İstanbul'u en iyi anlatan 10 roman

İstanbul keşke hep o 'bildiğimiz' İstanbul olarak kalsaydı, ancak bu yıllar içinde giderek zorlaştı. Eski haliyle ilgisi kalmayan binalar, değişen meydanlar... Belki de İstanbul'a en son 30 yıl önce gelmiş biri, bugün tekrar gelse kaybolacak. İstanbul'un o en güzel tarafını biz sakinleri göremiyoruz ancak İstanbul'u anlatan kitaplar baki. İstanbul'da geçen romanlar, hep bizimle birlikte. İşte İstanbul'u en iyi anlatan 10 roman!

22 Temmuz 2020, Çarşamba 17:04 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
 Yazarların İstanbul’u

Yazarların İstanbul’u

Bu kitap, İstanbul'un dünü, bugünü ve yarınına dair başka bir pencere açıyor. O pencereden içeriyi seyrederken; İlber Ortaylı ile İstanbul'a "doğru" bakmanın yolunu keşfedecek, Semavi Eyice ile bir zaman tünelinden geçerek tarih öncesinden bugüne İstanbul'u seyre dalacağız. Buket Uzuner ile ilham perisi İstanbul'u yakalamaya çalışacak, Ahmet Ümit'in İstanbul'a dair hayallerinin peşine düşeceğiz. Sunay Akın'la oyundan müzeye kocaman bir dünya olan İstanbul'a bakarken, Muazzez İlmiye Çığ ile İstanbul'u dışarıdan gelenlerin gözüyle göreceğiz. Ara Güler'in kendisini "İstanbul'un simgesi" ilan etmesine tanıklık edecek, Hıfzı Topuz'un Nazım Hikmet'li, Bedri Rahmi'li, Abidin Dino'lu, Fikret Mualla'lı sanat dolu yıllarına göz atacağız. Emre Kongar'dan İstanbul'da yaşama sanatına dair tavsiyeleri alırken, Çetin Altan ile 2112'nin İstanbul'una yolculuk yapacağız. Aydın Boysan ile bir İstanbul sofrasında İstanbul'un mimari serüveninin sohbetine oturacak, Artun Ünsal ile İstanbul'un eşsiz lezzetlerinin tadına varacağız. Ustaların anlatımıyla İstanbul'u okurken, bu kenti tanımanın ve anlamanın büyüsüne kapılacak ve İstanbul hiç bu kadar güzel anlatılmadı diyeceksiniz...

Ağır Roman – Metin Kaçan

Ağır Roman – Metin Kaçan

Güneş buluttan sıyrılırken Kolera'nın âlemci kadınları bir omuz darbesinde yıkılacakmış gibi duran evlerinin önünde oto tamircileriyle, marangozlarla, tornacılarla aslanlar gibi muhabbete koyuldular. Bir yandan da kaynak yaparken elleri titreyen ustalara esrarı daha kallavi içmeleri için zıvana hazırlamaya başladılar. Köylü kadınlar, kocalarının mahalle hakkında anlattıkları korku hikâyelerinden tırstıklarından mahkûmlar gibi camdan bakıyorlardı.

İstanbul Bir Masaldı - Mario Levi

İstanbul Bir Masaldı - Mario Levi

Masal 1920'li yılların İstanbulu’nda başlayıp, 60'lı yılların İstanbulu'nda bitiyor. Mario Levi bir Yahudi ailesinin, 1920-1980 yılları arasında İstanbul’da yaşadıklarını kaleme alıyor. Ailede yaşanan göçler, aileye başka ülkelerden katılanlar, başka ülkelere göç edenler… "İstanbul Bir Masaldı" göçlerle birlikte başka bir ülkeyi, daha da önemlisi kendi ülkesini arama çabasındaki insanların öyküsü. Tam da bu sebeple kitabın asıl kahramanı İSTANBUL, barındırdığı ve yok ettiği “umutlar”la İstanbul. 2000 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü’nü alan "İstanbul Bir Masaldı", 1999 yılında ilk yayımlandığında büyük ilgi görmüştü. "İstanbul Bir Masaldı" için şöyle diyor Levi: “İsteyen, bildiklerini yeniden görmek için, kitabın başındaki ‘sığırcıklar’ bölümünü okumakla yetinebilir... Başkalarını anlamak için bu çaba da yeterli olabilir. Ama kronolojik olarak baştan sona okuduğunuzda farklı bölümlerde, herkes kendine farklı bir öykü de oluşturabilir.”

Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk - İskender Pala

Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk - İskender Pala

Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına…Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem…Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi…Siruş başlıklı murassa hançerin kabzasına parmak izlerini bırakanlar, daha avuçlarının sıcaklığı gitmeden hançer kınında kan biriktiğini bilselerdi…Bağdat, İstanbul, Roma, Paris ve diğerleri; kıyılarına vuran yeni aşkın, bütün eski tarihlerini dolduracak yoğunlukta olduğunu bilselerdi… Bilgeler, katiller, asiller ve sevgililer; ellerinde tuttukları kitabın alev almaya hazır bir aşk külçesine dönüşmek üzere olduğunu bilselerdi…Şair, ipeksi dizeleri arasına hayaller gibi sakladığı şifrelerin hoyrat ellerde ihtirasla parçalandığını, sonsuzluk şarabına kadeh yaptığı gelincik yapraklarının kinle dağıtıldığını bilseydi… Ve şimdi kim bilebilir neler olacağını, Babil uyandığı zaman?!..

 Benim Adım Kırmızı - Orhan Pamuk

Benim Adım Kırmızı - Orhan Pamuk

Orhan Pamuk'un "en renkli ve en iyimser romanım" dediği Benim Adım Kırmızı, 1591 yılında İstanbul'da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder. Eve gelen usta nakkaşlar, babasının denetimi altında Osmanlı Padişahı'nın gizlice yaptırttığı bir kitap için Frenk etkisi taşıyan tehlikeli resimler yapmaktadırlar. Aralarından biri öldürülünce, Şeküre'ye âşık, teyzesinin oğlu Kara devreye girer. İstanbul'da bir vaizin etrafında toplanmış, tekkelere karşı bir çevrenin baskıları, pahalılık ve korku hüküm sürerken, geceleri bir kahvede toplanan nakkaşlar ve hattatlar sivri dilli bir meddahın anlattığı hikâyelerle eğlenirler. Herkesin kendi sesiyle konuştuğu, ölülerin, eşyaların dillendiği, ölüm, sanat, aşk, evlilik ve mutluluk üzerine bu kitap, aynı zamanda eski resim sanatının unutulmuş güzelliklerine bir ağıt.

İstanbul Hatırası - Ahmet Ümit

İstanbul Hatırası - Ahmet Ümit

Tarihî yarımadada işlenen sıra dışı bir cinayet, Başkomser Nevzat’ı harekete geçirir. Katil, avcuna antika bir sikke bıraktığı kurbanın cesedi üzerinden çözülmesini istediği bazı mesajlar vermiştir. Aynı cinayet ritüelinin parçası olmuş kurbanlar peşi sıra gelir; tüm kurbanların elinde bir sikke vardır ve her biri şehrin parlak dönemlerinde yaşamış bir imparatorunun döneminden kalma tarihi bir yapının önüne bırakılmıştır. Kurbanların ortak özelliği, İstanbul’a olan ihanetleridir. Peki katilin özelliği nedir?


Daha Dün - Selim İleri

Daha Dün - Selim İleri

Özlediğim insanlara, özlediğim zamanlara yasemenin, manolyanın, mor menekşenin kokusu karışıyordu. Ayrıldığım o sevgi, arkadaşlık, o aşk ve kardeşlik duygusu, belki bir daha hiç kavuşamayacağım bütün sevinç bir yangınla beni tutuşturuyor, alevlere sarıyor ve hemen yazmaya koyuluyordum. Yazabildiğim sürece, hiçbir mevsimin, hiçbir rüyanın hiçbir zaman sona ermeyeceğini biliyordum.

Garipler Sokağı - Oktay Akbal

Garipler Sokağı - Oktay Akbal

Garipler Sokağı, alaturka bir roman olmaktan uzak. Oktay'ı bir kere Garipler Sokağı'nı Osmanlı gözüyle görmediği, göstermediği için sevmiştim, iki kere sağlam ve sıhhatli Türkçesi için... Bu Türkçe çok şeyi kurtarıyor. Oktay, bu insanları seviyor, size de sevdiriyor. Çizdikleri bizim insanlarımızdır.

Atilla İlhan


Hulki Bey ve Arkadaşları - Yiğit Okur

Hulki Bey ve Arkadaşları - Yiğit Okur

Hulki Bey ve Arkadaşları'nın öyküsü 1955 yılı Eylülü'nün beşinci günü, akşam saatlerinde başlıyor. Geriye dönüşler ve ileriye gidişlerle sürdürülen anlatım, önce on yıl geriye dönüp 1945 yılının karlı bir Ocak gecesinde yoğunlaşıyor; sonra on yıl ileri gelip 1955 yılı Eylülünün altıncı gecesine, Cumhuriyet tarihinde 6-7 Eylül Olayları diye bilinen, hala izleri silinmemiş o toplumsal, siyasal büyük yanılgıya tanıklık ediyor; yirmi yıl sonra 1975 yılının yağmurlu bir Nisan akşamı sona eriyor. Böylece, 'Hulki Bey ve Arkadaşları', roman kahramanlarının otuz yıllık yaşam serüvenini, görsel denecek bir anlatımla yansıtıyor. Arkadaşlık denilen bir tür varolma tarzının özündeki soyut sevgiyi öyküleştirip tanımlıyor. Bir yandan da, olası, basit isteklerin karşı konulmayan bir yazgıyla nasıl yitip gittiğini dile getiriyor. Erotik dokunuşlarla sürüp giden öykü, beklenmedik sürekli olaylar zincirinide, güldüren, gülümseten yapısına karşın, tabanında gizemli bir hüzün estiriyor. Bu ilk romanıyla edebiyat dünyamıza giren Yiğit Okur, bir dönem İstanbul'unun artık anılarda kalmış mozaiğini, rengini, sesini, kokusunu ustaca yansıtıyor; unutulmaya üz tutmuş bir tadı yüzeye çıkarıyor.

 İstanbul İstanbul - Burhan Sönmez

İstanbul İstanbul - Burhan Sönmez

Bir çocuk karanlığa kalmış ve dar sokaklarda yönünü şaşırmışsa orası İstanbul'dur. Eski sevgilisini bulmak için maceraya atılan gencin, siyah tilki kürkünün peşine düşen avcının, fırtınada sürüklenen geminin, dünyayı bir elmas gibi avucuna almak isteyen prensin, boyun eğmemeye yeminli son isyancının, şarkıcılık hayaliyle evden kaçan kızın, para babalarının, hırsızların ve şairlerin vardığı kent İstanbul'dur. Her hikâye burayı anlatır.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Tüm zamanların en düşük bütçeli 10 muhteşem filmi