Herkes batı müziği söylerken kantoyu yaşattı

Herkes batı müziği söylerken kantoyu yaşattı

Tuluat tiyatrosunda oyundan önce kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteriydi kanto. Büyük ve Küçük Amelya Hanımlar, Büyük ve Küçük Virjin Hanımlar, Tereza Hanım, Madam Pepron 1930'ların kantocularıydı. 39 yıl sonra Nurhan Damcıoğlu kanto söyledi. Bu sayede kendi adını da unutulmazlar arasına yazdırdı

19 Ocak 2014, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Nurhan Damcıoğlu, 29 Ağustos 1941 tarihinde Ankara’da doğar. Babası Mustafa Bey’in açık hava sineması vardır. Annesi Hafize (Ürper) Hanım ise Ankara Devlet Tiyatrosu terzisidir. Hafize Hanım evlendiğinde 16 yaşındadır. İkişer yaş arayla 9 çocuk doğurmuştur. 7 erkek 3 kız. Bundan sonrası filmlere taş çıkartacak cinsten. Nurhan Damcıoğlu röportajlarında şöyle anlatır:

“Babam hep şehirler arası çalışıyor, annem nasıl büyütsün o kadar çocuğu? Çok zor geçiniyoruz. Bu şartlarda babam 3 erkek kardeşimi (Burhan, Ayhan ve İlhan) Keçiören Çocuk Esirgeme Kurumu’na vermiş. 6 ve 7 yaşlarındaki Burhan ve Ayhan yuvadan kaçmış, trenle Adana’ya giderken yakalanmışlar. Bir erkek kardeşim de zengin bir ailenin yanında büyüdü.” O kardeş o zaman 1 yaşındadır ve adı İlhan’dır. Yeni ailesi adını Necdet koyar. Necdet Badem olur. Gerçek, Necdet Badem’i evlat edinen ailenin vefatıyla ortaya çıkar. Kardeşler yıllar sonra biraraya gelir. Necdet Badem. Adını tekrar İlhan olarak değiştirir; İlhan Damcıoğlu olur...

Röportaj: Seral CUMALI

Kantoyu ilk Toto Karaca’dan dinledi

Nurhan Damcıoğlu; röportajlarında şöyle anlatır: “Ben 3-4 yaşında annemin kucağında gidermişim babamın sinemasına. Babam bana ‘Sarıkız’ dermiş. Anneme benziyormuşum, keklik gibi sekerdi. Ondan görmüştüm dans etmeyi... Ablam Ankara Devlet Tiyatrosu’nun çocuk bölümüne çağrılmıştı. Eteğine yapışıp ‘Ben de geleceğim’ diye tutturdum ve o gün Radyo Çocuk Kulübü Korosu’nda görev aldım. Orada Avrupa’dan gelen Madam Marga’nın derslerini kenardan izleyerek baleye de başladım. 8 yaşında Çocuk Tiyatrosu’ndaydım. Hiç oyuncakla oynamadım. Çünkü vaktim olmadı.” Nurhan Damcıoğlu Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan İstanbul Devlet Tiyatrosu’na geldiğinde 17 yaşındadır. O günleri şöyle anlatır bir röportajında: “Çolpan İlhan ile Sadri Alışık’ın yanında kaldı. Rıza Silahlıpoda’dan ders aldım. Ajda Pekkan’dan şarkılar öğrendim.” Bu arada çeşitli tiyatrolarda sahneye çıkar. İlk kez kantoyu, tiyatrosunda oynadığı Toto Karaca’dan dinler. “Manevi babam” dediği Mücap Ofluoğlu’nun teşvikiyle 1968’de kanto söyler. 1969’da az para kazandığı tiyatroya ‘tamam’ der ve tuluat tiyatrosunun son temsilcisi İsmail Dümbüllü, Naşit Bey’in torunu Niko, Atatürk’ün huzurunda piyano çalan ilk kadın olan Anjel Hanım, tangonun önemli ismi Fehmi Ege’nin yardımıyla ‘Kulüp 12’de 1930’ların kantosunu modernize ederek söyler. Nurhan Damcıoğlu; “Kantoları Niko’dan, Anjel Hanım’dan, tromboncu Tahsin’den, İzmir Radyoevi arşivlerinden bulup yeni düzenlemelerle bugüne taşıdım” diye anlatır. Kısa sürede Maksim, Lunapark, Çakıl gazinolarının kadrosuna girer.

Sahnede şen şakrak gerçekte ciddi

Nurhan Damcıoğlu 2 kere evlenir. İkinci eşi oyuncu Atilla Olgaç’la 10 yıl evli kalır. “Çocuk doğurmak istedim olmadı, sahne hayatım izin vermedi. İsviçre’de sahnede düşük yaptım” diye anlatır. Uzun zamandır İzmir’de yaşıyor Nurhan Damcıoğlu. Yaşamayı tercih ettiği İzmir’i; ‘Saf, temiz ve güleryüzlü insanların şehri’ diye tanımlıyor. Kendisini ise,“Sahne dışında ciddi bir kişiliğim var. Bazıları çekinir, ‘Selam verelim mi, vermeyelim mi?’ diye anlatıyor. Sahneye çıktığım zaman başka biri oluyorum. Hiperaktif bir kadınım. Ciddi bir kaza geçirmiştim; ameliyattan sonra platin çivilerimi çıkardım ve sahneye çıkıp şov yaptım. Duramıyorum. Dans etmek, şarkı söylemek için doğmuşum. Sokakta sahnedeki gibi dolaşsam ‘Deli’ derler! Sahnede şen şakrak bir kadınken, gerçekte tutucuyum. Zırhımı geçiririm üzerime, kimse yaklaşamaz. Belki fazla koruyorum kendimi...”

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder