‘Her gün mutlaka ağlayacak bir şey bulurum’ diyen Gökçe: Empati kraliçesiyim

‘Her gün mutlaka ağlayacak bir şey bulurum’ diyen Gökçe: Empati kraliçesiyim

2007’de ilk albümü ‘Böğürtlenli Reçel’ ile hayatımıza giren Gökçe ‘Tuttu Fırlattı’ gibi şarkılarıyla yerini sağlamlaştırdı. 2014’te diş hekimi Bülent Gençer ile evlenerek Marmaris’e yerleşen müzisyen son teklisi ‘Eyvallah’ ile karantinadan bunalanların sesi oldu. Uğur Alkapar / ugur.alkapar@posta.com.tr

13 Şubat 2021, Cumartesi 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Son şarkın Eyvallah’ı yazdın, besteledin ve düzenledin. İlk aranjörlüğün mü?

Daha önceki şarkılara da çok müdahale ediyordum. İnsan beste yapınca o şarkı kafanızın içinde çalıyor. Artık evde olduğumuz için ve nota bildiğimden ben yaptım. Zaten davulcuyum. Dolayısıyla hemen ritmine karar veriyorum, daha sonra gerisi geliyor.

Şarkının her şeyini böyle kendin yapman daha mı kolay, daha mı az maliyetli?

Evde pijamayla kayıt almak, yatağında şarkıyı yaratmak, evinde vokal okumak harika ama kesinlikle zor. Bir şarkıyı düzenlemeyle rezil de edebilirsiniz vezir de. Yine canlı çalımlar vs. oluyor. Maliyet olarak sadece aranjör payı olmuyor.

Şarkıda dediğin gibi Karadeniz turuna çıkmayı planlarken markete kadar gidebildiğimiz günlere razı olduk. Bu dönem seni nasıl etkiledi?

İlk 2 ay şok dönemiydi benim için. Korku, belirsizlik, araştırma, endişe... Sonraları biraz daha öğrenince artık kabullenme dönemi başladı. Kabullenince üretmeye, kendimi geliştirmeye başladım. Mesela saksafon öğreniyorum. Bu dönemde herkesin yaşadıkları farklı. Kimisi ailesinden sevdiklerini kaybediyor, kimisi benim gibi hala hafife alıyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Yılmadan ayağa kalkıp sabretmek gerekiyor fakat umarım her türlü iş alanlarına adaletli bir davranış sergilenir. İnşallah bir an önce tüm dünya bu durumdan kurtuluruz. Hastalara acil şifalar diliyorum.

Müziğin de artık satışlarla değil, tıklarla, takipçi rakamlarıyla ölçüldüğü bir dönemdeyiz. Bu durum müzisyenlerin yaratıcılığını etkiliyor mu?

Bazen bir kırgınlık oluyor fakat şöyle durumlar da var: Tıklanma beğenilme demek değil. Çok dikkat çekici bir kapak vardır, tıklarsın ama nefret eder çıkarsın o videodan. Bu değersiz bir durum ama kim istemez ki emek verdiği şey bolca tıklanmasın? Çünkü tıklanma demek o emeğinin yayılması demek. Gündemde olan sound hoşunuza gitmişse biraz tarzınızın içine katarsınız. Fakat hoşunuza gitmemesine rağmen katarsanız o iyi bir şey değil.

Bir müzisyen olarak, Youtuber’ların yaptıkları şarkıların ülkemizin en efsane şarkıcılarının işlerinden bile daha çok izlenmesine içerliyor musun, üzülüyor musun?

Bir Youtuber aynı zamanda müzisyen değilse, hiçbir zaman bir müzik dinleyicisi onun konserine gitmez. Ya da evinde onu dinlemez. Milyonlarca kişiden oluşan kitlesi onu sadece yakından görmeye giderler, güzel bir konser geçirmeye değil. Genelde küçük çocuklar abisi, ablasıymış gibi acayip bir bağ kuruyorlar aralarında. Yani müzik emekçileriyle kıyaslanacak bir durum değil.

Dışarıdan bakıldığında sıcak, tatlı, eğlenceli ve samimi görünüyorsun. Bu gerçek mi yoksa imaj mı?

Samimi bir insanımdır ama suiistimal edildiğimi hissettiğim anda oradan uzaklaşırım. Pozitif olmadığım zamanlarda ise kimseyle görüşmemeyi tercih ederim. Aşırı duygusalımdır. Her gün mutlaka ağlayacak bir şey bulurum, empati kraliçesiyim.

Mutfakta, ütü yaparken verdiğin pozlar çok konuşulmuştu. Sosyal medyadan verilen mesajlar yerine ulaşıyor mu?

Evde çekilmiş olan o fotoğraf serisi çok konuşulmuştu. Bayılırım değişik şeylere. Aşka ve hayallere dalmış bir ev hanımının gelişigüzel ev işi yapması ve sakarlıkla sonuçlanmasını çekmek keyifliydi. Sosyal medyayı mesaj vermek için kullanıyorum fakat elimden geldiğince insanlara laf sokmadan ve can acıtmadan. Çünkü bir iki kere yanlış anlaşıldım. Kavga etmek benlik değil. Artık sadece kendim, doğa ve canlılarla ilgili mesajlara devam ediyorum.

Kariyerine rock’çı olarak başladın, Balkan esintili şarkılarla devam ettin...

Evet çünkü büyüyorum, yaş alıyorum. Her geçen sene zevklerim değişiyor. Bu da müziğime yansıyor. Rock ağırlıkta müzik yapıyordum, sonra davulda hiphop öğrenmeye başladım ve müziğime kattım. Daha sonra sokak müziğine merak saldım. Rusya, Sırbistan, sonra onları kattım. Türk sanat müziği aşığıyım, bazen vokal nağmelerimde onlar var. Sonuç: Gökçe

Kaç yıldır davul çalıyorsun? Kliplerde hep cici cici vuruyorsun bagetleri. Bir Metallica şarkısı olsa da şu davulları patlatsam dediğin oluyor mu?

Kliplerde cici vuruyorum çünkü senkron tutmaz. Bir de etraftan rahatsız olurlar. Benim tuşem (dokunuş, vuruş) serttir. 17 yaşımdan beri davulla haşır neşirim .

Seni seksi bulan da var, şirin bulan da. ‘Gökçe’ imajı için çaba gösteriyor musun?

Hiç çaba göstermiyorum. İçimde bir sürü Gökçe var. Bazen onun enerjisi çıkıyor, bazen ötekinin.

Sahnede ve kliplerde kılık kıyafetin pek sıradan değil. Günlük hayatında da öyle misin?

Normalde de enteresan giyinmekten çok hoşlanırım. Doğal takılırım. Yalınayak yürümekten çekinmem. Rahatıma güzel olmaktan daha düşkünümdür.

Marmaris’te hayat nasıl? Hangi sıklıkta İstanbul’a geliyorsun?

Ben 14 yaşımdan beri yazlıkçıyım o yüzden buralı gibi hissediyorum kendimi. Daha sonra evlenince burada daha sık olmaya başladım. Kışları her ay mutlaka bir on gün İstanbul’da oluyordum, malum iş güç. Ama bir senedir Marmaris’teyim. Buranın doğası havası müthiş ama ben İstanbul’a da düşkünümdür. Sevdiklerim orada. Ortaköylüyüm, çok düşkünümdür mahalleme, esnafıma. Benim çocukluğumu bilirler. Oradaki evimizi de çok severim. Özlüyorum ama bir orası bir burası şeklinde yaşamak en güzeli.

Yarın Sevgililer Günü’nde ne yapacaksınız?

Sevgililer Günü’nü kutlamıyorum. Hiç kutlamadım. Kutlamayı da düşünmüyorum. Hiç öyle romantik bir 14 Şubat anım da olmadı.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER 'Dudaktan Kalbe'nin Melek'i Leylifer Kızgınyürek genç kız oldu!