İlişkiler artık neden çabuk bitiyor?

İlişkiler artık neden çabuk bitiyor?

Aşk Doktoru Mehmet Coşkundeniz; "Kadınlar, Erkekler ve Aşk" özel ekinde Posta okuyucuları için anlattı...

10 Temmuz 2020, Cuma 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

SADAKATSİZLİK

Kimse kimseye sadık değil artık. Erkekleri de gömmüyorum, en az erkekler kadar kadınlar da sadakatsiz. Neden? Çünkü seçenek çok artık. Teknoloji sayesinde erişemeyeceğimiz kimse yok. İlişkimizden azıcık sıkılsak hop hemen başka birini arıyoruz. Aslında aramaya bile gerek yok, şıp diye buluyoruz.

DUYGUSUZLUK

Ne duygularımızı dinliyoruz ne de açıkça dile getirebiliyoruz. Sevgimizi, sevdiğimiz kişiyle bile paylaşmıyoruz. Korkuyoruz, reddedilmekten, içimizdeki duyguların örselenmesinden. Oysa karşımızdakine sevdiğimizi söylemediğimizde, duygularımızı dile getirmediğimizde ilişkimizin yürümeyeceğini bilmiyoruz. Ben söyleyeyim, yürümez.

ANLAMAZLIK

Empati, herkese çok sempatik bir kelime olarak geliyor ama ne yazık ki anlamını kimse bilmiyor. Kendimizi karşımızdaki insanın yerine koymuyoruz kısacası. Onun söylediklerini anlamıyoruz, anlamak istemiyoruz. Kendi egolarımızın doğrultusunda hareket ediyoruz ve böyle yaptığımızda da sonunda çuvallıyoruz.

VURDUMDUYMAZLIK

Tahümmül eşiğimiz artık sıfırın altında. İncir çekirdeğini doldurmayacak meseleleri büyütüp kocaman kavgalar elde ediyoruz. Sonrasında da haklıyı haksızı arama yanlışına düşüyoruz. Yahu haklı olsan ne olacak, ilişkin gitmiş... “Aman biterse bitsin” vurdumduymazlığı sarmış dört yanımızı. Nasılsa başka seçenekler var değil mi?

KOLAYCILIK

İlişkilere emek vermek, özveride bulunmak, sevgimizi, aşkımızı, sevdamızı yaşatmak diye bir amacımız olurdu eskiden. Şimdi nerede... En kolayı “Giden gitmiştir, gittiği gün bitmiştir” gibi salak saçma ergen klişelerinin arkasına sığınmak. Giden gider de, gittiği gün sen bitersin asıl a benim akıllım...

İHMALCİLİK

Yarını düşünmekten bugünü, işimizi düşünmekten özelimizi, başkalarını düşünmekten kendimizi ihmal eder olduk. Tüm bu ihmalcilik içinde sevgilimizi de kıyıya köşeye attık. “Nasıl olsa sevgilim” dedik, iyi halt ettik. Oysa sevgilimize birinci önceliği vermiş olsaydık, şimdi yapayalnız kalmazdık.

BENCİLLİK

Varsa “Ben”, yoksa “Ben”... Her şey gurur meselesi... Özür dilemek zayıflık... Affetmek saçmalık... Kırıcı cümleler kullanarak benliğimizi koruma altına aldığımızı sanıyoruz. Elimizdekiyle yetinmek yerine egomuzu şişirecek başka oyuncaklar arıyoruz. Geriye “Ben” kalıyor, “Biz” olmanın kutsallığı unutuluyor.

SOSYAL MEDYACILIK

Sosyal medya sayesinde kurduğumuz sanal dünyanın esiriyiz hepimiz. Ellerimizde akıllı telefonlar, “O bunu beğendi, bu şu fotoğrafı post etti” derken, karşımızda oturan sevgilimizle bile konuşmuyoruz. İyi de o dünya gerçekten sanal. İnsanın 12 bin, 25 bin, 150 bin arkadaşı olabilir mi? Kurtulun bundan kurtulun.

AŞKSIZLIK

En son ne zaman bütün benliğimizle birine aşık olduk? Seven bir kalbin her şeyden daha üstün olduğunu nasıl unuttuk? Aşkın kendisini yaşamak varken, aşık rolü yapıp sağa sola ne kadar mutluyuz diye rol yapmaktan bıkmadık mı? Aşktan korkmanın dünyanın en büyük saçmalığı olduğunu ne zaman öğreneceğiz sahiden?

YALNIZLIK

Yalnızlığı bir hayat biçimi haline getirmeye başladık. O kadar uzun süredir yalnızız ki, biri hayatımıza girdiğinde tüm düzenimizin alt üst olacağını düşünmeye başladık. Düşünürün dediği gibi; hayatının altının, üstünden daha iyi olmayacağını nereden biliyorsun? Hadi söyle şimdi, “Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız...”

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Evlilikte yıl yıl en kritik dönemler