer…

Sizin ün ve mutluluğu yanlış şekilde eşleştirmenizi sağlayan kaydınız neymiş?

Ben dışlanmış bir çocuktum. Almanya’da bir Türk olarak doğdum. Küçükken ırkçılığa maruz kalmış, dışlanmış, aşağılanmış, değer görmemiş bir kız çocuğu vardı içimde. Büyük umutlarla Türkiye’ye gelince de ‘Almancı’ damgası yemiş bir çocuk. Dokuz yaşındaki Hale, saygı görmek için başarılı olması gerektiğine inanmış. Hep çok başarılı bir öğrenci oldum. O kadar çalışıyordum ki lisede sürmenaj teşhisi koydular. Mutlu olmak için sürekli başarılı olmamı şart koşan bir virüs girmişti içime ve yenmem uzun zaman aldı.

Aslında mutsuzluğunuz sizi uyandırmaya yarayan bir işarete hatta hediyeye dönüşmüş…

Ne güzel bir okuma… Evet, yaşam koçuna ilk olarak ilişkilerimde yaşadığım sorunlarla gittim. Sonra işteki sorunlar, kararsızlıklarım... Mutsuzluklarımı yaşam koçlarıyla çalışmaya başladım, eğitimler aldım. 10 yılın sonunda artık başka birisiydim. Altı yıl önce hem sahneyi hem de oyunculuğu bıraktım.

‘Önce mutluluk, sonra başarı’ mottosunu benimsedim. Ve hayatımı buna adadım. Şimdi kitlelere kişisel gelişimi ve mutluluğu anlatıyorum. Değişip dönüşmeleri için onlara cesaret veriyorum. İnsanlara nasıl mutlu olacaklarını öğretmeye çalışıyorum.

Bir mutluluk öğretmeni! Heyecan verici. O zaman söyleyin: Nasıl mutlu olunur?

Önce ben sana bir soru soracağım: Sence dış faktörlerin mutluluğumuz üzerinde ne kadar etkisi var? Arkadaşlar, ülke, iş... Aklına gelen bütün dış faktörler. Sence yüzde kaç?

En az yüzde 70 veririm!

275 bin kişiye elektrotlar takılarak yapılan bilimsel araştırmalar, dış faktörlerin kişinin mutluluğundaki etkisinin sadece yüzde 10 olduğunu kanıtladı. Sadece yüzde 10! Yani 90’ı senin elinde. Bu ne demek? Arkadaş! Mutluğundan sen sorumlusun! Huzur ve mutluluk içsel dünyamızla alakalı.

‘Sen Değiş Dünyan Değişsin’i kurdunuz ve hem bireysel koçluk hem de kurumsal firmalarda gruplara eğitimler veriyorsunuz. Nasıl bir yol izliyorsunuz?

Aslında basit. Dişçiye gidersiniz ve çok güzel bir gülüş istersiniz ama çürükleriniz vardır. Dişçi çürükleri temizlemeyip kaplama yaparsa dipte ne olduğunu bilemezsiniz. Dişler tekrar çürür. Panoramik bir röntgen çekip neler olup bittiğini tespit etmek gerekiyor. Ben de ön görüşme yapıyorum ve sorular soruyorum.

Sayfalarca not alıyorum. Özel bir testim var, onu yapıyorum. Hayallerini öğreniyorum. Kişisel gelişim ve psikoloji dünyasında insanların ihtiyacı olduğu seviyeye göre yardım almaları gerekiyor. Ben herkese yardım edemiyorum. Danışana yardım edemeyecek durumdaysam da profesyonel bir psikoloğa yönlendiriyorum.

Dansa ilk kalkan o ‘deli’ mutluluk lideridir

Yani düşerken tutuyorsunuz…

Danışanlarımın olumsuz kayıtlarını keşfetmesine yardım ediyorum. Sonra da onlardan kurtulup potansiyelini ortaya çıkararak mutlu olacağı hayatı yaratacak yeni programlar yüklemek için yola çıkıyoruz. En büyük gücüm kendi deneyimim. Büyük bir enkazdan son model bir jet yarattım.

Uzmanlığınız tam olarak ne?

Bireysel yaşam koçluğu, öğrencilere ‘başarılı ve mutlu bir kariyerin sırrı’ konulu konuşmalar yapıyorum. Üst düzey CEO’lara konuşma koçluğu yapıyorum. Uzmanlığım iş hayatında mutluluk üzerine. Takımlara daha mutlu bir çalışma ortamı yaratmak için davranış değişikliği eğitimi veriyoruz. Pozitif sosyal aykırılığı öğretiyoruz.

O da ne demek?

Bir partide dans etmek için ortaya ilk atlayan vardır ya… Ortaya atlayan o ‘deli’ mutluluk lideridir. Herkes önce güler, çekinir ama onun sayesinde ortaya atlamaya cesaret eder. İşte onun yaptığı pozitif sosyal aykırılıktır.

İNSAN 7'SİNDE NEYSE 70'İNDE O DEĞİLDİR

Bizi okuyanlara bir mesaj gönderin lütfen…

Hepimizin içinde muhteşem bir potansiyel var. Kendimize acımaktan vazgeçelim. Bilim, mutluluğu ‘Bireyin kendisi ve hayatıyla ilgili iyi hissetme hali’ olarak tanımlıyor. Mutluluk her daim neşeli olmak demek değildir.

Hayatın dibe vurduğunu hissettiğinde şükredecek tek bir şey bulabiliyor musun? Mutluluk onu görebilme, tutkunu ve amaç duygunu bulabilmektir. İnsanlara mutluluk için ilham vermek benim hayat amacım.

Ben ‘İnsan 7’sinde neyse 70’inde odur’ düşüncesine karşı savaşıyorum. Çok mesaj alıyorum. Maddi durumu iyi olmayan ama yardımıma ihtiyacı olan birçok insan var. Hepsine duyurmak istiyorum: Çok az kaldı. Bir ay içinde YouTube kanalım açılıyor. Düşük ücretli online eğitimler vereceğim.


SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.